Geçen Yılın Ardından: 2025 Ekim, Kasım, Aralık

-
Aa
+
a
a
a
""
Geçen Yılın Ardından: 2025 Ekim, Kasım, Aralık
 

Geçen Yılın Ardından: 2025 Ekim, Kasım, Aralık

podcast servisi: iTunes / RSS

Ekim

Bizim evden yine bir cenaze kalkıyor. Metin’den beri Hrant’la, Berkin’le, Ali İsmail’le, Ethem’le kalkan cenazeler gibi. Bugün burada bir gazeteci gerçeğin peşinde olduğu için katledildi. Hakan'ın katli de Metin'inki gibi politiktir.

1996 yılında öldürülen gazeteci Metin Göktepe'nin kardeşi Meryem Göktepe, binlerce kişinin katıldığı 10 Ekim’de öldürülen çevre aktivisti ve gazeteci Hakan Tosun’un cenazesinde bu sözleri söyledi. (sendika.org)

Dünya

- Gençlik isyanları Bangladeş, Nepal, Sırbistan ve Filipinler’den sonra Fas’ı da sarstı. "Discord web" platformu üzerinden yeni kurulan GenZ 212 topluluğunun çağrısıyla başlayan gösteriler polisin sertliğiyle birlikte isyana dönüştü. 2030 Dünya kupası için yapılan harcamalar yerine sağlığa ve eğitime bütçe talebiyle başlayan ve sekiz gün boyunca devam eden gösterilerde 900'ü aşkın kişi tutuklandı, üç kişi öldü. Göstericiler "yolsuzluğa son" ve "özgürlük, onur ve sosyal adalet" gibi 2011 Orta Doğu Devrimleri’ni anımsatan sloganlar atıyordu.

- Z kuşağı eylemleri bir başka ülkede daha siyasete damga vurdu. 2009'dan 2014'e kadar ülkeyi yöneten Madagaskar Cumhurbaşkanı Andry Rajoelina’ya karşı, yolsuzluk ve yoksulluğu protesto etmek için "Z Kuşağı Madagaskar" etiketiyle binlerce genç sokaklara döküldü. İki hafta kadar süren eylemler sırasında halka seslenmesi beklenen Cumhurbaşkanı Rajoelina, canlı yayın öncesinde Fransa’ya ait bir askeri uçakla ülkeyi terk ediverdi. Eylemcilere yönelik sert müdahalelerde bulunan ve 22 göstericinin öldürülmesine neden olan Madagaskar ordusunun ısrarlı protestolar sonrası Rajoelina’nın arkasından çekildiği için Cumhurbaşkanı’nın kaçtığı iddia edildi. Ardından da Madagaskar ordusu yönetime el koydu.

- Fransa’da Eylül ayı ortasındaki genel grevden sonra Ekim’in ilk haftasında tekrar genel grev yaşandı. Fransız sendikaları grevi, yeni başbakanın bütçe kesintilerini yeniden gözden geçirmesini ve süper zenginlere yönelik bir tür servet vergisini değerlendirmesini sağlamak amacıyla gerçekleştirdi. Mecliste uzun süren tartışmalardan sonra göreve başlayan yeni Başbakan Lecornu ise göreve başlamasının ertesi günü istifa ederek Fransız tarihinin en kısa ömürlü başbakanı oldu. Ancak daha sonra tekrar başbakan olarak görevlendirildi.

- Trump’ın açık açık talep ettiği Nobel Barış Ödülü, Venezuela muhalefet lideri Maria Corina Machado'ya verildi. Ödül Komitesi "Venezuela halkının demokratik haklarını savunmak için yorulmak bilmeden verdiği mücadele ve diktatörlükten demokrasiye adil ve barışçıl bir geçiş sağlamak için gösterdiği çabalarından dolayı" gerekçesiyle ödülün Machado'ya verildiğini açıkladı. Ancak karar büyük tartışma yarattı. Trump’ın tepkisini azaltmak için ödülün İsrail destekçisi, Trump dostu ve barışla pek alakası olmayan bir siyasetçiye verildiği iddiaları konuşuldu. Sosyal medya hesabı üzerinden paylaşım yapan Machado, "Bu ödülü, acı çeken Venezuela halkına ve davamıza verdiği kararlı destekten ötürü Başkan Trump’a adıyorum!" dedi. Daha sonra da Trump’ı telefonla aradı. Trump, dünyaya duyurduğu bu ilginç telefon görüşmesini şöyle anlattı: ‘“Bana karşı oldukça nazikti. Beni aradı ve ‘Bu ödülü sizin onurunuza kabul ediyorum çünkü aslında siz hak ettiniz’ dedi. Ben de ‘Ödülü o zaman bana ver’ demedim ama belki de verebilirdi.” diye konuştu.

- “Hayat sanatı taklit eder” sözü gerçek oldu. Hırsızlık ve soygun filmlerinin, dizilerinin, edebiyatının popüler olduğu bir dönemde bir hafta içinde en az üç ülkede müze ve sanat eseri soygunları yaşandı. 3 Ekim’de İspanyol ressam Pablo Picasso’nun 600 bin euro değerindeki ‘gitarlı natürmort’ tablosu Madrid’ten Granada’ya bir sergide sergilenmek için götürülürken ‘kayboldu’. İki hafta sonra tablonun bulunduğu açıklansa da ilginç bir şekilde nasıl kaybolduğu açıklanmadı./ Bu olaydan bir hafta sonra Fransa’da Doğa Tarihi Ulusal Müzesi’nden 1,5 milyon avro değerinde altın külçeler çalındı./ Aynı günlerde İngiltere’nin Liverpool şehrinde bulunan St George’s Hall’den Güney Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela’ya ait sınırlı sayıdaki ‘Mücadele serisi’ çizimlerinden ‘Hapis’ adlı çizim çalındı./ Bundan birkaç gün sonra da dünyanın en meşhur müzesi olan Paris’teki Louvre Müzesi, 19 Ekim sabahı soyuldu. Kraliyet mücevherlerinin sergilendiği Apollo Galerisi’nden 88 milyon avro değerinde dokuz eser çalındı hem de gerçekten filmleri aratmayan bir şekilde sadece yedi dakika içerisinde. Hırsızlar da çalınan değerli eşyalar da bulunamadı./ Bu soygundan sadece üç gün sonra yine Fransa’da bu kez de Denis Diderot Aydınlanma Evi Müzesi’nden 18-19’uncu yüzyıldan kalma 2 bin madeni para çalındı.

- Amerikan veri şirketi Palantir'in kurucusu, dolar milyarderi Peter Thiel, bir konferans serisindeki konuşmasında kıyametvari gelecek senaryolarından, teknoloji karşıtı aktivistlerden ve ABD devletinin geleceğinden bahsederken Greta Thunberg için “deccal” dedi. Thiel konferansta “17. ve 18. yüzyıllarda Deccal, Dr. Strangelove gibi kötü ve çılgın bilimsel çalışmalar yapan biri olurdu. 21. yüzyıldaysa Deccal, bilimi durdurmak isteyen bir makine kırıcıdır. Greta veya Eliezer gibi biridir.” dedi. Böylece bir taşta hem iklim aktivizmini hem de yapay zeka karşıtı açıklamalarıyla tanınan ABD'li araştırmacı Eliezer Yudkowsky üzerinden yapay zeka konusundaki eleştirileri hedef almış oldu.

- Afganistan ile Pakistan arasında sınır çatışması çıktı. Çatışmalarda 78 kişi öldü. Sonrasında ateşkes imzalansa da çatışmalar zaman zaman devam etti.

- Uluslararası Af Örgütü "2025 başından bu yana İran'da günde ortalama dört kişinin infaz edildiğini" açıkladı. Örgütün bölgesel yöneticisi Hüseyin Baumi, "Bu yıl infazlar, 1989'dan bu yana görülmemiş boyutlara ulaştı" dedi ve BM üyesi devletleri İran'a baskıya çağırdı. Sadece Ekim ayında İran’da 241 kişi idam edilmişti.  Toplamda ise 1100’ü aşmış durumdaydı.

- ABD’de bir kez daha Trump’a karşı “Krallara Hayır” gösterileri düzenlendi. Ülke tarihinin en büyük protestolarından biri denilen gösterilere 2.700 kadar noktada 7 milyon kadar insan katıldı[S2] . Trump ise kendisini protesto edenlere karşı bir video paylaştı. Yapay zeka ile hazırlanan videoda Trump ‘kral Trump’ adlı bir savaş uçağıyla göstericilerin üzerine dışkı atıyordu. Yani onları dışkıyla bombalıyordu.

- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) cumhurbaşkanlığı seçimlerini yüzde 62,76’lık büyük bir oy farkıyla Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı Tufan Erhürman kazandı. Seçim süreci boyunca Ankara, Ulusal Birlik Partisi (UBP) adayı ve eski Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a desteğini ilan etmişti. Tatar’ın kaybetmesinden memnun olmayan MHP lideri Devlet Bahçeli, KKTC’de seçim sonuçlarının çok az bir katılımla gerçekleştiğini ve Kıbrıs Türklüğünün kaderinin bu katılımla temsil edilemeyeceğini belirterek “KKTC parlamentosu acilen toplanmalı, seçim sonuçları ve federasyona dönüşün kabul edilemeyeceğini ilan etmeli ve Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma kararı almalıdır" diyerek gündemi sarstı. Bahçeli, bu tavrında ısrar ederek sonraki günlerde de “81 Düzce’den sonra 82’nin Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olması kaçınılmaz hale gelmiştir” ifadesini kullandı.

- Brezilya’da İklim Zirvesi COP30’un başlamasına günler kala Rio de Janeiro eyaletinde geniş çaplı bir uyuşturucu operasyonu düzenlendi. "Comando Vermelho" adlı suç örgütüne yönelik yapılan operasyonda inanılmaz bir katliam yaşandı. Çetenin güçlü olduğu mahallere giren polis güçleri ile çete üyeleri arasında çıkan çatışmalarda 4'ü polis 132 kişi öldü.

- ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ilk kez yüz yüze görüştü. Trump ve Şi Cinping nadir elementler, tarım, uyuşturucu maddesi fentanil ve çipler gibi kritik başlıklarda uzlaştı. Çin, elektronik, savunma sanayii ve yeşil teknolojide hayati öneme sahip nadir elementlerin ihracatına yönelik sınırlamaları bir yıl süreyle askıya almayı kabul etti. ABD de buna karşılık olarak Çin mallarına uygulanan tarifeleri yüzde 57’den yüzde 47’ye indirdi.

