"İklim krizi artık coğrafya tanımıyor"

-
Aa
+
a
a
a

İklim Kuşağı Konuşuyor'da Atlas Sarrafoğlu, Avrupa'dan Antarktika'ya uzanan aşırı sıcak hava dalgalarının enerji altyapısı, kent yaşamı ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiriyor; iklim krizinin küresel ölçekte derinleşen sonuçlarını, uyum politikalarının aciliyetini ve Greta Thunberg'in "Bu yalnızca başlangıç" sözleri üzerinden iklim adaletini ele alıyor.

""
"İklim krizi artık coğrafya tanımıyor"
 

"İklim krizi artık coğrafya tanımıyor"

podcast servisi: iTunes / RSS

İklim Kuşağı Konuşuyor programına hoşgeldiniz, ben Atlas Sarrafoğlu. Bugün artık hayatımızın ortasına oturmuş iklim krizinin özellikle Avrupa’da yaşanan aşırı sıcaklık haberlerine bakalım istiyorum. 

Avrupa'yı etkisi altına alan sezonun üçüncü sıcak hava dalgası yalnızca insan sağlığını ve günlük yaşamı değil; enerji altyapısını da ciddi şekilde zorluyor. Fransa'dan İngiltere'ye, Almanya'dan İspanya'ya kadar birçok ülkede sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıkması beklenirken, artan klima kullanımı elektrik talebinde büyük bir sıçramaya neden oluyor. Uzmanlar, talebin üretim kapasitesini aşması durumunda geniş çaplı elektrik kesintilerinin yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Araştırmalara göre aşırı sıcak dönemlerinde elektrik talebi Avrupa'da en fazla Yunanistan, Karadağ ve ülkemiz Türkiye'de artıyor. Öte yandan, benim de şu anda yaşadığım Macaristan ortalama elektrik kesintisi süresinde Avrupa'nın en riskli ülkesi olarak öne çıkıyor. Enerji uzmanları ise güneş enerjisi ve batarya depolama sistemlerinin, artan talebe rağmen şebekelerin ayakta kalmasında giderek daha kritik bir rol üstlendiğini vurguluyor.

Fransa'da ise geçtiğimiz Salı günü, 1947'den bu yana ölçülen en sıcak gün olarak kayıtlara geçti. Ülkenin yarısından fazlasında aşırı sıcak uyarısı yapılırken, yüzlerce okul eğitime ara vermek zorunda kaldı. Fransa’nın batı bölgesinde yer alan Nantes kentinde olağanüstü hava şartları kaydedildi. Meteoroloji verilerine göre şehirde etkili olan yüksek nem oranı ve sıcak hava dalgası sebebiyle, akşam saatlerinde hissedilen hava sıcaklığı 50 dereceyi buldu. İspanya'da kuzey bölgeleri için en yüksek seviyede kırmızı sıcaklık alarmı ilan edilirken, Hollanda'da sıcaklıkların 38 dereceye ulaşarak Haziran ayı rekorlarını zorlaması bekleniyor.

İspanya’ya baktığımızda, ülke bu hafta tarihinin en sıcak iki Haziran gününü yaşadı. Ülkenin meteoroloji kurumu AEMET'e göre Salı günü, 1950'den bu yana ölçülen en sıcak haziran günü olarak kayıtlara geçerken ülke genelindeki ortalama sıcaklık mevsim normallerinin 7,1 derece üzerine çıktı. Bilbao'da üç farklı günde sıcaklık 40 dereceyi aşarak yeni bir rekora ulaşırken, Cantabria bölgesi 43,7 dereceyle tüm zamanların en yüksek sıcaklığını gördü. Yetkililer, bu olağanüstü sıcaklıkların Batı Avrupa üzerindeki sıcak hava kubbesi ve Sahra Çölünden taşınan sıcak hava nedeniyle oluştuğunu belirtirken, sadece Pazar ve Çarşamba günleri arasında sıcaklığa bağlı nedenlerle 212 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. AEMET verileri ise bu durumun artık istisna olmadığını gösteriyor: 1975-1984 yılları arasında İspanya yılda ortalama yalnızca 3 sıcak hava dalgası günü yaşarken, bugün bu sayı 22 güne yükselmiş durumda. Kurum, bu uzun vadeli değişimin temel nedeninin insan kaynaklı iklim değişikliği olduğunu vurguluyor ve mevcut emisyonlar azaltılmazsa yüzyılın sonunda İspanya'nın yılda 47 ila 77 gün arasında sıcak hava dalgası yaşayabileceği uyarısında bulunuyor.

Londra'da ise etkili olan aşırı sıcaklar nedeniyle, ironik bir şekilde aşırı sıcaklarla mücadeleyi konu alan bir iklim etkinliği iptal edildi. Met Office tarafından Londra ve çevresi için aşırı sıcaklık uyarısı yapılmasının ardından, etkinliğin düzenleneceği binada soğutma sistemi bulunmadığı ve katılımcıların sağlığının riske atılamayacağı açıklandı. Birleşik Krallık'ta etkili olan aşırı sıcaklar nedeniyle ilan edilen aşırı sıcak hava durumu uyarısı, Londra'da günlük yaşamı ve turizmi de etkilemeye başladı. Yüksek sıcaklıklar nedeniyle kentin önde gelen turistik noktalarından bazıları geçici olarak kapatılırken, müzelerin bazı bölümleri ziyaretçilere kapatıldı veya çalışma saatleri değiştirildi. Kraliyet törenleri ve nöbet değişimi gibi geleneksel etkinlikler de iptal edilirken, şehirdeki birçok park, çocuk oyun alanı ve açık hava ziyaret noktası güvenlik gerekçesiyle geçici olarak hizmet dışı bırakıldı. Bu gelişmeler, aşırı sıcakların artık yalnızca sağlık açısından değil, şehirlerin günlük işleyişi ve kamusal yaşam üzerinde de ciddi etkiler yaratmaya başladığını gösteriyor.



