Savaş ve Barış şarkıları

-
Aa
+
a
a
a

Bu haftaki programımızda; Adamo, Charles Aznavour ve Anne Sylvestre gibi isimlerden, savaşın insan hayatına olan farklı etkilerinden bahseden ve yaşanan tüm acıları dindirmek için sevgi ve barış çağrısı yapan parçalar dinledik.

Daniel Lavoie

Programın açılışını Salvatore Adamo'nun Le monde a mal adlı parçasıyla yaptık. Sanatçı, 2001 tarihli "Par les temps qui courent" isimli albümünde yer alan şarkıda, bitmek bilmeyen savaşlardan bahsediyor, "Dünya acı çekiyor" diyor ve "Toprağın kanadığı yerden sevgi yeniden yetişir mi?" diye soruyordu. Şarkı 11 Eylül’den önce yazılmasına karşın dünyanın bugün geldiği durumla, günümüzde yaşananlarla da birebir örtüşüyor.

Bu parçanın Adamo’nun 1967’de kaleme aldığı Inch’allah’ı da akıllara getirdiği söylenebilir. Söz konusu şarkıyı o dönemde Kudüs’ü ziyaret ettikten sonra kaleme almıştı sanatçı ancak parça yayınlandıktan kısa süre sonra İsrail’le Arap ülkeleri arasında Altı Gün Savaşlarının patlak vermesi nedeniyle İsrail yanlısı olmakla suçlanmış ve Arap ülkelerinde boykota uğramıştı. Böyle bir niyetinin olmadığını, şarkıda yalnızca barış çağrısı yaptığını belirten Adamo ise ilerleyen yıllarda şarkının sözlerini değiştirmiş ve Inch’allah’ı, Yahudiler ve Araplar arasında bir barış marşına dönüştürmek için şarkının iki kıtasını yeniden yazmıştı. Adamo’nun Orta Doğu’da yaşanan acılardan bahsettiği bir diğer şarkısı da Mon douloureux Orient. 2003’te piyasaya çıkan parçada, “Benim yırtılmış Doğum, Benim acılı Doğum, Güzel yıldızlı göğün, Kan kırmızıya döndü artık /  Benim kederli Doğum, Benim yanan hatıram, Dün şarkılar söyledim adına, Şimdi ise ağlıyorum sana” sözleriyle Inch’allah ya da Les collines de Rabiah gibi parçalarına gönderme yapan sanatçı,  “Ama er ya da geç, Bir ilk adım atılacak, Bir an gelecek, Nefret unutulacak, İki çocuk nihayet, hiç sınır tanımadan, El ele, kardeşçe, Silip süpürecek, Tüm o cehennem yıllarını” dizeleriyle de tüm yaşananlara karşın umut etmekten vazgeçmediğini dile getiriyordu.

Renaud ve Axelle Red’in birlikte seslendirdiği Manhattan-Kaboul adlı parçada, ikili o gün Dünya Ticaret Merkezinde hayatını kaybeden Porto Rikolu bir işçi ve sonrasında Amerika’nın Taliban’a verdiği karşılık sırasında yaşamını yitiren küçük bir Afgan kızından bahsediliyordu. Şarkının ortaya çıkış hikâyesi de oldukça ilginç. Renaud, Jean-Pierre Bucolo’nun yıllar önce bestelediği bu melodiye uygun sözleri bir türlü bulamıyormuş. Şarkının ilk başta İngilizce sözlerle I get on the bus ya da Devil in me adıyla yayınlanması planlanırken 11 Eylül saldırılarının yaşanması, sanatçıya bu olaya her iki taraftan da bakan sözleri kaleme alması için ilham vermiş ve bu nedenle de parçayı düet şeklinde kaydetme kararını almış. Şarkıda da aynı zamanda, birbirinden uzakta yaşayan ancak aynı trajedi sebebiyle hayatlarını kaybeden bu iki insan aracılığıyla hem Taliban’ın dayattığı radikal İslam anlayışını, hem de Amerika’nın gerçekten sanıldığı kadar güçlü olup olmadığın sorgulamış. Kendisiyle yapılan bir röportajda da: “Bunu politik bir şarkı haline getirmek ya da taraf tutmak istemiyordum. İslami terör ya da herhangi bir terörden nefret ettiğim kadar Amerikan kapitalizminden de nefret ediyorum. Parçada sadece, olayların, jeopolitik sorunların ve suç eylemlerinin masum kurbanı olan iki sıradan insandan bahsetmek istedim.” ifadelerini kullanmış sanatçı.