- Çin dönüşü uçakta bir açıklama yapan Donald Trump, dünyayı bir kez daha ayağa kaldırdı. Rusya’nın nükleer başlık taşıyabilen bir füzenin denemesini yapmasının ardından "Diğer ülkelerin hepsi nükleer test yapıyor gibi görünüyor ama biz yapmıyoruz.” diyerek 1992’de durdurulan nükleer testlere yeniden başlanacağını duyurdu.

- Sudan iç savaşında eski soykırımcı paramiliterler olan Hızlı Destek Güçleri, Kuzey Darfur eyaletinin başkenti El-Faşir kentini aylar süren kuşatmanın ardından ele geçirdi. Sudan Ordusu’nun El-Faşir’den çekilmesi üzerine Hızlı Destek Güçleri kentte büyük bir sivil katliama girişti. Birkaç gün içinde iki binden fazla kişi öldürüldü. Sonraki haftalarda ölü sayısının 100 bine yaklaştığı iddia edildi.

Filistin

- Ekim ayının ilk gününde Küresel Sumud Filosu’nun Gazze’ye yaklaşmakta olan tekne ve gemilerine İsrail saldırısı gerçekleşti. İsrail donanması 50 civarı teknenin tamamına çıkarak Greta Thunberg dahil 480 aktivisti alıkoydu. Alıkonulanların 48’i Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıydı.

- Sumud aktivistlerinin tutulduğu limanı ziyaret eden aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir kameraların önünde bütün aktivistlerin “Sumud teröristi” olduğunu söyledi. Aktivistler, “Özgür Filistin” diye slogan atmaya başlayınca da yayın kesildi. Cezaevinde aktivistlerin tutulduğu bölümün avlusuna Arapça "Yeni Gazze" yazılı Gazze'deki yıkımı gösteren bir de tablo asıldı. Aktivistlerin bir kısmı ertesi gün, diğerleri de birkaç gün sonra serbest bırakıldı. Ancak özellikle Greta Thunberg’e kötü muamelede bulunuldu, valizinin üzerine penis çizildi ve hakaret içerikli sözler yazıldı.

Video file

- Filo, akşam saatlerinde saldırıya uğramasına rağmen dünyanın birçok ülkesinde kitlesel eylemler gerçekleşti. Fransa, Britanya, Almanya, İspanya, Türkiye ve daha birçok ülkede onbinler sokaklardaydı. Ertesi gün ABD ve İsrail konsoloslukları önünde ve meydanlarda yine kitlesel gösteriler oldu. İtalya’da ise genel grev vardı. Sumud Filosu’na yönelik saldırı nedeniyle yaklaşık 2 milyon kişi grevlere ve sokak gösterilerine katıldı.

- Sumud Filosu’na müdahale başlamadan kısa bir süre önce yeni bir filo daha yola çıkmıştı. Daha önce Malta açıklarında saldırıya uğrayan Vicdan (Conscience) gemisi öncülüğünde 11 tekne ve gemiden oluşan Özgürlük Koalisyonu Filosu (Freedom Flotilla Coalition-FFC) da ilk filo saldırıya uğradıktan bir hafta sonra saldırıya uğradı. 200 kadar aktivistin bulunduğu filoda daha önce son anda Sumud Filosu’na binmeleri engellenen dört Türkiye milletvekili de vardı.

- 7 Ekim sonrası başlayan soykırımcı işgalin ikinci yıldönümüne denk gelen haftasonu tüm dünyada büyük Filistin eylemleri oldu. İtalya, İspanya, Portekiz, Hollanda, Fransa, Türkiye ve daha birçok yerde özgür Filistin sloganları atıldı.        

- Özgürlük Filosu aktivistlerinin alıkonulduğu günlerde Trump’ın BM zirvesinde önerdiği ateşkes planı Hamas tarafından kabul edildi ve İsrail’in de onaylamasıyla 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Gazze halkı silahların susmasını coşkuyla karşıladı. Ancak İsrail ateşkesi sürekli olarak ihlal etmeye ve Filistinlileri öldürmeye devam etti.

- ABD Başkanı Trump, ateşkes imzalandıktan sonra İsrail’e giderek Knesset’te yani parlamentoda teatral bir konuşma yaptı. İki milletvekili Trump’ın konuşması sırasında “soykırım” ve “Filistin’i tanıyın” yazılı dövizler kaldırarak protesto gerçekleştirdi ancak apar topar dışarı atıldılar. Alkışlar arasında Trump şen şakrak bir konuşma yaparak 70 bine yakın Filistinli’nin öldüğü savaşta Netanyahu’nun iyi iş çıkardığını, Amerikan silah yardımlarını çok iyi kullandığını söyledi. Bu tiyatroda, artık gelenek olduğu üzere Trump’a pahalı hediyeler de verildi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Donald Trump’a altından bir ‘barış güvercini’ hediye etti.

- Trump’ın “Barış Planı” sonrasında bir de uluslararası bir anlaşma yapıldı. Mısır’da yapılan barış zirvesine Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil 30’dan fazla devlet liderinin katılarak dört ülke (ABD, Katar, Mısır, Türkiye) tarafından “Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Anlaşması" imzalandı. Bu uluslararası anlaşmanın en kritik yönü İsrail’e yönelik uluslararası tepkiyi dindirip ilişkileri normalleştirmeyi amaçlıyor olmasıydı. Trump, bu anlaşmayla “3 bin yıllık savaşı sonlandırdık" ifadelerini kullandı.

- Ateşkese rağmen İsrail hemen her gün ateşkesi ihlal ederek katliam yapmaya devam etti. Bu saldırıların en büyüğü sırasında Hamas'ı ateşkesi bozmakla suçlayarak Gazze'nin güneyine hava saldırısı başlattı ve bir günde 35’i çocuk toplam 104 Filistinli’nin ölümüne neden oldu. Ekim ayı sonunda İsrail’in ateşkes ihlalleri sonucu ölen Filistinli sayısı 211’i bulmuştu.

- Ateşkes anlaşması sonrası gözler bu kez de Batı Şeria’daki yerleşimci saldırılarına çevrildi. Ateşkesten hemen 10 gün sonra İsrail Parlamentosu, Batı Şeria’nın ilhak edilmesi hakkındaki tasarıyı ön oylamada kabul etti. Bu sırada zeytin hasat döneminde yerleşimciler asker desteğiyle birlikte zeytin toplayan Filistinlilere yönelik saldırı ve pogromlara girişti. Ayrıca farklı ülkelerden gelen ve Filistinli köylüleri hasat sırasında gönüllü olarak korumaya çalışan 32 aktivisti de zorla sınır dışı etti.

Türkiye

- "Gezi Parkı protestolarının planlayıcılarından biri olmak” gerekçesiyle 8 aydan uzun süredir cezaevinde tutuklu bulunan oyuncu menajeri Ayşe Barım tahliye edildi. Hapiste bulunduğu zaman zarfında ciddi sağlık sorunları yaşayan Barım’ın tutuklanmasına neden olan ihbarcı Sedat Gül, duruşmada "Gezi olaylarına katılmadım. Olayı sosyal medyadan duyunca ihbar etme sorumluluğu hissettim. Kendisini tanımıyorum" dedi. Mahkeme tutuksuz yargılama kararı vererek Barım'ın ev hapsi ve yurtdışı çıkış yasağı ile tahliyesine hükmetti. Tahliye edilen Ayşe Barım artık alışık olduğumuz üzere tahliyesine itiraz edilmesi üzerine aynı akşam tekrar cezaevine gönderilmesine karar verildi. Sağlık sorunları nedeniyle hastanede bulunan Barım’ın en son hastanede kalmasına izin verildi.

- Ekim ayı başında son derece önemli bir suikast yaşandı. Ülkü Ocakları eski Başkanı Sinan Ateş suikastına ilişkin davanın sanıkları arasında yer alan ve cinayete yardım suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Avukat Serdar Öktem, İstanbul Şişli’de uğradığı saldırı sonucu öldürüldü. Ateş suikastının en kritik isimlerinden biri olan Öktem, bu dosya kapsamında 21 ay tutuklu kalmıştı. Son haftalarda Öktem’in dava hakkında konuşacağı söyleniyordu ancak konuşamadan susturulmuş oldu.

- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Selahattin Demirtaş hakkında verdiği ihlal kararına itiraz süresinin dolmasına 24 saat kala Türkiye, itirazını sundu. Barış sürecinin olumlu bir havada sürmekte olduğu günlerde Demirtaş’ın tahliye edilmesi beklenirken Türkiye’nin itiraz başvurusunda bulunması tepkilere neden oldu.

- CHP’li Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu’nun tutuklanmasının ardından Belediye Meclis oylamasında CHP’de kalan oylamaya AKP itiraz etti. AKP'nin itirazı üzerine iptal edilen ilk seçim sonrası ikinci seçim yapıldı ve sonunda 1 oy farkla AKP-MHP meclis üyelerinin adayı İbrahim Akın belediye başkanlığını kazandı. Böylece bir CHP belediyesi daha halka sorulmadan AKP’ye geçmiş oldu.

- Kamuoyunda "mutlak butlan" davası olarak bilinen CHP'nin 38. Olağan ve 21. Olağanüstü kurultayına ilişkin açılan iptal davası reddedildi. Böylece CHP’nin başına eski yönetimin yani Kemal Kılıçdaroğlu’nun atanması ihtimali ortadan kalkmış oldu.

- CHP’ye yönelik mutlak butlan davası bu şekilde bitti ama hemen ertesi gün İmamoğlu’na yönelik olarak bu kez de “casusluk” davası başladı. Soruşturma kapsamında TELE 1 Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ gözaltına alındı, evinde ve TELE1 binasında polis tarafından arama yapıldı. "Ekrem İmamoğlu suç örgütü" ifadesi kullanılan savcılık soruşturmasının kilit ismi ise kendisinin İngilizler için çalıştığını söyleyen itirafçı Hüseyin Gün oldu. TELE1’e el konarak yönetimine kayyım atandı.

- Barış sürecinde önemli bir gelişme yaşandı. PKK yönetimi, kendini feshetme kararı aldığı 12. Kongre kararları doğrultusunda Türkiye'deki tüm güçlerini Medya Savunma Alanları denilen Suriye’nin Türkiye sınırından daha güneye doğru çektiğini duyurdu. Örgüt bu adımı hem tıkanan süreci yeniden açmak hem de olası bir provokasyonu engellemek için yaptığını açıkladı. Bu çekilme AKP dahil hemen hemen tüm siyasi partiler tarafından olumlu bulundu.

- Aynı günlerde Diyarbakır’da tam 30 yıl sonra 1990’ların ünlü Kürtçe politik müzik grubu Koma Amed konser verdi. Konser onbinlerin katıldığı bir festivale dönüştü.

