İlk durağımız Engelli Kadın Derneği, kısa adıyla ENKAD'ın açıklaması. 10–16 Mayıs Engelliler Haftası ile Dünya İklim Günü'nün kesiştiği bu hafta, ENKAD iki önemli günün buluşmasının iklim krizinin engelli bireyler üzerindeki etkilerini yeniden düşünmek için önemli bir fırsat sunduğunu hatırlatıyor. Dernek, iklim krizinin günlük yaşamımızı doğrudan etkileyen bir insan hakları krizine dönüştüğünü vurguluyor. Açıklamaya göre engelli bireyler dünya nüfusunun yüzde on altısından fazlasını oluşturuyor; ancak ulusal iklim eylem planlarında, afet risk azaltma sistemlerinde ve uluslararası iklim finansmanında büyük ölçüde göz ardı ediliyorlar. Tahliye planlarının engelli bireyleri kapsamaması, erken uyarı sistemlerinin işitsel ya da görsel ihtiyaçları dikkate almaması, acil durum barınaklarının fiziksel erişilebilirlik standartlarına uygun olmaması ve sağlık hizmetlerindeki kesintiler, afetler sırasında dezavantajı derinleştiriyor. Bilgiye erişimdeki eksiklikler, birçok engelli bireyin zamanında uyarı alamamasına neden oluyor. İklim krizine bağlı derinleşen yoksulluk, işsizlik, göç, yerinden edilme ve bakım yükü, engelli bireylerin toplumsal yaşama eşit katılımını daha da zorlaştırıyor. ENKAD, özellikle engelli kadınlar için acil ve sistematik bir değişim çağrısı yapıyor.
İkinci haberimiz Birleşmiş Milletler'den. Yeni bir karar tasarısı, üye devletlerden Uluslararası Adalet Divanı'nın iklim adaletine ilişkin tarihi görüşünü desteklemesini istiyor. 20 Mayıs'taki BM oylamasında kabul edilirse, hükümetler fosil yakıtlarla mücadele dahil sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda yasal bir sorumluluğa sahip olduklarını tanımış olacak. UAD'nin geçen yıl Lahey'de yapılan bir dizi duruşmanın ardından yayımladığı danışma görüşü, 2023 yılında benzeri görülmemiş bir şekilde 132 devlet tarafından itirazsız talep edilmişti. Görüşe göre ülkeler, küresel ısınmayı sınırlandırmak için en iddialı iklim politikalarını uygulamakla yükümlü; faaliyetleriyle iklim değişikliğini şiddetlendiren ve başka ülkelere zarar veren devletler tazminat talepleriyle karşılaşabilir. Pasifik ada devleti Vanuatu öncülüğündeki süreç, küçük ada devletleri için tarihi bir zafer olarak nitelendirildi. Karar ayrıca temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevreyi zorunlu bir temel insan hakkı olarak tanımlıyor. Vanuatu İklim Bakanı Ralph Regenvanu, mahkemenin oybirliğiyle aldığı tutumu üye devletler için bir lütuf olarak değerlendirdi ve ortak bir referans noktası kazandığımızı belirtti.
Üçüncü haberimiz enerji piyasalarından. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıktığını, bazı dönemlerde 110 dolara yaklaştığını söyledi. İran'daki savaş öncesine göre fiyatlar yaklaşık ikiye katlanmış durumda. Birol, Hürmüz Boğazı'nın uzun süre kapalı kalmasının fiyatları daha da yukarı taşıyabileceğini, bu baskının enflasyona ve gıda fiyatlarına yansıyacağını belirtti. Gübre fiyatlarının da önümüzdeki süreçte sıkıntı yaratabileceğine dikkat çekti. ABD, Kanada, Norveç ve Nijerya gibi alternatiflerin kalıcı çözüm olmadığını söyleyen Birol, lojistik hatların hızla yeniden açılmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
Sırada Balıkesir'den bir maden tartışması var. İvrindi ilçesi Gözlüçayır köyü yakınında Balıkesir Metal Madencilik tarafından yürütülen antimuan madeni için kapasite artışı planlanıyor. Şirket, mevcut yirmi üç hektarlık alanı yüz doksan bir hektara çıkarmak istiyor; bir açık ocak ve iki yer altı galerisi kurulması öngörülüyor. Köy konağında yapılan halkın katılımı toplantısında köylüler madenin mevcut faaliyetlerinden duydukları zararı anlattı. Tarlalarına izinsiz girildiğini, bin yıllık çınar ağaçlarının kesildiğini, derelerin atıklarla kapatıldığını söylediler. Köyün muhtarı, yeraltı galerilerinden çıkan suyun dereye basıldığını ve köyün içme suyu hattının madene yönlendirildiğini, derede artık balık ve kurbağanın bile yaşamadığını belirtti. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Gökçeyazı Türkmen Dağı Çevre Koruma Derneği toplantıda yer aldı; köylüler şirketin taahhütlerine inanmadıklarını söyledi.
Beşinci haberimiz Antalya'dan. Bu yıl Antalya'da düzenlenecek 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, kısaca COP31 öncesinde yaşam savunucuları toplantılarını sürdürüyor. İklim Adaleti Forumu, Alanya Ticaret Odası Konferans Salonu'nda Alanyalılarla bir araya geldi. Gazipaşa'dan da katılımın olduğu forumda Akdeniz bölgesindeki talan, vahşi madencilik ve direniş deneyimleri tartışıldı. Önümüzdeki aylarda farklı il ve ilçelerde benzer forumların yapılacağı, tartışmaların zirve sonrasında da süreceği vurgulandı.
Programımızın son haberi Tokat'tan. Turhal ilçesinde etkili olan sağanak yağış, tarım alanlarını sular altında bıraktı. Elalmış ve Sütlüce köyleri ile Borsa ve Çevikler mahallelerindeki yüzlerce dönüm arazi etkilendi. Yeşilırmak ile Dazya Çayı'nın taşması sonucu nehir yatakları tarlalarla birleşti, bölge adeta göle döndü. Görüntüler dronla kaydedildi.

