Esra Işık tahliye edildi

-
Aa
+
a
a
a
Gezegenin Geleceği: 13 Mayıs 2026
 

Gezegenin Geleceği: 13 Mayıs 2026

podcast servisi: iTunes / RSS

İlk haberimiz dünyanın yangınlarla sınanan ilk dört ayına ilişkin. Aşırı hava olaylarında küresel ısınmanın rolünü inceleyen World Weather Attribution adlı araştırma grubu tarafından derlenen verilere göre, iklim değişikliği bu yıl Afrika, Asya ve diğer bölgelerde rekor kıran yangın felaketlerine yol açtı. Ocak'tan Nisan'a kadar süren yangınlar şimdiden 150 milyon hektardan fazla alanı küle çevirdi; bu rakam, önceki rekorun yüzde yirmi üzerinde ve kabaca Almanya'nın iki katına denk geliyor. Araştırmacılar; insan kaynaklı iklim değişikliğinin özellikle güçlü bir El Niño etkisiyle birleşmesi sonucunda bu yıl sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini, bunun da yangınların yanı sıra geniş çaplı kuraklıklara yol açabileceğini belirtti. Kuzey Yarımküre'de yaz mevsiminin yaklaşması ve El Niño hava olaylarının etkisini göstermeye başlamasıyla koşulların kötüleşmesi bekleniyor.

İkinci haberimiz Nature dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma. Çalışma, ekonomik eşitsizliğin Avrupa'da her yıl sıcak ve soğuk havalardan kaynaklanan ölümlere yüz binden fazla can eklediğini ortaya koyuyor. Gini indeksiyle ölçülen eşitsizlik seviyelerinin, Avrupa'nın en eşitlikçi ülkesi olan Slovenya seviyesine indirilmesi durumunda, sıcaklığa bağlı ölümlerin yüzde otuza varan oranlarda azalabileceği hesaplanıyor; bu, her yıl 109 bin 866 kişinin hayatının kurtulması anlamına geliyor. Bulgular, geçtiğimiz Nisan'ın küresel ölçekte kayıtlara geçen en sıcak üçüncü Nisan olarak sınıflandırılmasının hemen ardından geldi. İspanya gibi bazı ülkeler kendi tarihlerinin en sıcak Nisan ayını yaşadı; doğal bir ısınma fenomeni olan El Niño'nun bu yıl olağanüstü güçlü seyredeceği tahmin ediliyor ve bu durum 2026 yazına dair endişeleri artırıyor. Araştırmacılar, sıcağa bağlı yüksek ölüm oranlarının yoksulluk ve evi yeterince ısıtamama gibi yoksunluk göstergeleriyle yakından ilişkili olduğunu tespit etti.

Üçüncü haberimiz Akbelen'den. İklim Haber'e göre, Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıktığı gerekçesiyle 31 Mart'tan bu yana tutuklu bulunan Esra Işık, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararıyla yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Tahliyesinin ardından İzmir Barosu'na giden Işık, burada ANKA Haber Ajansı'na konuştu. Işık, "Toprağımı savunduğum için, köyümü savunduğum için, memleketimi savunduğum için 42 gündür tutukluydum. Günlerdir sürgün edildiğim ailemden, toprağımdan, köyümden ayrıydım" dedi ve şöyle devam etti: "Daha nereye kadar bizi yok edeceksiniz? Nereye kadar bizi yoksullaştıracaksınız? Nereye kadar bizi mülksüzleştireceksiniz? Nereye kadar bizi insanlıktan, yurttaşlıktan çıkaracaksınız diye soruyoruz."

Dördüncü haberimiz İstanbul'dan. Birgün gazetesinden Sibel Baştepe'nin haberine göre Kadıköy Rıhtımı'nda yapılması planlanan cami projesine yönelik tepkiler büyüyor. Hazırlıkları büyük ölçüde tamamlanan projeye karşı Kadıköylüler, yaşam savunucuları ve meslek odaları Moda Çimleri'nde bir araya geldi. "Enstrümanını, sözünü, sandalyeni kap gel" çağrısıyla düzenlenen etkinlikte yurttaşlar "Kadıköy'ü birlikte savunalım" diyerek projeye itirazlarını yineledi. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi de Kadıköy Rıhtımı'ndaki dolgu alanına cami yapılması planına bilimsel gerekçelerle karşı çıkarak, söz konusu alanın ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi için değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.

Beşinci haberimiz Karadeniz'den. Ünye Adliyesi önünde bir araya gelen Ünye Çevre Platformu bileşenleri, siyasi parti temsilcileri, sendikalar, dernekler, meslek odaları ve yurttaşlar; Ünye, İkizce, Kumru ve Çaybaşı'nı kapsayan maden arama ihalelerine tepki gösterdi. Platform Sözcüsü Serap Ersöz, açılan davanın yalnızca hukuki bir süreç değil, aynı zamanda bölgenin doğal yaşamını, su kaynaklarını ve geleceğini savunma mücadelesi olduğunu söyledi. Basın açıklamasıyla, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün dört ilçeyi kapsayan dördüncü grup maden arama ihalelerine karşı yürütülen hukuki ve toplumsal mücadele kamuoyuyla paylaşıldı.

Son haberimiz Çanakkale'den. Evrensel gazetesinden Özer Akdemir'in haberine göre Çanakkale'de işletilmesi planlanan altın, gümüş ve bakır madeni projesinin Çevresel Etki Değerlendirme süreci, çevresel sürdürülebilirlik gerekçeleriyle sonlandırıldı. Şirketin Çanakkale'deki dört ruhsat sahasında açık ocak, yer altı maden işletmesi ve cevher zenginleştirme tesisi kurmak amacıyla 27 Aralık 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na yaptığı başvuru, Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün değerlendirmeleri sonucunda askıya alındı. Ancak şirket maden projesinden vazgeçmediğini, ÇED dosyasının gözden geçirileceğini ve gerekli revizyonların ardından projeye yeniden ÇED başvurusunda bulunulacağını açıkladı. Doğa savunucuları, Kazdağları'nı kuşatan maden projelerinin kümülatif etkisine dikkat çekerek bölge için topyekûn bir ekolojik yıkım uyarısında bulunuyor.