İklim ve çevre

- Meksika’da tropik fırtınalar Priscilla ve Raymond’un yol açtığı aşırı yağışlar sellere neden oldu. En az 72 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Köprüler, yollar, binalar sular altında kaldı. Onbinlerce hanenin elektriği kesildi. Melissa kasırgası ise Jamaika, Haiti ve Küba’yı vurdu. Kasırga toplamda 100’ün üzerine ölüme neden oldu.

- Yaz mevsimine hazırlanan Avustralya daha şimdiden birçok şehirde 45 derece sıcaklıkları gördü. Kuzey’de kışa giren Kanada da yüksek sıcaklıklar yaşadı. Ülkede 30 dereceyi bulan sıcaklıklar yaz mevsimi ortalamasını dahi aştı.

- Nature dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, artan aşırı sıcaklıklar nedeniyle, Avustralya’daki tropikal yağmur ormanlarının karbon yutağından emisyon kaynağına dönüştüğünü açıkladı. Araştırmaya göre, yaklaşık 25 yıl önce bu ormanlardaki ağaç gövdeleri ve dallarının net bir karbon salıcısı haline geldiği; daha fazla ağaç ölürken yeni yetişen ağaçların ise yetersiz kaldığı ortaya çıktı. Böylece Avustralya’nın tropikal yağmur ormanları, dünyanın ilk karbon yutağı olmaktan çıkan ormanları haline geldi.

- Yeni bir araştırma, deniz seviyelerinin son 4 bin yılda hiç olmadığı kadar hızlı yükseldiğini ortaya koyarak, iklim değişikliğine karşı hem küresel hem yerel düzeyde acil önlem alınması gerektiğini vurguladı. Nature dergisinde yayımlanan bulgulara göre, 1900 yılından bu yana küresel deniz seviyesi yılda ortalama 1,5 milimetre artıyordu.

- Brezilya devlet petrol şirketi Petrobras, COP30 zirvesine haftalar kala Amazon Nehri’nin yakınlarında petrol sondajına başlayacağını duyurdu. Devlet Başkanı Lula da Silva bu adımı “Fosil yakıtlara artık ihtiyaç duyulmayacak bir dünya fikrine tamamen katılıyorum, ama o gün henüz gelmedi.” diyerek savundu.

- World Resources Institute tarafından hazırlanan İklim Eylemi Durumu raporu, küresel ısınmayı 1,5 °C ile sınırlamak için belirlenen 45 temel göstergenin hiçbirinin 2030 için hedeflere ulaşma yolunda olmadığını ortaya koyuyordu. Yani devletler 2030 hedeflerine varmak için gerekenlerin neredeyse hiçbirini yapmıyordu.

- İklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerine odaklanan yeni bir rapor, küresel ısınmanın dünya çapında her dakikada bir kişinin ölümüne neden olduğunu ortaya koydu. Raporda, dünyanın fosil yakıtlara bağımlılığının ayrıca zehirli hava kirliliğine, orman yangınlarına ve dang humması gibi hastalıkların yayılmasına neden olduğu belirtiliyordu. Raporda, 1990'lardan bu yana sıcaklık kaynaklı ölüm oranının %23 artarak 2012 ile 2021 yılları arasında yılda ortalama 546.000'e ulaştığı belirtilerek bunun yıl boyunca her dakika yaklaşık bir sıcaklık kaynaklı ölüm anlamına geldiği söyleniyordu.

- Dünyanın en zengin insanlarından biri olan Bill Gates bir kez daha küresel ısınmayı önemsizleştiren bir açıklama yaptı. Bill Gates, iklim kriziyle mücadelede "stratejik bir eksen kayması" çağrısında bulunarak, dünyanın artan sıcaklıkları sınırlamaya çalışmaktan vazgeçip hastalık ve yoksulluğu önleme çabalarına odaklanması gerektiğini yazdı. Gates, "İklim değişikliğinin özellikle en yoksul ülkelerdeki insanlar için ciddi sonuçları olsa da, insanlığın sonunu getirmeyecek." diyerek fosil yakıtlara karşı mücadeleye değil yoksullukla mücadeleye para ayrılması gerektiğini söyledi.

- Tam da aynı günlerde yayınlanan bir Oxfam raporu ise aşırı zenginlerin küresel ısıtmadaki rolünü gözler önüne seriyordu. Raporda, Bill Gates dahil Amerikalı süper zenginlerin, dünyanın en yoksul yüzde 10’una kıyasla 4.000 kat daha fazla karbon emisyonu saldığı gösterildi.

- Dünyanın daha az renkli ve daha gri bir hale gelmekte olduğu ortaya çıktı. Kelebeklerin hayatta kalmak için evrimleştirdiği capcanlı renkli kanatları, tropikal ormanların renkleri ve dahası… Doğa, renklerini kaybederek soluyordu. Ayrıca Mercan resiflerinin ağardığı, okyanusların da renginin değiştiği belirtiliyordu. Bir zamanlar pek çok rengi barındıran ekosistemlerin, insanların onları bozması ve kirletmesiyle birlikte daha soluk hale geldiği vurgulanarak bir “renk yitimi” yaşandığı belirtildi.

- Bir başka araştırma ise okyanusların giderek daha az yeşil olduğunu ortaya koyuyordu. Bilim insanları, bu durumun gezegendeki oksijen üretiminin neredeyse yarısından sorumlu olan minik deniz canlıları fitoplanktonların azalmasından kaynaklandığını açıkladı. Bu bulgu, gezegenimizin karbondioksiti emme kapasitesinin de zayıfladığı anlamına geliyordu.

- İzlanda’da ilk kez sivrisineklere rastlandı. Antarktika ile birlikte dünyada sivrisinek popülasyonu bulunmayan tek yer olan İzlanda’da sivrisinek görülmesi iklim değişiminin etkisi olarak açıklandı. Bilim insanları bir süredir, bataklıklar ve göletler gibi bol üreme habitatı bulunduğundan sivrisineklerin İzlanda’da tutunabileceğini öngörüyordu ancak ilk kez ülkede iki sivrisineğin bulunduğu açıklandı.

- Çevre ve doğa muhabiri Hakan Tosun, İstanbul’da evine dönerken saldırıya uğradı ve öldürüldü. Tosun en son Çorum Sungurlu’daki Karakaya köyünde sürmekte olan taş ocağı karşıtı direnişi takip ediyordu. Tosun’un cenazesi binlerce kişinin katıldığı büyük bir yürüyüşe dönüştü. Birçok çevre aktivisti, yaşam savunucusu ve gazeteci Tosun’un cenazesinde konuşma yaparak adalet talep etti.

- Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye genelinde 12 aylık yağış verilerinin son 52 yılın en düşük seviyesine indiğini açıkladı.

- Hayvan Hakları İzleme Komitesi'nin (HAKİM) raporuna göre, Türkiye’de 2025’in ilk 6 ayında yalnızca medyaya yansıyan vakalarda 477 binden fazla hayvanın yaşam hakkı ihlal edilmişti. İşkence, zehirleme, yasa dışı ticaret ve dövüş gibi vakalar öne çıktı. Cinsel şiddet, trafik kazası ve kamu ihmalleri de rapora yansıdı. Raporda ayrıca 194 arı kovanı ve 94 ton 660 kilogram olduğu söylenen deniz canlısının da yaşam hakkının ihlal edildiği belirtildi. Yasadışı avcılık nedeniyle de en az 4 bin 625 kara hayvanı ile 114 ton 688 kilogram deniz canlısının öldürüldüğü belirlenmişti.

Kasım

Birlikte ümit edebilmek, vicdanının sesini birlikte dinleyebilmek, yalnız olmadığını bilmek, karanlık bir dünyada tekrar radyoyu açtığımızda orada olduğunu bilmek... Hepimizin bu buluşmadan iyileştiğini görüyorum. Sırf bunun için bile burada bulunmak gerek.

Oyuncu Defne Kayalar, Açık Radyo'nun önemini ve Dinleyici Destek Projesi 30. yıl özel yayınına neden katıldığını bu sözlerle anlattı. (Apaçık Radyo)

Dünya

- 1 Kasım’da Sırbistan’da Novi Sad tren istasyonu faciasının yıl dönümüydü. 16 kişinin öldüğü olayın birinci yıl dönümünde Novi Sad kentinde onbinlerin katıldığı büyük bir gösteri düzenlendi. Otoriter Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, göstericileri dış fonlarla beslenen darbe girişimcileri olmakla suçlamaya devam etti. Göstericiler erken seçim ve yolsuzlukla mücadele talebini felaketin birinci yılında bir kez daha dillendirdi.

- İtalya’da bir savcı Bosna savaşında İtalya’dan ve başka Batılı ülkelerden, aralarında tanınmış zenginlerin ve siyasetçilerin de olduğu çok sayıda kişinin sniper ile Bosnalı Müslümanları avladığı “savaş turizmi” iddiaları hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma başladıktan sonra Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in de Bosna’dayken fotoğrafları çıktı ve onun da bu insan avında yer aldığı iddia edildi. 

- ABD’nin bazı eyalet ve belediyelerinde ara seçimler yapıldı. New York belediye başkanlığını göçmen bir sosyalist olan Zohran Mamdani kazandı. Filistin için açlık grevlerine katılan, LGBTİ+ haklarını ve ırkçılığa karşı göçmen haklarını savunan Mamdani; ekonomik eşitsizliklere karşı da ucuz toplu taşıma, toplu konut, kiraların dondurulması ve zenginlerin vergilendirilmesi gibi vaatlerde bulunmuştu.

- Sadece Mamdani değil Seattle şehri seçimlerini de bir başka sosyalist Katie Wilson kazandı. Wilson’ın bu kampanyası ekonomik eşitsizlikler üzerine kuruluydu ve yine toplu konutlar, yüksek kiraların engellenmesi, zenginlerin vergilendirilmesi taleplerini öne çıkarıyordu.

- Trump’ın canını sıkan tek gelişme sosyalist adayların seçim zaferleri olmadı. Epstein yazışmalarında da adı geçen Trump, gelen baskılar üzerine Epstein soruşturmasındaki tüm dosyaların kamuoyuyla paylaşılmasına karşı olmadığını açıkladı. Bunun üzerine ABD Kongresi’nin iki kanadında da dosyaların açıklanması kararları onaylandı ve Trump da kararları onayladı. Açıklanan dosyalarda Trump’ın Epstein ile çok sayıda fotoğrafı da ortaya çıktı.