Ancak aşırı sıcakların etkileri yalnızca Avrupa ile sınırlı değil; dünyanın dört bir yanında benzer haberler peş peşe geliyor. Kimisi gezegenin en sıcak çöllerinden, kimisi ise en soğuk kıtasından geliyor. Fakat hepsi bize aynı gerçeği hatırlatıyor: İklim krizi artık coğrafya tanımıyor. Aynı hafta içinde hem Antarktika'da kutup kışında eriyen buzulları hem de Asya'da milyonlarca insanı etkileyen ölümcül sıcak hava dalgalarını konuşuyoruz.

Antarktika'da yılın en soğuk döneminde yaşanan olağanüstü sıcak hava dalgası, iklim krizinin geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi. Haziran ayı başında Antarktika Yarımadası'nda sıcaklıklar mevsim normallerinin yaklaşık 20 derece üzerine çıktı. Arjantin'in Esperanza Araştırma Üssü'nde 15,4 derece ölçülerek haziran ayı sıcaklık rekoru kırıldı. Daha da çarpıcı olan ise, kutup kışının ortasında üç hafta boyunca sıcaklıkların sıfırın üzerinde seyretmesi, yağmur yağması ve buzulların yüzeyinde erimenin görülmesi oldu. Bilim insanları bunun tek seferlik bir olay olmadığını, Antarktika Yarımadası'nın dünyanın geri kalanına göre çok daha hızlı ısındığını söylüyor. Bu durum deniz buzlarının erimesini hızlandırırken, uzun vadede deniz seviyelerinin yükselmesi riskini de artırıyor. Dünyanın en soğuk ve en izole kıtasında bile bu tür olayların yaşanması ise iklim krizinin artık gezegenin hiçbir köşesini dışarıda bırakmadığını gösteriyor.

Öte yandan, Hindistan da yeni bir aşırı sıcak hava dalgasıyla karşı karşıya. Önümüzdeki 10–15 gün boyunca ülkenin yaklaşık %70–80'ini etkilemesi beklenen sıcaklıkların birçok bölgede 42 ila 49 dereceye ulaşacağı öngörülüyor. Bu gelişme, aşırı sıcakların artık yalnızca tekil olaylar değil, küresel ölçekte giderek daha sık ve daha geniş alanları etkileyen bir iklim krizi gerçeği haline geldiğini gösteriyor.

Ancak bunlar yalnızca termometrelerde gördüğümüz rakamlardan ibaret değil. Avrupa'nın birçok ülkesinde sıcaklığa bağlı can kayıpları şimdiden doğrulanmış durumda. Bilim insanlarının uzun süredir vurguladığı gibi, iklim değişikliği yeni hava olayları yaratmıyor; zaten yaşadığımız sıcak hava dalgalarını çok daha sık, daha uzun ve daha şiddetli hale getiriyor. Bu nedenle yalnızca sera gazı emisyonlarını azaltmak artık yeterli değil. Aynı zamanda şehirlerimizi, sağlık sistemlerimizi ve altyapımızı bugün yaşadığımız aşırı sıcaklara karşı dirençli hale getirecek uyum politikalarını da hızla hayata geçirmek gerekiyor.



Programı bitirmeden önce, iklim aktivisti Greta Thunberg'in bu hafta yaptığı dikkat çekici bir açıklamayı da paylaşmak istiyorum. Birleşik Krallık'ta bu hafta sıcaklıkların 40 dereceye kadar çıkmasının beklendiği ve ilk kez 2022'den bu yana aşırı sıcaklık-sağlık uyarısının yayımlandığı günlerde konuşan Thunberg, "Bu yalnızca başlangıç" dedi. İklim krizinin artık geleceğe ait bir tehdit değil, bugün yaşanan bir gerçek olduğunu vurgulayan Thunberg, bu krizden en fazla etkilenenlerin ona en az katkıda bulunan insanlar olduğunu söyledi.

Açıklamaları, İngiltere'de hükümet üyelerinin fosil yakıt endüstrisi lobicileriyle yüzlerce kez görüştüğünün ortaya çıkmasının ardından geldi. Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı ise aşırı sıcakların yalnızca insan sağlığını değil, ulaşım altyapısını, enerji arzını, gıda ve suya erişimi de olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Öte yandan Imperial College London'dan iklim bilimci Profesör Friederike Otto, "İlk 40 derecenin görüldüğü günün bir uyandırma çağrısı olması gerekiyordu ama belli ki biri alarmı ertele tuşuna bastı." sözleriyle, iklim krizine karşı hâlâ yeterince hızlı hareket edilmediğine dikkat çekti.

Bütün bu haberler bize aynı gerçeği gösteriyor. Bir yanda aşırı sıcaklar nedeniyle insanlar hayatını kaybediyor, şehirler duruyor, enerji sistemleri zorlanıyor. Diğer yanda ise fosil yakıt şirketleri yalnızca son çeyrek dönemde yine milyarlarca dolarlık kâr açıklamaya devam ediyor ve Greta’nın da her zaman söylediği gibi iklim krizinin bedelini ise bu krize en az katkıda bulunan insanlar ödüyor.

Bu yüzden artık yalnızca emisyonları azaltmayı değil, aynı zamanda kentlerimizi, sağlık sistemlerimizi ve altyapımızı aşırı sıcaklara karşı dirençli hale getirecek uyum politikalarını da hızla hayata geçirmek zorundayız. Çünkü iklim krizi geleceğin değil, bugünün gerçeği.