Kadıköy rıhtım dolgu alanında neler oluyor? Kadıköy Caferağa muhtarı Hanife Dağıstanlı anlatıyor: Projede neler öngörülüyor, kamuoyunda eksik veya yanlış bilinenler, ekolojik ve kentsel riskler neler, yasal süreç nasıl ilerledi, güncel durum ne?
Y. Y: Günaydın, Açık Mimarlık’ı dinlemektesiniz. Ben Yağmur Yıldırım, canlı yayındayız. Stüdyoda sevgili Dila Yılmaz bizimle birlikte. Sevgili muhtarım ve mimar Hanife Dağıstanlı’yı karşıdan Şehir Hatları ile getirdik, karşımızda oturuyor. Sayın muhtarım hoş geldin; arife arife seni de buraya getirmiş olduk. İyi ki geldin.
H. D: Davet ettiğiniz için teşekkür ederim Yağmur, hoş bulduk. Benim için de değişiklik oldu, biraz mahalleden dışarı çıkmış oldum.
Y. Y: Evet, Hanife Dağıstanlı benim de muhtarım olur, kendisini çok beğeniyorum. Radyo dinleyicilerinin huzurunda da bunu itiraf etmek istiyorum. Fakat çok hayırlı olmayan bir konu üzerine konuşacağız: Kadıköy Rıhtım’da bir dolgu alan üzerinde "cami projesi" olarak bildiğimiz proje. 2015 yılında ilk önümüze gelmişti. Fakat bu proje yalnız camiden ibaret değil; kültür merkezi, bazı sosyal-kültürel fonksiyonlar ve 1200 araçtan fazla kapasitesi olan üç katlı bir yer altı otoparkı var. 2015’ten sonra bu proje tekrar kamuoyunun gündemine geldi. Nedir, neler oluyor ve çevresel ne gibi riskleri var; bunları konuşacağız.
Fakat bunlara geçmeden önce; bugün 19 Mart. Bir yıldan beri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkındaki dava süreci ve siyasi yasak gündemi devam ediyor. Dün zaten bununla ilgili bir miting de oldu. Apaçık Radyo’da sabahtan beri bununla ilgili konuşmalar sürüyor. Bu adaletsizliğin bir an önce son bulmasını diliyoruz. Bir başka acı haberimiz daha var; hocaların hocası Ferhan Yürekli. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yarım asra yaklaşan bir süre hocalık yaptı. Yetiştirdiği öğrenciler kendileri öğrenciler yetiştirdiler; onlardan biri de Sayın Muhtarım Hanife Dağıstanlı. Ailesine ve öğrencilerine başsağlığı diliyoruz. Bugün programımızın sonunda İTÜ Taşkışla’da bir anması olacak. Hanife Hanım, bir öğrencisi olarak eklemek istedikleriniz var mı?
H. D: Ben de aslında sevgili hocam Prof. Dr. Ferhan Yürekli’yi anarak başlamak istiyordum. Taşkışla’daki mimarlık eğitimimin başında onun öğrencisi olmak büyük bir şanstı. Ferhan Bey bir şeyi dikte etmeden, birey olarak kendi mimari yaklaşımını inşa etmene izin veren, alan açan bir hocaydı. Yolumuzu aydınlattı, iyi ki yollarımız kesişti.
Y. Y: Ne mutlu böyle anılmak. Şimdi biraz daha iç karartıcı konulara gelelim. Muhtarım, her cepheden gelen sorunlarla sahanın içinde mücadele ediyor; bir Caferağalı olarak kendisine teşekkür ediyorum. Daha önce afet toplanma alanındaki lüks konut projesi meselesini konuşmuştuk, vaktimiz kalırsa ona da döneriz. Ama şu an gündemde, eski Kadıköylülerin "balon" olarak bildiği, mendireğin ve İSPARK otoparkının olduğu dev bir alan var. Orada bir cami görünüyor görsellerde ama proje çok daha büyük. Neden bu proje on yıl sonra tekrar önümüze geldi?