- Suudi Arabistan lideri Muhammed bin Selman, ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmek üzere ABD’ye gitti. Bin Selman 18 uçak ve beraberinde 1000 kişilik bir heyetle bu görüşmeye katıldı. Yapılan görüşme sonucunda Suudi Arabistan, Amerika’ya yatırım planını 600 milyar dolardan 1 trilyon dolara çıkardı ve buna karşılık olarak Ortadoğu’da sadece İsrail’de bulunan F35 savaş uçakları ile Amerikan tanklarını almayı başardı.

- Görüşmenin basın açıklamasında ilginç anlar da yaşandı. Bir gazetecinin İstanbul’daki Suudi konsolosluğunda öldürülen muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı sorması üzerine Trump öfkelendi ve “Yalan haber” dedi. Trump, Kaşıkçı'ya atıfta bulunarak “Birçok kişi bahsettiğiniz beyefendiyi sevmiyordu” diye çıkışarak “Onu sevseniz de sevmeseniz de, olan oldu. Ama [veliaht prens] bu konuda hiçbir şey bilmiyordu. Konuğumuzu utandırmanıza gerek yok.” diyerek gazeteciyi azarladı.

- Trump yönetimi kendisini desteklemeyen medyaya karşı demokratik ülkelerde daha önce hiç görülmemiş bir saldırı yöntemi icat etti. Beyaz Saray, kendi web sitesi altında "yanıltıcı ve taraflı" olduğunu iddia ettiği medya kuruluşları ile gazetecilerin isimlerini yayınladığı yeni bir sayfa açtı. Bu sayfada, çeşitli kanallar ve gazeteler çeşitli kategoriler altında listeleniyordu. Sitenin yayına açıldığı ilk hafta CBS News, The Independent ve The Boston Globe "haftanın medya suçluları" olarak adlandırıldı. "Tekrar Tekrar Suç İşleyen" kategorisinde ise The Washington Post, CNN, CBS News, Axios ve New York Times gibi çok sayıda medya kuruluşu yer aldı.

- Brezilya’da düzenlenen BM iklim zirvesi COP30’u boykot ederek delegasyon göndermeyen ABD, Güney Afrika’da yapılan G20 zirvesini de boykot etti. Gerekçesi ise Güney Afrika’da beyaz azınlığa yönelik soykırım yapıldığı iddiasıydı. İddia sahibi de Donald Trump’tı. ABD, Güney Afrika’nın İsrail’i soykırım suçu işlemekten Uluslararası Adalet Divanı’na şikayet etmesine karşılık olarak bu suçlamayı yöneltmişti. G20 de Trump’ın yokluğunda cinsiyet eşitliği ve iklim değişikliği konularında mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen bir deklarasyon yayınladı. Ancak ABD ve onunla birlikte zirveye katılmayan Arjantin, deklarasyonu tanımadıklarını açıkladılar.

- Hong Kong'un Tai Po semtindeki sosyal konutlarda eşi benzeri görülmemiş büyüklükte bir yangın çıktı. 1.900'den fazla dairenin bulunduğu Wang Fuk Court sitesinde başlayan yangın, binaların tadilatı için dış cepheye kurulan bambu iskeleler yüzünden hızla yayılmıştı. 4 bin 800 kişinin yaşadığı tahmin edilen sitede 31’er katlı 7 bina 2 gün boyunca yandı. Yangında 160 kişi hayatını kaybetti.

- Belçika’da Kasım Çağrısı adı verilen üç günlük genel grev gerçekleşti. Bütün işçi sendikalarının çağrısıyla kamuda ve özel sektörde çalışanlar, federal hükümetin işsizlik ve emeklilik gibi sosyal harcamalarda planladığı kesintileri içeren kemer sıkma politikalarını protesto etmek için greve gitti.

Video file

- İtalya’da da genel grev vardı. Grev, işçi sendikaları tarafından örgütlendi. Eylül ayında İsrail'in Gazze savaşına karşı yapılan protestolarda kullanılan “Blocchiamo Tutto” (“Her şeyi durdur”) sloganı tekrar kullanıldı. Grev, Meloni hükümetinin sağlık, eğitim, üniversiteler, ulaşım ve diğer temel kamu hizmetlerine yönelik kamu yatırımlarını keserken veya dondururken askeri harcamaları daha da artırma kararına karşı gerçekleştirildi. Birçok şehirde örgütlenen greve binlerce kişi katıldı ve gösterilerde Filistin bayrakları da taşındı. Ekonomik taleplerle militarizme ve İsrail ile işbirliğine karşı örgütlenen greve Yanis Varoufakis, Greta Thunberg, Chris Hedges ve Francesca Albanese de katıldı.

- İtalya’daki genel grev ile aynı gün Amazon şirketi çalışanları da dünyanın en büyük alışveriş günü olan Kara Cuma’da birçok ülkede greve gitti. Make Amazon Pay yani Amazon’a Ödet sloganıyla örgütlenen greve ABD, Almanya, Bangladeş gibi ülkelerden binlerce Amazon çalışanı katıldı. Grevin talebi, ücretlerde artış, çalışma koşullarında iyileşme ve şirketin başta Trump olmak üzere otoriter liderlere ve de Gazze soykırımında İsrail’e verdiği desteği kesmesiydi.

Filistin

- İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail ordusunun kadın Askeri Başsavcısı Yifat Tomer-Yerushalmi'nin Sde Teiman askeri hapishanesinde Filistinli rehineye tecavüz görüntülerini basına sızdırmasının İsrail’in kuruluşundan bu yana ülkenin karşılaştığı en şiddetli kara propaganda saldırısı olduğunu ileri sürdü. Başında kar maskesi olan askerlerse kanal kanal dolaşıp tecavüzcü ve işkenceci askerlerin birer kahraman olduklarını söyleyen açıklamalar yaptı. İsrail hükümeti ve askerleri tecavüz ve işkenceyi gururla savunuyordu.

- Oil Change International tarafından yayımlanan analize göre, toplam 25 ülkeden, Gazze soykırımı boyunca İsrail’e petrol sevkiyatı devam ediyordu. “Varillerin Arkası: İsrail’in Yakıt Tedarikinin Kökenlerine Güncel Bakış” başlıklı raporun en çarpıcı bölümü sevkiyatın yaklaşık yüzde 70’ini iki ülkenin gerçekleştiriyor oluşuydu. Birinci sırada Türkiye üzerinden petrol gönderen Azerbaycan ve ikinci sırada Rusya üzerinden gönderen Kazakistan vardı.

- ABD Başkanı Donald Trump tarafından dünya kamuoyuna sunulan Gazze için 20 maddelik barış planının karar tasarısı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yapılan oylamanın ardından kabul edildi. Karar, Gazze’nin yönetiminden Filistinlileri tamamen dışlayan uluslararası bir Barış Kurulu oluşturuyor ve bu Kurul’a bağlı uluslararası bir İstikrar Gücü’nü Gazze’de konuşlandırıp Hamas ve diğer örgütleri silahsızlandırmayı içeriyordu. Karardan kısa süre sonra Hamas ve diğer direniş örgütleri tarafından yapılan açıklamada tasarı, uluslararası vesayet olarak nitelendirildi. Direniş örgütlerinin ortak platformu olan Filistin Halk Hareketi İçin Ulusal Komisyon bir açıklama yaparak planın "yeni bir sömürgecilik" anlamına geldiğini ilan etti. Plan, cılız da olsa bir Filistin devletinin tanınmasına kapı araladığı için İsrail Başbakanı Netanyahu tarafından da “kabul edilemez” açıklamasıyla karşılandı.

Video file

- Kasım ayının son hafta sonunda Uluslararası Filistin Halkıyla Dayanışma Günü eylemleri kapsamında çok sayıda ülkede onbinlerce kişi sokaklara indi. Gösterilerin en büyüğü Londra’daydı. 100 bin kişi BM’nin Gazze Planı’na karşı yürüdü.

- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İsrail Başbakanı Netanyahu ve İsrailli bakanlar hakkında "İnsanlığa karşı suçlar ve soykırım" suçlamasıyla tutuklamaya yönelik yakalama kararı aldı. Başsavcılık, Sumud Filosu katılımcılarının alıkonması sebebiyle başlattığı soruşturmanın sonucunda bu kararı verdiğini açıkladı. 

- İsrail, Kasım ayı boyunca da hemen her gün ateşkes ihlaline ve Gazze’de saldırılarına devam etti. Ayrıca Batı Şeria’da da ölümlere neden olan operasyonlarını ve kitlesel tutuklamalarını sürdürdü. Lübnan’ın güneyini de zaman zaman vurmayı ihmal etmedi. Uluslararası hukuku ve kendi imzaladığı ateşkes anlaşmalarını yüzlerce kez ihlal etmesine rağmen her defasında bir kulp bulmaya devam etti.

Türkiye

- 1 Kasım 2017'den bu yana Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutulan Osman Kavala, cezaevindeki sekizinci yılını doldurdu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) "derhal serbest bırakılmalı" kararına rağmen hâlâ tutuklu bulunan Kavala için sekizinci yılda Türkiye'den ve dünyadan çok sayıda siyasetçi, hukukçu, akademisyen ve insan hakları savunucusu, ortak bir sesle "adalet" çağrısında bulundu. Kavala ise cezaevinden gönderdiği mesajını şu cümlelerle noktalıyordu: “Cezaevinde dokuzuncu yılıma girerken temel hukuk kurallarına riayet eden, insan haklarına ve insan haysiyetine saygı gösteren anlayışın ülkemizde de egemen olacağına inanmaya devam ediyorum.”

- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-AİHM, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş kararı hakkındaki tahliye kararına Türkiye’nin geçen ay yaptığı itirazı reddetti. Böylece AİHM’in Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararı kesinleşmiş oldu. Kararın kesinleşmesinin ardından MHP lideri Devlet Bahçeli dahi Demirtaş için "Tahliyesi Türkiye için hayırlara vesile olacaktır" şeklinde açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da "Bu ülke yargı ülkesidir. Yargı bu konuda ne derse ona uyarız" açıklamasında bulundu. Ancak Demirtaş, aslında hemen tahliye edilmesi gerekiyorken Kasım ayını da cezaevinde geçirdi. Üstelik ayın son günlerinde Demirtaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret”ten yeni bir dava daha açıldı.

- Aylardır hazırlanması beklenen “İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü” iddianamesi nihayet açıklandı. İddianamenin odağında, İmamoğlu ve oluşturduğu öne sürülen suç örgütünün ismi vardı: “SİSTEM.” Bu kelime yani “sistem” tam 2 bin 700 kez geçiyordu iddianamede İmamoğlu'nun 2352 yıla kadar hapsi isteniyordu.

- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iddianamede yer alan tuhaflıkları gündeme getirdi. Özel, Erdoğan’ın İmamoğlu için kullandığı ahtapot kelimesinin iddianamede de aynı şekilde kullanıldığına dikkat çekti. Ayrıca metindeki gülünç noktaları da anlattı.

- Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, 1 yıl 10 günlük tutukluluğunun ardından cezaevinden tahliye edildi. Özer, cezaevi çıkışı yaptığı konuşmada "Dünyanın en güzel şeyi özgürlük” dedi. Hukuka, demokrasiye ve hukuk güvenliğine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Özer, barış sürecine de destek vereceğini açıkladı.

- CHP lideri Özgür Özel, Ümraniye mitinginde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkında son derece önemli iddialarda bulundu. Gürlek’in başsavcılık görevine geldikten sonra Eti Maden'in Lüksemburg'daki şirketine yönetim kurulu üyesi olarak atandığını ve oradan maaş aldığını öne sürdü. Basına yaptığı açıklamada ağzını bozup sert bazı cümleler kullanınca da Özel’e "Cumhurbaşkanı'na hakaret "ve Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" suçlarından soruşturma başlatıldı. Gürlek de ayrıca Özel’e iddiaları nedeniyle 500 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

- Gezi davası sanığı Tayfun Kahraman’ın yeniden yargılanması yönündeki AYM kararına rağmen tahliyesi ve yeniden yargılama talebi reddedildi. Can Atalay davasında da olduğu gibi yerel mahkeme olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM kararına direndi. Mahkeme ret kararında, AYM'nin "süper temyiz mahkemesi gibi hareket ettiği"ni öne sürdü.

- İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınarak tutuklanmasıyla başlayan protestolar sonucunda eylemlere katıldıkları gerekçesiyle 26 Mart’ta gözaltına alınan çoğu öğrenci 110 kişinin 109’u hakkında beraat kararı verildi. Mahkeme, hakkında talep edilen görüntüler toplanamadığı gerekçesiyle 1 kişinin dosyasının ayrılmasına karar verdi.

- Grand Kartal Otel yangınına ilişkin davada karar açıklandı. Otelin tüm yönetim kurulu üyeleri dahil toplam 11 sanığa 34 çocuğu olası kastla öldürmekten 34 kez müebbet hapis cezası ile 44 kişiyi olası kastla öldürmekten 44 kez 24 yıl 11’er ay ayrı ayrı hapis cezası verildi. Cezalarda indirim uygulanmadı.

- Barış sürecinde Kasım ayı içerisinde arka arkaya hızlı ve son derece önemli gelişmeler yaşandı. Ekim ayı sonunda Türkiye’deki tüm militanlarını Medya denilen Suriye bölgesine çeken PKK bu sefer de Türkiye-Irak sınırındaki Zap bölgesinde bulunan militanlarını daha güneye çektiğini açıkladı.

- Ardından MHP lideri Devlet Bahçeli ani bir çıkışla süreç komisyonunun İmralı’ya gitmesi gerektiğini söyledi. Hatta daha da ileri giderek “Hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse açık açık söylüyorum; alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem.” şeklinde konuştu.

- Bu çıkışın ardından Süreç Komisyonu İmralı’ya gidilmesi konusunda karar aldı. Ancak CHP, İmralı’ya gidecek heyete üye vermeyeceğini açıkladı. CHP üyeleri, komisyonda İmralı’ya gidilip gidilmemesine yönelik oylama sırasında da toplantının basına kapalı olmasını protesto ederek komisyonu terk etti. Böylece CHP oylamada da yer almadı. 

- 24 Kasım’da AKP, MHP ve DEM Parti’den birer milletvekilinden oluşan komisyon heyeti İmralı’ya giderek Öcalan ile görüştü. Ancak heyetin İmralı’ya gitmesi tuhaf bir bilgi karmaşası içinde gerçekleşti. Hükümete yakın haber kanallarında önce heyetin İmralı’ya yola çıktığı haberleri yer aldı. Fakat bu haberler 1-2 saat sonra kaldırıldı. Ardından heyetin AKP’li üyesi Hüseyin Yayman, İlke TV’ye yaptığı açıklamada İmralı’ya gitmediğini söyledi. İlerleyen saatlerde ortaya çıktı ki Yayman’ın içinde olduğu heyet İmralı’ya gidip dönmüştü. Yayman ise neden yalan söylediğini açıklamadı.

- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadınlar ve LGBTİ+'lar sokaklardaydı. İstanbul’da buluşma yeri Tünel Meydanı oldu. Kadınların kısa bir yürüyüşle Kumbaracı yokuşuna yürümesine ve burada basın açıklaması okumasına izin verildi. Basın açıklamasında “biz kadınlar barıştan yanayız” deniyordu ve açıklama şu cümlelerle sona eriyordu: “Hayatlarımız için, özgürlüğümüz için, eşitlik için, birbirimiz için, bir kişi daha eksilmemek için… Erkek-devlet şiddetine karşı bir aradayız. Mücadeleye devam edeceğiz."

- 25 Kasım yürüyüşleri diğer şehirlerde de yapıldı. En büyüğü ise binlerce kişinin katıldığı Diyarbakır yürüyüşü oldu. “Kadınların barışı özgür yaşamı savunmaktır” döviz ve pankartları açıldı. Kadınlar; alkış, zılgıt ve sloganlarla yürürken şüpheli biçimde öldürülen üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ailesi de yürüyüşe katılanlar arasındaydı.

- YouTube yayınındaki sözleri nedeniyle “Cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasıyla 22 Haziran’dan bu yana tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Ayrıca, "adli kontrol hükümlerinin yeterli olmayacağı" gerekçesiyle tutukluluk halinin de devamına karar verildi.

- 11. Yargı paketi Meclis’e sunuldu. Pakette kamuoyunda sıklıkla tartışılan LGBTİ+ karşıtı düzenleme ile suça sürüklenen çocuklara yönelik ceza artırımı düzenlemesi geri çekilerek daha çok cezaevlerinde kalan tutsakların bir kısmına yönelik af içeriği öne çıktı.

- Papa 14. Leo, göreve geldiğinden bu yana ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye'ye gerçekleştirdi. Papa üç günlük ziyareti boyunca Ankara’da Cumhurbaşkanı ile görüştü, İznik’te 1700 yıl önceki konsilin toplanma yerinde dua okudu. İstanbul’da Volkswagen Arena’da ise 4 bin kişinin katıldığı bir ayin düzenledi. Ayinde Türkçe ilahiler de okundu. Papa, Hristiyan kiliseleri arasında birlik ve dünyada barış mesajları verdi. Ardından da Lübnan’a geçti.

- CHP’nin “Şimdi iktidar zamanı” sloganıyla örgütlediği 39. Olağan Kurultay’da Özgür Özel tekrar parti başkanı seçildi. Parti programı ise 17 yıl sonra değişti. Özgür Özel, konuşması sırasında “Herkesi canı istediğinde ‘Şu parti kapatılsın, kapatmıyorsa Anayasa Mahkemesi de kapatılsın’ diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum. Bir Stockholm Sendromu’na kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğumuz celladımıza aşık olmamaya davet ediyorum. Meydanların susmadan haykırdığı gibi; kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.” şeklinde konuştu. Bu sözlere DEM Parti’den tepki geldi. Daha sonra Özel “Ben DEM’e söylemedim. DEM’in kapatılmasını hatırlatarak genelleme yaptım” dese de pek inandırıcı olamadı.

İklim ve çevre

- Vietnam’da etkili olan yoğun yağış, sel felaketine yol açtı. 40 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinde Yaklaşık 80 binden fazla evin sular altında kaldığı ve çok sayıda binanın hasar gördüğü bildirildi.

- Pasifik Okyanusu’nda Pasifik tarihinin en şiddetli kasırgalarından biri olan Kalmaegi Tayfunu meydana geldi. En ağır Filipinler’i vuran tayfun nedeniyle ülkede 269 kişi hayatını kaybetti. Tayfun, Filipinler’den sonra Tayland’da 13, Vietnam’da ise 6 kişinin ölümüne neden oldu.

- Sri Lanka’yı ise Ditwah Kasırgası vurdu. Kasırga'nın neden olduğu şiddetli yağmurlar ve seller ülke genelinde 641 kişinin ölümüne neden oldu. Bir hafta boyunca yağan yağmurlar 78.000 kişinin evinin yıkılmasına neden oldu. Kasırganın hemen ardından meydana gelen aşırı yağışlar nedeniyle de Endonezya’da 753 kişi, Taylan’da ise 181 kişi öldü.

- Son yılların en şiddetli kuraklığını yaşayan İran'da aylardır 31 eyaletin 15'inde hiç yağmur yağmaması nedeniyle su kesintileri başladı. Tahran’da kronikleşen su krizi ise bizzat Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan tarafından şehrin zorunlu olarak tahliye edilmek durumunda kalınabileceği açıklamasıyla duyuruldu. Üstelik su krizine kentte nefes almayı imkansız hale getiren hava kirliliği de eşlik ediyordu.

- Yeni bir araştırma, yeraltı suyunun aşırı kullanılmasının Dünya’nın dönüş eksenini etkilediğini ortaya koydu. 1993–2010 yılları arasında gezegenden çekilen 2 bin 150 gigaton yeraltı suyunun, Dünya’nın dönüş ekseninde yaklaşık 80 cm bir kaymaya neden olduğu tespit edildi.

- Scientific Reports dergisinde yayınlanan bir çalışma ise, 2010-2017 yılları arasında Afrika ormanlarının yılda yaklaşık 106 milyar kg biyokütle kaybettiğini ve Afrika yağmur ormanlarının 2010’dan beri karbon yutağı olmaktan çıktığını tespit etti. Araştırmacılar, Afrika'nın 2010’dan bu yana yaygın orman kaybının ekolojik dengeyi bozduğunu ve kıtanın atmosfere, tuttuğundan daha fazla CO2 salımı yaptığını keşfettiler.

- BM İklim zirvesi COP30, Brezilya’nın yağmur ormanları Amazonların hemen kenarındaki Belem şehrinde yapıldı. COP30 zirvesine, ABD tek bir kişilik bile resmî delege göndermedi. Bu zirve tarihinde bir ilk olarak kayda geçti.

- COP30 zirvesinde üç yıldan sonra yeniden protestolar ve alternatif zirve yapılabildi. Önceki üç yıl zirveler Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Azerbaycan gibi diktatörlükler altında yapıldığı için protestolara izin verilmiyordu. Bu sefer, yüz kadar tekneden oluşan bir filo ile zirveye katılan Amazon yerlileri daha ilk hafta iki defa toplantıları bastı ve bir süreliğine toplantıların yapılmasını engelledi. Fridays for Future da küresel iklim grevi kapsamında gösteri düzenledi. Ayrıca 50 bin kişi Halkların Büyük Yürüyüşü’nde bir araya geldi. İklim aktivistleri ve yerli halklar, COP zirvesine karşı alternatif olarak Halkın Zirvesi’ni gerçekleştirdi.