Fransız şansonunda savaş ya da barış temasını işleyen şarkıların çoğu, bunları seslendiren sanatçıların o dönemi bizzat tecrübe etmiş olmasından dolayı İkinci Dünya Savaşını ve bunun hemen sonrasında alevlenen Cezayir Savaşını konu alıyor. Örneğin ailesi savaş sırasında Paris’teki evlerinde, Nazi zulmünden kaçan Yahudileri ve direniş mensubu Ermenileri konuk eden ve onların saklanmasına yardımcı olan Charles Aznavour, sözleri Bernard Dimey imzasını taşıyan 1960 tarihli L’amour et la guerre (Aşk ve savaş) adlı parçasında, “Şimdi anladım ne yapmam gerektiğini, bana güvenmeyin şayet yeniden başlarsanız” sözleriyle Boris Vian’ın altı yıl önce yayınlanan Le déserteur’üne selam gönderiyordu. Claude Autant-Lara’nın Tu tueras point adlı filmi için yazılan parça, sansüre takılacak ve 1963’e kadar radyolarda çalınamayacaktı. 1966 yılında ise bu kez Les enfants de la guerre (Savaşın çocukları) adlı bir parçayla ziyaret etmişti Aznavour müzik marketleri. 1967 yılında katıldığı Discorama programında şöyle bahsedecekti sanatçı bu şarkıdan: “Bir savaş şarkısının olabileceği kadar politik bir şarkı. “Şurada niye savaşıyoruz?” demek yerine “Savaş sırasında, biz savaşın çocukları biraz yıkıldık, yıprandık” diyorum. Şarkıyı kendi neslimiz için, gelecek nesillerin bizim düşünme şeklimizi anlaması amacıyla yazdım. Şarkının esin kaynağı René Clement’ın 1952 tarihli Jeux interdits (Yasak Oyunlar) adlı filmi. Beni çok etkileyen bir filmdi bu. Filmde küçük bir kızı canlandıran Brigitte Fossey’yi sonradan yeniden gördüm ve bu bana şarkıyı yazmak için ilham verdi. “Bu gerçekti, böyle bir kız vardı, bu küçük kız savaşın devam ettiği bir ortamda ölülerle ve savaşın tüm unsurlarıyla birlikte yaşıyordu” diye düşündüm. Bugün bir genç kız olan bu küçük çocuğun kariyerini düşündüğümde bir anda aklıma “Savaşın çocukları” ismi geldi ve böylece şarkıyı yazdım." 

1961’de, menajer Jacques Canetti’nin desteğiyle ilk albümünü yayınlayan Anne Sylvestre, bu albümde yer alan Mon mari est parti adlı parçanın hatırı sayılır bir başarı elde etmiş ve böylece ertesi yıl efsanevi Olympia konser salonunda sahne alma fırsatını yakalamıştı. Söz konusu parçada anlatıcı, kocasının etraftaki tüm kocalarla birlikte bilmediği bir yere gittiğini belirtiyordu ve biz de buradan tüm erkeklerin savaşa gittiğini anlıyorduk. Bununla birlikte adam savaşa gittiğinde hamile olan kadın, çocuklarının doğumunun ardından kocasının geri döneceğini umuyordu. Anne Sylvestre kendisiyle yapılan bir röportajda parçayla ilgili: “Mon mari est parti’yi, tüm savaşlar hakkında ne düşündüğümü ifade etmek için yazdım. Parçamın Cezayir’de genç askerler tarafından çokça dinlenildiğini uzun zaman sonra öğrendim. O dönemde bunu bilmiyordum. Parçanın Cezayir Savaşından bahsettiği düşünülse de bana göre genel olarak savaştan, tüm savaşlardan bahseden bir şarkıydı bu” ifadelerini kullanmış ve esprili ir şekilde “Ne yazık ki hiç açıkça sansüre uğramadım, yoksa bundan faydalanırdım. Reklamımı yapmış olurdum. Bu şarkı beni sadece dönemin “tavsiye edilmeyen” şarkıcıları kategorisine dâhil etti.” diye eklemişti.

Georges Chelon’un 2003'te piyasaya çıkan La clef adlı parçası, savaştan dönen bir adamın sevgilisiyle olan trajikomik diyaloğunu konu alıyor. Bu kez hikâye Haçlı Seferleri sırasında geçiyor. Kralın emriyle orduya katılan ve Kutsal Topraklarda savaşmaya giden şarkının kahramanı eve döndüğünde nihayet sevdiği kadınla buluşuyor ama kadın hayal kırıklığı yaşıyor zira adam birçok uzvunu savaş meydanında kaybetmiş. Bu trajik duruma rağmen, şarkı boyunca metafor olarak kullanılan kayıp bir anahtarla ilgili yapılan şakalar, öyküye ironinin yanı sıra insani bir derinlik de katıyor. 

