İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nur Eda Topçu Eryalçın ve ekibi, Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’ndaki koralijen habitatları yani resifleri inceleyen bir araştırma gerçekleştirdi. Bilim insanları, parkta 2 yıl boyunca 9 farklı noktada düzenli dalışlarla habitatı inceledi. Çalışmada, 30-42 metre derinlikte yapılan dalışlardan elde edilen görüntülerin analizinde toplam 82 tür tespit edildi. Araştırmaya göre, çalışma yapılan alanlar biyolojik çeşitlilik açısından zengin olmasına rağmen etkin şekilde korunamıyor. En yaygın canlı gruplarını süngerler ve algler oluştururken bazı bölgelerde habitat yapısının bozulduğu gözlemlendi. Koruma statüsüne rağmen insan faaliyetlerinin etkisi sürüyor. Balıkçılık, çapa atma, dalış turizmi ve kirlilik gibi unsurlar habitat üzerinde baskı oluşturuyor, bazı bölgelerde tortu oranı sağlıklı kabul edilen seviyelerin üzerine çıkıyor. İklim değişikliği, deniz suyu sıcaklıklarındaki artış ve kirlilik koralijen habitatlar üzerindeki baskıyı artırıyor.
Temiz enerjiye geçişi hızlandırmak amacıyla Kolombiya’nın Santa Marta şehrinde devam eden konferansa katılan “en yüksek hedefli” ülkeler koalisyonuna göre, “fosil yakıt üretiminden uzaklaşacak bir yol haritası çizme” zamanı geldi. Geçtiğimiz Kasım ayında Brezilya’da düzenlenen COP30’da ilk olarak 24 ülkenin desteğiyle “fosil yakıtlardan aşamalı çıkışa yönelik ilk uluslararası konferans” duyurulmuştu. Birleşmiş Milletler (BM) iklim zirvesi, 82 ülkenin fosil yakıtlardan aşamalı çıkış çağrısında bulunmasına ve iki yıl önceki COP28’de ülkelerin “fosil yakıtlardan uzaklaşma” taahhüdü vermesine rağmen, iklim değişikliğinin başlıca nedeni olan fosil yakıtlara hiçbir atıf içermeyen bir anlaşmayla sonuçlanmıştı. Kolombiya ve Hollanda’nın öncülük ettiği Santa Marta Konferansı’na, Avustralya, Meksika, Birleşik Krallık ve birçok gelişmekte olan küçük ada devletinin yanı sıra Avrupa Birliği de dahil olmak üzere 53 ülke katıldı. Bu Kasım ayında düzenlenecek COP31’e ev sahipliği yapacak olan Türkiye ve Avustralya da toplantıda yer alırken, ABD konferansa davet edilmedi. “En yüksek hedefli koalisyon” olarak adlandırılan grubun üç günlük toplantısı sona ererken, toplantıda, fosil yakıtlardan küresel ölçekte adil bir şekilde aşamalı çıkış çağrısı yapıldı.
Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıktığı için 31 Mart’tan bu yana tutuklu bulunan Esra Işık, hakim karşısına çıktı. Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Esra Işık hazır bulundu. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına karşı düzenlenen protesto sonrasında 30 Mart gecesi gözaltına alınan İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra Işık, “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla 31 Mart’ta tutuklanmış, daha sonra Muğla Cezaevi’nden Şakran’daki İzmir 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilmişti. Hakim, cumhuriyet savcısının da görüşü doğrultusunda Işık’ın tutukluluğunun devamına karar vererek davayı 1 Haziran’a erteledi.
Danıştay 4. Dairesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Milas’ın Kıyıkışlacık Mahallesi’nde yapılması planlanan "İasos Yat Limanı" projesine verilen "ÇED olumlu" kararının iptali istemiyle açtığı davada, yerel mahkemenin iptal kararını bozarak davanın reddine hükmetti. Muğla Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2024 yılında "İasos Yat Limanı" projesine verdiği "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle Muğla 4. İdare Mahkemesi dava açmıştı. Mahkeme, projeye ilişkin çevresel değerlendirmelerde eksiklikler bulunduğu gerekçesiyle "ÇED Olumlu" kararını iptal etmişti. Mahkemenin bu kararından sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, iptal kararının temyizen incelenerek bozulması istemiyle Danıştay'a başvuruda bulundu. Danıştay 4. Dairesi, temyiz incelemesi sonucunda yerel mahkemenin bu kararını hukuka uygun bulmadı. Mahkeme, projeye ilişkin ÇED raporunda yer alan eksikliklerin işlemi hukuka aykırı hale getirmediğine hükmederek, mahkeme kararını bozdu ve davanın reddine karar verdi.
Birgün’den Sibel Bahçetepe’nin haberine göre, Türkiye'nin önemli çeltik üretim merkezlerinden Tosya, Kargı, Osmancık'ı kapsayan Devrez ve Kızılırmak Vadisi'nde yürütülen madencilik faaliyetlerine tepkiler büyüyor. Pirincin yetiştirildiği havzada 4. grup maden araması kapsamında yapılan sondaj çalışmalarının hukuksuz olduğunu belirten yurttaşlar, sondaj faaliyetlerinin durdurulması ve ÇED sürecinin işletilmesi talebiyle Kastamonu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne dilekçelerle başvuru yaptı. "Tosya pirinci tarihe karışmasın” diyen yurttaşlar "ÇED süreci tamamlanmadan ve gerekli izinler alınmadan yürütüldüğü tespit edilen tüm sondaj faaliyetleri derhal durdurulmalı" dedi. İddiaya göre şirket, 2025 Nisan’dan bu yana pirinç tarlaları, sulak alanlar ve meralarda 4. grup maden araması kapsamında sondaj çalışmaları başlattı. Ancak bu faaliyetlerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci tamamlanmadan başlatıldığını söyleyen yurttaşlar “Tosya pirinci tarihe karışmasın” diyerek tüm faaliyetlerin derhal durdurulmasını talep etti. Karaköy ve Ortalıca çevresinde yürütülen çalışmaların, bölge halkı ile idareyi karşı karşıya getirdiği belirtildi. Yurttaşlar "ÇED süreci işletilmeden başlatılan faaliyetler sonradan meşrulaştırılamaz. İdare sahada derhal denetim yapmalı” çağrısında bulunacak.