H. D: Ferhan hocamdan öğrendiğimiz gibi, konuya daha bütüncül yaklaşırsak problemi daha iyi anlarız. Olayı sadece "Kadıköy’e cami yapıyorlar" başlığına indirgersek, bu kent bağlamından kopmuş kısır bir tartışmaya ve kavgaya dönüşüyor. Kavgayı siyasetçilere bırakalım. Ben bir mimar ve Caferağa Mahallesi Muhtarı olarak kent hakkı ve yaşam hakkı üzerinden bakıyorum.
Burası bir dolgu alan. Kıyı Kanunu'na göre dolgu alanlarda imar faaliyeti yapmak çok kısıtlıdır ve kamu yararı gözetilmelidir. Bahsi geçen yer 90’lı yılların ikinci yarısında İSKİ Ön Arıtma Tesisi için doldurulmuştu. Yani burası aslında bir "teknik rezerv alanı"dır. Marmara Denizi’ndeki müsilaj ve kirlilik problemi malum; Kadıköy Arıtma Tesisi’nin "ön arıtma"dan "ileri biyolojik arıtma"ya geçmesi gerekiyor. Biz buraya bu yatırımın yapılmasını beklerken, şimdi üzerine her türlü mevzuata aykırı bir imar faaliyetiyle karşı karşıyayız.
Y. Y: Bu çok önemli. Dolgu alanlarda bu ölçekte bir inşaat yapılması, zaten can çekişen Marmara ekosistemi için çok büyük bir risk.
H. D: Kesinlikle. 5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre, belediye tarafından doldurularak kazanılan alanlar belediyenin tasarrufuna bırakılır. Burası İBB’nin tasarrufundadır. Süreç şöyle ilerledi: 2015’te Diyanet İşleri bu alanı talep etti. 2017’de 5 Numaralı Koruma Kurulu projeye onay verdi; ki bu bir akıl tutulmasıdır. Kadıköy Belediyesi ve Mimarlar Odası dava açtı ve Kasım 2023’te planlar iptal edildi.
Ancak mahkeme süreci devam ederken, üst mahkemeye başvuruldu ve 2025 yılı sonunda plan iptali kaldırıldı. Henüz hukuki süreç bitmemişken, Şubat ayında Kurul yangından mal kaçırır gibi alanı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na tahsis etti. Bir gece operasyonuyla İSPARK oradan çıkarıldı. Burada bir "mülkiyet gaspı" söz konusu.
Y. Y: İBB’nin bu süreçteki tutumu da epey ilginç görünüyor. Kendi tasarrufundaki bir alanı korumak yerine hukuki süreçlerdeki pozisyonu kafa karıştırıcı.
H. D: Maalesef süreçler şeffaf işlemiyor. Halkın anlayacağı dilden konuşmak lazım. "Kadıköy’ün otoparka ihtiyacı var, otopark gidiyor" argümanı da yanlış; çünkü yapılacak projede zaten devasa bir yeraltı otoparkı var. Asıl sorun, bu yoğunluğun getireceği trafik ve çevre yükü. Moda’nın giriş çıkışı zaten kilitlenmiş durumda. Ambulansın giremediği sokaklarımız var. Söğütlüçeşme’deki AVM görünümlü terminal projesi, Fikirtepe’deki yoğunluk, rüzgarımızı ve denizimizi kesti. Şimdi sıra denizin üzerine bu dev kütleyi koymaya mı geldi? Bu bir intihardır.
Y. Y: Bütüncül bakış açınız için çok teşekkürler Hanife Hanım. Hem ekosistemi, hem kent hakkını, hem de hukuki usulsüzlükleri çok güzel özetlediniz. Ağzınıza sağlık.
H. D: Ben teşekkür ederim sesimize ses olduğun için. Şimdi Taşkışla’ya, Ferhan hocamı uğurlamaya gidiyorum.
Y. Y: Ferhan hocamızın anısı daim olsun. Tüm dinleyicilerimize huzurlu ve barış dolu bir bayram diliyoruz. Haftaya görüşmek üzere, hoşça kalın.