- Kick Polluters Out örgütü bu yılki zirveye rekor sayıda fosil yakıt lobicisi katılımı olduğunu duyurdu. Zirveye 1600’den fazla fosil yakıt lobicisi giriş izni almıştı. Yani zirveye katılan her 25 delegeden biri fosil yakıt şirketlerinin temsilcisiydi.

- Ayrıca 531 kadar Karbon Yakalama Sistemleri’ni savunan lobici de zirveye katılmıştı ki iklim aktivistleri ve bilim insanları karbon yakalama sistemlerinin yanlış çözüm olduğunu yıllardan beri söylüyordu. 300’ün üzerinde de tarım ve hayvancılık endüstrisi lobicisi zirvede yer alıyordu. Bu endüstriler de fosil yakıtların ardından karbon emisyonlarının yaklaşık dörtte birinden sorumluydu. 

- Zirvenin son günlerinde COP30 zirvesinin düzenlendiği ve ülkelerin pavyonlarının bulunduğu alan alev alev yandı! Tutuşan standlar, zirve katılımcıları arasında paniğe neden oldu. Zirvede, elektrik altyapısındaki zorlanma plastik standların tutuşmasına yol açmıştı. Bu da birçok yorumcu tarafından gezegenin durumuna dair bir sembol olarak görüldü.

- COP30 zirvesi de öncekiler gibi zayıf bir sonuç metni ile tamamlandı. Yine “fosil yakıtlar” kelimeleri metinde hiç yer almadı. Onun yerine fosil yakıtlar kelimelerinin ilk ve son kez geç geçtiği Dubai konsensüsüne bağlılık tekrarlandı. Ayrıca zirveye dair Brezilya’nın ana gündemi olan, ülkelerin fosil yakıtlardan çıkışına dair ‘yol haritası’ belirlemesi meselesi de metinde yer almadı. 2026 yılının Nisan ayında Kolombiya ve Hollanda’nın liderliğinde Fosil Yakıtlardan Uzaklaşılmasına Dair İlk Uluslararası Konferans’ın yapılması kararlaştırıldı. Yani “yol haritası için yol haritası” belirlenmiş oldu. Metinde, önceki zirvelere kıyasla daha güçlü bir iklim adaleti vurgusu yapılması ve bir “adil geçiş mekanizması” oluşturulması tek olumlu gelişmeydi.

- COP30 zirvesi sona ererken bir sonraki iklim zirvesinin Türkiye’de yapılması kesinleşti. Türkiye, diğer aday Avustralya ile vardığı anlaşma sonucu Kasım 2026’daki COP zirvesine ev sahipliği yapacak ancak zirvenin başkanlığını Avustralya yapacaktı. Ayrıca zirvenin hazırlık toplantısının da bir Pasifik adasında yapılmasında anlaşıldı.

- 2026 yılında gerçekleşecek COP31 zirvesinin liderliğini üstlenen Avustralya’da zirvenin hemen ardından iklim eylemleri gerçekleşti.  “Dünyanın en büyük kömür limanı” olarak bilinen Newcastle Limanı’nda yüzlerce aktivist, kömür taşıyan gemileri, tekne ve kayıklarla durdurdu. Rising Tide isimli çevre örgütü tarafından düzenlenen eylemde polis 141 aktivisti gözaltına aldı.

- COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağı açıklanan Türkiye de bu sorumluluğun tam tersi istikamette yol alıyordu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Karadeniz’de “yerli doğal gaz”, Gabar’da ise petrol üretimini artırmaya devam ettiklerini belirttikten sonra bir “müjde” daha verdi. Bayraktar şöyle söyledi: “Diyarbakır'da çalışmalara da 4 blokta başladık. Türkiye artık ankonvansiyonel yöntemle, çatlatma yöntemiyle kaya petrolü arayacak. Bu, Gabar'dan daha büyük olabilecek potansiyele sahip… Başarılı olursak da belki yüzlerce kuyuyla Diyarbakır'ın adeta bir petrol şehrine dönüşeceği sürece doğru giriyoruz."  

Aralık

İnsan hakları mücadelesinde her zaman amaçlanan hedeflere ulaşmak mümkün olmuyor ama her durumda bu çaba kamunun vicdanı olma işlevini yerine getiriyor, topluma moral ve umut veriyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ihlal kararına rağmen 8 yılı aşkın süredir hapiste tutulan insan hakları aktivisti ve kültürel haklar savunucusu Osman Kavala, 10-17 Aralık Dünya İnsan Hakları Haftası kapsamında Silivri'deki hücresinden bianet'ın sorularını cevaplarken, "tüm yurttaşlar üzerinde kalıcı etkisi olacak bir barış ve demokrasi kültürünün yaratılması için insan hayatına, insanın haysiyetine ve insan haklarına değer veren anlayışın hissedilir hale gelmesi" gerekliliğini vurguluyor. (bianet)

Dünya



- ABD Başkanı Donald Trump, yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni ilan etti. Bu belge, önceki strateji belgelerinden önemli revizyonlar içeriyordu. Öncelikle petro-devletler de denen Ortadoğu’daki monarşileri demokratikleşmeye zorlamaktan vazgeçildiği ilan ediliyordu. ABD’nin Rusya’yı temel rakip olarak görmekten vazgeçtiğini de ortaya koyuyordu. En önemli farklılık ise Avrupa’ya bakıştaydı. Avrupa’nın kitlesel göç, farkındalık politikaları vb nedeniyle “medeniyetinin yok olma” riskiyle karşı karşıya olduğunu söylüyordu metinde ve buna uygun olarak “vatansever Avrupa partilerinin artan etkisini”nden yani aşırı sağın yükselişinden duyulan memnuniyet vurgulanıyordu. Rusya ve Çin’in bölgelerindeki etkileri kabul edilirken Çin’e karşı koymak için “Asya’ya yönelme” politikası da terkediliyordu ki bu Tayvan ve Japonya’ya verilen desteğin azalacak olması anlamına geliyordu. Bir diğer önemli değişiklik ise ABD’nin Latin Amerika’ya daha fazla yöneleceğine dair maddeler içermesiydi.

- ABD Başkanı Donald Trump, sonunda bir barış ödülü almayı başardı. 2026 Dünya Kupası'nın seremonisinde ilk kez verilen FIFA Barış Ödülü Trump’a verildi. Törende, FIFA Başkanı ve Trump’ın yakın bir ilişkisi olan Gianni Infantino, ABD başkanına bir madalya ve altın bir kupa takdim etti. Infantino, Trump'ın çatışma çözümündeki çabalarını övdü ve Gazze'de sağlanan ateşkes nedeniyle kendisinin Nobel Barış Ödülü'nü hak ettiğini düşündüğünü söyledi.

- Sonunda bir barış ödülü alan Trump, ödülün hemen ardından Venezuela’ya ait bir petrol tankerine Amerikan askerlerinin çıkarma yaparak el koyması talimatı verdi. Üstelik çocukça bir coşkuyla duyurdu bu haberi: "Çok büyük bir tanker, el koyduğumuz en büyük tanker" ifadelerini kullandı. ABD ordusu, kısa bir süre sonra Venezuela’nın ikinci bir tankerine daha el koydu. Ayrıca daha önce hava sahasını uçuşlara kapattığını duyurduğu gibi Amerikan donanmasının başlattığı abluka ile Venezuela’ya denizden gemi geçişlerini yasakladığını açıkladı.

- Suriye'de Esad rejiminin 2015-2024 yılları arasındaki işkence, katliam ve ağır insan hakları ihlallerini belgeleyen devasa arşivi gün yüzüne çıktı. Arşivin yer aldığı bellekte 134 bin döküman ve 70 bin fotoğraf bulunuyordu. On binlerce belge arasında Suriye güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü tahmin edilen 10 bin 212 Suriyelinin fotoğrafları vardı ve cansız bedenlerinin üzerine kayıt için numaralar yazılmıştı.

- Bu ay da daha önce ateşkes imzalayan ülkeler arasında sınır çatışmaları yaşandı. Önce Afganistan-Pakistan sınırında sonra Tayland-Kamboçya sınırında yaşanan çatışmalar nedeniyle bölge gerildi. Trump’ın arabuluculuk girişimleri de bu çatışmalar nedeniyle sorgulanır oldu.  

- Britanya Başbakanı ve İşçi Partisi lideri Keir Starmer, Dünya İnsan Hakları Haftası’nda inanılması güç bir açıklama yaptı. Starmer, Avrupa liderlerini “aşırı sağın yükselişini durdurmak için” Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki mülteci haklarında kısıtlamalara gitmeye çağırdı. Starmer, aşırı sağın yükselişini önlemenin yolu olarak mültecilik başvurularını sınırlandırmak gerektiğini söyledi. Oysa aşırı sağın argümanlarını bu şekilde meşrulaştırarak bu nefret akımını siyasetin merkezine taşıdığının farkında değildi.

- Brezilya’da kadınlar sokaklara indi. On binlerce kişi Rio de Janeiro ve Sao Paulo başta olmak üzere birçok kentte kadın cinayetlerine ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin artışına karşı seslerini yükseltti. Kadınlar, ülkede geçen yıl bin 492 kadının öldürüldüğünü belirterek erkek şiddetine karşı 'Bizi öldürmeyi durdurun' sloganları atarak 'Kadın cinayetlerini durdurun' yazılı pankartları açtı.

- Avustralya’nın Sidney kentinde bulunan Bondi plajında, Yahudi toplumunun Hanuka Bayramı kutlamasında silahlı bir saldırı gerçekleşti. İki saldırganın ateşi nedeniyle 15 kişi hayatını kaybetti. Saldırganlardan biri de öldürüldü. Suriye kökenli Müslüman bir Avustralya vatandaşının saldırganlardan birinin üstüne atlayarak onun silahını alması daha büyük bir felaketi engelledi. İsrail Başbakanı Netanyahu ise saldırıyı, Avustralya’nın 3 ay önce Filistin devletini tanıyarak antisemitizmi yükseltmesine bağladı. 

- Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye yönetimi arasında 10 Mart mutabakatından beri süren git gelli görüşme sürecinde anlaşmaya varıldı. Anlaşmaya göre Suriye Demokratik Güçleri’ne ait üç tümen Suriye Ordusu bünyesine alınacak ve bu bölgeye Suriye ordusunun diğer unsurları girmeyecekti. Anlaşma, Türkiye’deki barış süreci açısından da hayati öneme sahipti. Anlaşmadan bir iki gün önce ABD Kongresi, Suriye'ye yönelik yaptırımların tamamının kalıcı olarak kaldırılması kararı almıştı.