Daniel Lavoie ise 1983'te piyasaya çıkan Ils s’aiment'i, Beyrut’taki yıkıntıların arasında yürüyen iki genci gördükten sonra yazmaya karar vermiş. İki gencin çevrelerindeki tüm çatışmalara ve olumsuzluklara rağmen birbirini sevmeye devam etmesini konu alan parça hakkında: “Bu karamsar bir şarkı değil. Elbette müzik insanı “derinden” yakalıyor ve ben de tam olarak bu etkiyi istiyordum ama şarkı sözleri de önemli. Eğer yanlış anlaşıldıysa şöyle açıklayayım: Gençlerin geleceğe, hayata inanmasını engellememeliyiz. Yetişkinler dünyası çocukların hayallerini ellerinden alıyor. Amerika’da ve Avrupa’da birçok gençle konuştum ve hepsinde ortak bir düşünce gördüm: Onlara göre gelecek diye bir şey yok. Günden güne yaşıyorlar ve otuz yaşını görebileceklerini hayal bile edemiyorlar. Atom bombası onların hayatının bir parçası haline gelmiş durumda.” ifadelerini kullanmış Lavoie.

Altmışların başında yayınladığı romantik şarkılarla ismini yavaş yavaş duyurmaya başlayan Jean Ferrat, bir gün Bretonya kıyılarında tatildeyken, annesine sahildeki bunker’lar, yani savaş sırasında kullanılan sığınak tarzı binalar hakkında soru soran küçük bir kızı fark etmiş. Annenin kızına cevap vermekte yaşadığı güçlük, Ferrat’ya yakın geçmişte yaşanan acıları genç nesillere aktaran bir parça yazma konusunda esin kaynağı olmuş. Kendi babasını da İkinci Dünya Savaşında Auschwitz’deki toplama kamplarına kaybeden sanatçı, şarkısına Hitler’in 1941’de siyasi direnişçilere yardım edenlerin cezalandırmalarıyla ilgili talimatının ismi olan Nuit et Brouillard yani Gece ve Sis adını vermiş. 1963’ün son günlerinde, yé-yé fırtınasının tam ortasında piyasaya çıkan parça Fransız-Alman ilişkilerinin yeniden canlandığı bu dönemde gizli bir boykota maruz kalsa ve ilk başlarda sadece Europe 1 radyosu tarafından yayınlansa da gördüğü ilgi günden güne artmış ve 1964’te Ferrat’ya bir de Charles-Cros Akademisi ödülü getirmişti.

Québec’li söz yazarı, besteci ve yorumcu Raymond Lévesque, ünlü savaş karşıtı şarkısı Quand les hommes vivrons d’amour’u 1956’da Paris’te yaşadığı sırada kaleme almıştı. Önce Eddie Constantine tarafından kaydedilen şarkıyı üne kavuşturan yorum ise Lévesque’in kendisininki oldu. Sanatçı parçayı, sömürgecilik dalgasının sona ermesini tetikleyen ve bu nedenle birçok Québec’liyi derinden etkileyen Cezayir Savaşından aldığı ilhamla yazmıştı. Parçada geçen: “İnsanlar sevgiyle yaşadığında, artık yoksulluk olmayacak ve güzel günler başlayacak ama biz ölmüş olacağız kardeşim. İnsanlar sevgiyle yaşadığında, yeryüzüne barış gelecek, askerler birer ozan olacak ama biz ölmüş olacağız kardeşim” sözleriyle bir yandan sevgiye ve barışa dair umutlarından bahsederken diğer yandan da tüm bu güzel dileklerin kısa süre içinde gerçekleşeceğine çok da ihtimal vermediğini vurguluyordu Lévesque. İlerleyen dönemde Fabienne Thibeault, Pauline Julien, Félix Leclerc, Gilles Vigneault, Céline Dion, Renaud, Cora Vaucaire ve Enrico Macias gibi isimlerce de yorumlanan parça 2003’te düzenlenen Les Enfoirés konserlerinin de resmi şarkısı olmuştu.

Kaynaklar:

- 1001 histoires secrètes de chansons, Fabien Lecœuvre, Editions du Rocher, 2017

- L'odyssée de la chanson française, Gilles Verlant & Jean-Dominique Brierre, Hors Collection, 2006

- Charles Aznavour - Star sans l'être, Baptiste Vignol, Grund, 2019

- Jean Ferrat - Rouge Cerise, Baptiste Vignol, Grund, 2019

Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre
Salvatore Adamo Le monde a mal Par les temps qui courent 5:04
Salvatore Adamo Mon douloureux Orient Un soir au Zanzibar 4:41
Renaud & Axelle Red Manhattan-Kaboul Boucan d'enfer 3:50
Michel Sardou La bataille Français 3:11
Charles Aznavour L'amour et la guerre Best of 40 chansons 2:32
Charles Aznavour Les enfants de la guerre De t'avoir aimée... 3:13
Anne Sylvestre Mon mari est parti Chanson française 3:07
Serge Reggiani Quand la guerre sera finie La chanson de Paul 3:03
Georges Chelon & Leïla Daquin La clef Absence 3:38
Daniel Lavoie Ils s'aiment Où la route mène 4:10
Jean Ferrat Nuit et brouillard Best of 3:12
Les Enfoirés Quand les hommes vivront d'amour Le meilleur des Enfoirés 3:32