- Epstein dosyası sonunda yayınlandı. Geçtiğimiz ay Başkan Trump, gelen baskılara direnemeyerek içerisinde kendi fotoğraflarının ve isminin de geçtiği dosyanın kamuoyuyla paylaşılmasına onay vermek durumunda kalmıştı. Ancak dosyalar beklendiği üzere “ulusal güvenlik” gerekçesiyle yoğun sansüre uğramış bir şekilde yayınlandı. Hatta ilk yayınlanan belgelerde Trump’ın adı dahi geçmiyordu. Fakat bazı fotoğraflar basına sızdırıldı ve sonrasında daha fazla belge paylaşıma açıldı. Dosyalar içerisinde giderek daha fazla Trump’a dair yazışma çıktı. Trump bir açıklama yaparak "Epstein ile ilgili tüm bu olay, Cumhuriyetçi Partinin muazzam başarılarından dikkatleri başka yöne çekmek için bir yol. Örneğin, bugün dünyanın en büyük gemilerini, dünyanın en güçlü gemilerini inşa ediyoruz ve bana Jeffrey Epstein hakkında sorular soruyorlar. Bu konunun kapandığını sanıyordum." Şeklinde konuştu.

- Bangladeş'te 2024 yılındaki demokrasi yanlısı ayaklanmanın gençlik liderlerinden biri olan Sharif Osman Hadi suikast sonucu öldürüldü. Bunun üzerine binlerce protestocu Dakka sokaklarına dökülerek katillerinin tutuklanmasını talep etti. Hadi, geçen yıl Başbakan Şeyh Hasina'nın otokratik yönetimine son veren ve onu Hindistan'a kaçmaya zorlayan ayaklanmanın kilit isimlerinden biriydi ve Şubat ayında yapılacak ulusal seçimlerde milletvekili adayı olacaktı. Öfkeli göstericiler birçok şehirde polisle çatıştı, ülkenin en büyük iki gazetesinin binaları Hindistan yanlısı olduklarıyla iddiasıyla ateşe verdi. 

- ABD, Noel gecesi, Nijerya’da IŞİD hedeflerini vurduğunu açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump daha önce de Nijerya’da Hristiyanlara katliam yapıldığını iddia ederek ülkeye operasyon düzenleyebileceğini söylemişti, söylediğini de yaptı.

- Donald Trump, Florida’da katıldığı Noel kutlamasında ise çocuklarla ilginç konuşmalar yaşadı. Telefonla Jasper adlı çocukla yaptığı görüşmede “Noel Baba çok iyi bir insan. Ülkemize sızmadığından ve kötü bir Noel Baba’yı içeri almadığımızdan emin olmak istiyoruz.” Diyerek küçük çocuğa göçmen düşmanlığı anlattı. Bir başka küçük çocuk Amelia, Noel Baba’nın bacadan gireceğini söyleyen Trump’a çorabında kömür bulmaktan endişe duyduğunu söyleyince Trump da “Temiz ve güzel kömürden mi bahsediyorsun?” diye sorarak bu sefer de kömür enerjisi güzellemesi yaptı.

Filistin

- Avrupa Yayın Birliği, önümüzdeki yıl Eurovision Şarkı Yarışması'na katılıp katılmama konusunu görüşmek üzere Cenevre’de toplandı. Gazze soykırımı sebebiyle İsrail'in yarışmadan menedilmesi çağrılarına karşın, İsrail’in katılmasına onay verdi. Bunun üzerine altı ülke (Slovenya, İrlanda, İspanya, Hollanda, İzlanda ve Belçika) Eurovision 2026’dan çekildiğini açıkladı. 

- İsrail; Gazze, Batı Şeria ve Lübnan sınırından sonra Ürdün sınırına da güvenlik duvarı inşa etmeye başladı. İsrail yetkililer, güneyde işgal altındaki Golan Tepeleri'nden başlayarak Ürdün sınırında yaklaşık 500 kilometre boyunca uzanacak çok katmanlı bir güvenlik yapısı oluşturulacağını açıkladı.

- Gazze ve Lübnan’da ateşkes anlaşmaları imzalanmış olmasına ve Trump’ın “3 bin yıllık savaşı sona erdirdik” demiş olmasına rağmen İsrail, 2026 için rekor bir savunma bütçesi onayladı. İsrail’in 2026 yılı savunma bütçesi yaklaşık 34,6 milyar dolar olarak belirlendi. Bu bütçe önceki yıl Hamas ve Lübnan’la savaş sürerken kullandığı savunma bütçesinden 3,5 milyar dolar kadar daha yüksekti. Dolayısıyla bütçenin, ateşkes ve barış bütçesi olmadığı son derece açıktı.



- Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü 2025 bilançosu açıkladı. Son bir yılda dünya genelinde 67 gazetecinin öldürüldüğü belirtilen raporda gazeteci cinayetlerinin hemen hemen yarısının İsrail ordusu tarafından Gazze'de yaşandığı açıklandı.

- İsrail’in ateşkese rağmen saldırıları, yaşanacak yer olmaması, kıtlık ve soğuklar yetmezmiş gibi Gazze halkı bir de fırtına felaketi yaşadı. Gazze Şeridi'nde etkili olan kutup kökenli Byron fırtınası, 11 kişinin ölümüne neden oldu. 250 binden fazla kişinin etkilendiği fırtınada, binlerce Filistinli aile gıda, su, ilaç, kıyafet ve çadır stoklarını da kaybetmiş oldu. Bu insanî felakete rağmen İsrail açısından değişen bir şey olmadı, yardım TIR’larını engellemeye devam etti.

- İsrail Güvenlik Kabinesi, işgal altındaki Batı Şeria topraklarında 19 yeni yerleşim biriminin kurulmasına onay verdi. Resmi açıklamaya göre, son üç yılda onaylanan yerleşim sayısı böylece 69’a yükseldi. BM Raporuna göre, 2025 yılında yaklaşık 47 bin 390 yerleşim konutu için onay verilmişti.

- Yüksek teknolojili savunma sanayisi ile öğünen İsrail'de, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Filistinli tutukluların kaçmasını engellemek amacıyla “timsahlarla çevrili bir gözaltı tesisi” kurulmasını önerdi. İsrailli insan hakları örgütü B'Tselem'in başkanı Orly Noy da bu planın “İsrail'in şu anda içinde bulunduğu yamyamlık aşamasının bir başka grotesk örneği” olduğunu söyledi.

- Greta Thunberg Britanya’da terör destekçisi ilan edilen “Palestine Action” grubuna destek olmak için Londra’da katıldığı bir oturma eyleminde gözaltına alındı. Tutuklanan Palestine Action grubundan sekiz kişi hükümeti protesto etmek için açlık grevine girmişlerdi. “Palestine Action tutuklularını destekliyorum, soykırıma karşı çıkıyorum” yazılı pankartıyla yerde oturup tutuklu aktivistlere destek veren Greta, gözaltına alındıktan bir süre sonra serbest bırakıldı.

- Filistin’de Hristiyanlar, Noel kutlamalarına İsrail baskısı altında girdi. Hayfa kentinde Noel baba kılığında kutlama yapan bir Filistinli gözaltına alındı. İsa Peygamberin doğduğu ve Batı Şeria içinde kalan Beytüllahim’de iki yılın ardından ilk kez buruk da olsa Noel kutlaması yapılabildi. Gazzeli Hristiyanlar ise hediyesiz, yiyeceksiz ve güvenliksiz koşullarda Noel’i kutlamaya çalıştı. 

Türkiye

- Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasında "Savaşsız Çocukluk Projesi" kapsamında Türkiye’ye getirilen 510 yetim çocuğun psikolojik ve cinsel istismara maruz kaldığı ve iki kız çocuğunun otel çalışanları tarafından hamile bırakıldığı ortaya çıktı. Üstelik Ukraynalı yetkililer dahi çocukları yaşananları anlatmamaları konusunda uyarmıştı. Agos yazarı ve Apaçık Radyo programcısı Burcu Karakaş’ın iki Ukraynalı gazeteci ile birlikte ortaya çıkardığı olayda, kız çocuklarının hamile oldukları anlaşılınca iki ülkedeki yetkililer de olayı örtbas etmeye çalışmıştı. 

- Bu haberden kısa bir süre sonra bu kez de Meclis çatısı altında yaşanan taciz olayları ortaya çıktı. Meclis lokantasında liselerdeki staj programı dahilinde stajyer olarak çalışan lise çağındaki kız çocuklarının, Meclis personeli tarafından tacize uğradığı öğrenildi. Personel hakkında soruşturma açıldı.



- Süreç Komisyonu, İmralı ziyareti sonrasında yaptığı ilk toplantıda Öcalan’la görüşmenin özetini kamuoyuyla ve komisyonun diğer üyeleriyle paylaştı. Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş, sürecin ve komisyon çalışmalarının en hassas, en kırılgan döneme girdiğini söyledi. DEM Partili yöneticiler ise Öcalan’la yapılan görüşmenin tutanakların tamamının kamuoyuna açıklanmamasını eleştirdi. CHP de “MİT’in mi AKP’nin mi özeti?” diye sordu, bunu bir sansür uygulaması olarak değerlendirdi. Ardından da Komisyonda bulunan partiler kendi raporlarını komisyona sundu. Komisyon, partilerden gelen raporları birleştirmek üzere çalışmalara başladı.

- Barış sürecinde, komisyonun meclise sunmak üzere rapor hazırlamakta olduğu dönemde kelimenin tam anlamıyla durup dururken 1990lı yılların ünlü tetikçisi, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın ortaya çıktığı söylendi. Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk’ü arayarak, “Ben Yeşil” diye kendini tanıtan kişi nedendir bilinmez 1990’larda Öcalan’a suikastla görevlendirildiğini ama ihanet eden birileri nedeniyle yapamadığını söyledi. DEM Parti ve CHP, bu konu hakkında Meclis’te iktidara sorular yöneltti. Ancak olaydan birkaç gün sonra açıklama yapan İçişleri Bakanlığı, aramanın bir açık cezaevinden yapıldığını; aramayı yapanın ise C. A. adlı hükümlü olduğunun tespit edildiğini bildirdi. Şahsın, 'Adam öldürme, kasten yaralama ve mala zarar vermekten' suç kaydı bulunmaktadır." denildi. Neden böyle bir şey yaptığıysa söylenmedi.

- Barış süreci tüm gelgit ve çelişkileriyle birlikte ilerlerken Somaspor-Bursaspor maçında bir grup Bursaspor taraftarı beyaz Toros pankartı açarak Kürt siyasetçi ve HDP eski milletvekili Leyla Zana hakkında ırkçı ve cinsiyetçi küfürler etti. Yaşanan olay ciddi tepkiye neden oldu ve sürece dair bir provokasyon mu tartışmalarına neden oldu. TFF, Bursaspor’a sadece 16 bin TL para cezası vererek durumu geçiştirdi. O cezayı da, Bursaspor’a verilen başka diğer para cezalarıyla birlikte İyi Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban gönüllü olarak ödedi.

- Hakemler, spor kulüpleri başkanları ve futbolcularla başlayan Futbolda bahis ve şike iddiaları soruşturması, süper lig takımları ve spor yorumcularına doğru genişledi. Aralarında Fenerbahçe kaptanı Mert Hakan Yandaş, Galatasaray futbolcusu Metehan Baltacı, eski Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak, eski hakem ve futbol yorumcusu Ahmet Çakar’ın da olduğu çok sayıda kişi tutuklandı.

- Türkiye İşçi Partili öğrenciler, Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) iş cinayetleri sonucu ölen çocuklara dikkat çekmek için Milli Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi Çalıştayı toplantı salonu önünde protesto gerçekleştirdi. “Çocukların kanı elinizde” yazılı pankart ve MESEM’lerde yaşamını yitirmiş çocuk işçilerin fotoğrafları ile toplantı salonu önüne gelen öğrencilerin 16’sı tutuklandı.

- Aralık ayında çok sayıda gazeteciye farklı gerekçelerle soruşturmalar açıldı, aralarında tutuklananlar oldu. Show TV, Habertürk ve Beyaz TV’den birer spiker uyuşturucu operasyonu kapsamında tutuklandı. Ardından da Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy yine uyuşturucu soruşturması kapsamında ve “cinsel ilişki karşılığı menfaat sağlama” suçlamalarıyla tutuklandı. Uyuşturucu soruşturması büyüyerek devam etti.
- Türkiye’ye ait bir gemi Ukrayna limanında bulunduğu sırada bir Rus dronu tarafından vuruldu hem de Erdoğan ile Putin Türkmenistan’da yüz yüze bir toplantı yapmakta olduğu bir sırada. Sonraki günlerde üç Türkiye bayraklı gemi daha Karadeniz’de saldırıya uğradı. 

- Gemilere yönelik saldırılar sırasında bir başka gerilim daha yaşandı. Karadeniz’de kime ait olduğu açıklanmayan bir İnsansız Hava Aracı (İHA) Türkiye hava sahasına girdiği gerekçesiyle vuruldu. Ardından iki İHA da İzmit ve Balıkesir’de kendiliğinden düştü. Bu İHA’ların bir kısmının Rusya’ya ait olduğu belirtildi. 

- Tüm bu gelişmelerle bağlantılı mı bilinmeyen bir şekilde içinde Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Al-Haddad'ın da olduğu Libya heyetinin uçağı Ankara’daki görüşmelerin ardından dönüş yolunda düştü ve uçakta bulunan beş kişi hayatını kaybetti. Uçağın elektrik sistemine ilişkin bir arıza tespit edilmesi üzerine acil iniş talebinde bulunduğu ve kısa süre sonra da Haymana’da yere çakıldığı açıklandı.

- Asgari ücret görüşmelerini protesto ederek bu yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmayan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, bir konuşmasında ‘işçiden önce vatandan yana’ olduğunu belirtti. Komisyona katılmayan sendikaları bireysel olarak ziyaret eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise “Masada işçi kesiminin olmaması çok önemli bir eksiklik değil” dedi. Sonuçta da net asgari ücret 28 bin 75 TL olarak açıklandı. Bu miktar, TÜİK’in dahi 30 bin lira olarak açıkladığı açlık sınırının altında kaldı.

- 11. Yargı Paketi Meclis’te kabul edildi. Aslında yargı paketinden çok tutuklulara yönelik bir af paketi halinde çıktı yasa. Deprem mağduru ailelerin mücadelesi sayesinde “deprem affı” denen maddeler yasadan son anda çıkarıldı. Yasanın kabul edilmesinin ardından binlerce kişi cezaevlerinden tahliye edildi.

İklim ve çevre



- ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (Noaa), Ekim 2024'ten Eylül 2025'e kadar tüm Arktik bölgesinde sıcaklıkların modern kayıtların tutulmaya başlandığı 125 yılın en yüksek seviyelerine ulaştığını ve son 10 yılın Arktik'te kaydedilen en sıcak 10 yıl olduğunu açıkladı. Noaa, 2025 yılında Arktik bölgedeki buzulların genişliğinin 47 yıllık uydu kayıtlarında en düşük seviyeye ulaştığını da bildirdi.

- Endonezya’da Kasım ayı sonundan beri devam eden şiddetli yağışlar nedeniyle Sumatra, Batı Sumatra ve Açe’de yaşanan sel ve toprak kaymalarında hayatını kaybedenlerin sayısı 1000’i geçti. Binlerce kişi de evlerini kaybetti.

- Japonya, 2011 yılında meydana gelen 9,0’lık deprem ve ardından gelen tsunaminin radyoaktif sızıntıya sebep olduğu Fukuşima nükleer santralini tekrar kullanıma açacağını duyurdu. Kararın arkasında, Japonya’nın elektrik üretimi için ithal fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltma hedefi olduğu belirtildi. 

- Greenpeace ABD ofisinin yayınladığı "Plastic Merchants of Myth" (Plastik Efsane Tüccarları) raporu, plastik endüstrisinin yıllardır sürdürdüğü "geri dönüşüm" iddiasının teknik ve ekonomik olarak karşılığının bulunmadığını belgeledi. Rapora göre ABD’de plastik geri dönüşüm oranı yüzde 5’e kadar düşerken, geri kalan atıkların akıbeti Türkiye gibi ülkeleri doğrudan tehdit ediyordu. Raporda, Batı ülkelerinde sistem dışında bırakılan, yakılan veya düzenli depolamaya gönderilen bu atıkların “dönüştürülebilir hammadde” adı altında Türkiye’ye ihraç edildiği belirtiliyordu. 

- Yeni bir araştırma Güney Afrika kıyılarındaki kolonilerde yaşayan Afrika penguenlerinin %95'inden fazlasının 2004 ile 2012 yılları arasında öldüğünü ortaya koydu. Araştırmaya göre Afrika penguenlerinin bazı kolonilerinde 60.000'den fazla penguen yani yüzde 95’i, sardalyaların yok olması nedeniyle açlıktan ölmüştü. Bölgedeki sardalyalar ise okyanus sıcaklıklarındaki değişim nedeniyle radikal bir şekilde popülasyon kaybına uğramıştı.

- Fransa'nın Agde kentinde, bir komşu şikayeti üzerine, Dominique Valdes isimli kişinin kedisi Remi, komşunun bahçesine girdiği ve zarar verdiği iddiasıyla "ev hapsi"ne mahkum edildi! Ayrıca Mahkeme, kedi Remi’nin komşunun bahçesine yapacağı her yeni "izinsiz giriş" için Valdes'e 30 avro para cezası ödenmesine de hükmetti. Kedinin suçu büyüktü. Komşunun bahçesine girerek ıslak sıvaya pati izi bırakmış, yorgana işemiş üstelik bunlarla yetinmeyerek bahçeye de dışkılamıştı. Kedinin bu medeniyet dışı tavırları elbette Fransız adalet sistemi tarafından cezasız bırakılmadı. Üstelik bu zamana kadar Remi’nin benzer “suçları” nedeniyle, Valdes’in aynı komşuya toplam 2 bin 50 euro para cezası ve tazminat ödediği öğrenildi.

- Türkiye, BM İklim Zirvesi COP31’i üstlendikten sonra büyük bir hızla ters istikamette gitmeye devam etti. Aralık ayının ilk günlerinde Dünya LNG Zirvesi (Dünya Sıvılaştırılmış Gaz Zirvesi) İstanbul’da toplandı. Küresel LNG devi şirketlerinin bir araya geldiği zirvede Türkiye, BOTAŞ aracılığıyla Alman ve İtalyan şirketleri ile 10’ar yıllık yeni LNG alım anlaşması imzaladı. 

- Bu gelişmeyle aynı gün basında iki haber daha yer aldı. Bunlardan biri Türkiye’nin Oruç Reis isimli sismik araştırma gemisinin Somali karasularında bulduğu gazı önümüzdeki yıl çıkarmaya başlayacağı haberiydi. Diğeri ise Türkiye’nin Amerikalı gaz şirketleri ile yatırım ortaklığına dair görüşmeler yapmakta olduğu haberiydi. 

- Türkiye ayrıca 2050 yılına kadar 12 nükleer reaktör kurarak elektrik ihtiyacının yüzde 10-15 kadarını nükleer enerjiden elde etme hedefinin yanı sıra dron üretimiyle bilinen Baykar şirketinin geliştireceği küçük modüler reaktör teknolojisi ile de nükleer enerji üretimini büyütmeyi amaçladığını açıkladı.

- Anayasa Mahkemesi (AYM), kamuoyunda 'katliam yasası' olarak bilinen sokaklarda yaşayan hayvanların toplanması ve öldürülmesini içeren kanunun iptal isteminin reddinin gerekçesini aylar sonra açıkladı. Gerekçede hayvan popülasyonunun artmasının insan yaşamını tehdit ettiği, hayvanların doğanın doğal parçası olmadığı ve bu nedenlerle “ötenazi/öldürme tedbiri”nin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmedildi. Gerekçede akıllara durgunluk veren şu ifadeler yer aldı: “Hayvanlar, biyolojik bir varlık olsalar da hukuk düzenlerinde genel olarak bir hakkın öznesi olarak kabul edilmemişler, mülkiyet hakkının konusu bir eşya olarak değerlendirilmişlerdir.” Ancak gerekçenin devamında lütfeden AYM, hayvanların diğer eşyalardan bazı farkları olduğunu da şu cümlede kabul etmişti: “Hayvanlar hukuki olarak eşya kategorisinde kabul edilse de biyolojik bir varlık olmaları, acı çekme, mutlu olma ve üzüntü duyma gibi birtakım hislere sahip olmaları sebebiyle diğer eşyalarla aynı kapsamda değerlendirilmeleri söz konusu değildir.” Fakat yine de AYM hayvanların bazı koşullarda öldürülebileceğini belirterek yasayı iptal etmediğini gerekçelendirdi. Yaşatacağız Platformu altı ilde birden sokağa inerek hem bu açıklamayı hem de sokak hayvanlarını besleme yasaklarını protesto etti.