İklim Kuşağı Konuşuyor'da Atlas Sarrafoğlu, karıncalardan balinalara, kunduzlardan köpekbalıklarına kadar birçok canlı türünün gezegenin karbon döngüsü ve iklim dengesi üzerindeki şaşırtıcı etkilerini ele alırken; hayvanların yalnızca ekosistemlerin değil, aynı zamanda iklim sisteminin de aktif aktörleri olduğunu anlatıyor.
Merhaba sevgili Apaçık Radyo Dinleyicileri, İklim Kuşağı Konuşuyor programına hoşgeldiniz. Ben Atlas Sarrafoğlu. Şu anda 18 yaşındayım ve son 6 senedir burada sizinle iklim krizini konuşuyoruz. İklim krizini konuşurken genellikle aklımıza ilk olarak fosil yakıtlar, fabrikalar, otomobiller ya da eriyen buzullar geliyor. Ancak gezegenin iklim dengesi yalnızca insanlar ve teknolojiler tarafından şekillendirilmiyor; okyanusların derinliklerinden çöllerin altına, nehir yataklarından deniz çayırlarına kadar sayısız canlı türü de dünyanın karbon döngüsünde önemli bir rol oynuyor.
Bilim insanları artık bazı hayvanların yalnızca ekosistemlerin bir parçası olmadığını, aynı zamanda iklim sisteminin de aktif aktörleri olduğunu söylüyor. Balinalar okyanusların karbon tutma kapasitesini destekliyor, kunduzlar sulak alanlar oluşturarak karbon depolanmasına yardımcı oluyor, köpekbalıkları deniz ekosistemlerinin dengesini koruyor, karıncalar ise toprağın altındaki karbon hareketini değiştiriyor.
Yani bazen bir balinanın okyanustaki hareketi, bir kunduzun kurduğu baraj ya da toprağın altındaki küçük bir karınca kolonisi; atmosferdeki karbon miktarını ve dolayısıyla iklim krizinin seyrini etkileyebiliyor. Bugün programımızda, çoğu zaman yalnızca doğanın sıradan parçaları gibi görülen hayvanların aslında gezegenin iklim dengesi üzerindeki şaşırtıcı etkilerine yakından bakacağız.
Üstelik bu etki yalnızca büyük canlılarla sınırlı değil. Bazen toprağın birkaç santimetre altında yaşayan milyonlarca küçük canlı da gezegenin karbon dengesini değiştirebiliyor.

Karıncalar genellikle doğanın arka planındaki küçük canlılar gibi görülüyor. Ancak yeni bir araştırma, bu canlıların küresel karbon döngüsünde düşündüğümüzden çok daha önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koyuyor. Northwest A&F University öncülüğünde yürütülen ve 136 farklı bilimsel çalışmadan elde edilen verileri inceleyen araştırma, karınca kolonilerinin toprağın karbon dengesini ciddi biçimde değiştirdiğini gösteriyor.
Araştırmaya göre karıncaların bulunduğu topraklarda organik karbon miktarı ortalama yüzde 20 artıyor. Çünkü karıncalar yaprakları, tohumları ve organik maddeleri yuvalarına taşıyarak karbonun toprakta birikmesine yardımcı oluyor. Bilim insanlarına göre bu etki özellikle kurak bölgelerde daha güçlü. Çöl ekosistemlerinde karınca yuvalarının toprağın karbon miktarını yüzde 74’e kadar artırabildiği tespit edildi.
Araştırma aynı zamanda iklim krizinin yalnızca büyük canlıları değil, böceklerin davranışlarını da değiştirdiğini gösteriyor. Küresel sıcaklıklar arttıkça bazı karınca türlerinin yeni bölgelere yayılması bekleniyor. Bu da karbon döngüsünün özellikle kurak ve yarı kurak alanlarda değişebileceği anlamına geliyor. Yani bazen gezegenin dengesini, gözle neredeyse fark etmediğimiz canlılar şekillendirebiliyor.
Karbon döngüsünü etkileyen canlılar yalnızca toprağın altında yaşamıyor. Okyanuslarda yaşayan dev canlılar da gezegenin iklim sistemi üzerinde şaşırtıcı bir etkiye sahip.

Balinalar genellikle okyanusların en büyük canlıları olarak biliniyor. Ancak bilim insanlarına göre onlar aynı zamanda gezegenin iklim sistemi için de kritik öneme sahip. Çünkü balinalar, okyanusların karbon döngüsünde çok önemli bir rol oynuyor. Bir büyük balina yaşamı boyunca tonlarca karbon depoluyor. Öldüğünde ise bedeninin büyük kısmı okyanusun derinliklerine çöküyor ve bu karbon yüzlerce yıl boyunca deniz tabanında hapsolabiliyor.
Balinaların etkisi bununla da sınırlı değil. Araştırmalar, balinaların dışkıları sayesinde fitoplankton adı verilen mikroskobik canlıların büyümesini desteklediğini gösteriyor. Fitoplanktonlar atmosferdeki büyük miktarda karbondioksiti emiyor ve dünyadaki oksijenin önemli bir bölümünü üretiyor. Ancak ticari balina avcılığı nedeniyle birçok türün nüfusu geçen yüzyılda büyük ölçüde azaldı. Bilim insanlarına göre balina popülasyonlarının yeniden artması, okyanusların karbon tutma kapasitesini de güçlendirebilir.
Ancak iklim üzerindeki bu etkiler yalnızca okyanuslarla sınırlı değil. Tatlı su ekosistemlerinde yaşayan bazı canlılar da yaşadıkları çevreyi fiziksel olarak değiştirerek iklim krizine karşı doğal bir savunma oluşturabiliyor.

Kunduzlar çoğu zaman yalnızca baraj yapan kemirgenler olarak biliniyor. Ancak bilim insanlarına göre bu hayvanlar, iklim krizine karşı doğal savunma sistemlerinden biri olabilir çünkü kunduzlar yaşadıkları ekosistemleri fiziksel olarak değiştirerek su döngüsünü ve karbon depolama kapasitesini etkiliyor.
Kunduzlar ağaç dalları, çamur ve taşlarla barajlar kurarak küçük sulak alanlar oluşturuyor. Bu alanlar yalnızca birçok canlı için yaşam alanı yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda büyük miktarda karbonu toprağın içinde depolayabiliyor. Sulak alanlar dünyanın en güçlü doğal karbon yutakları arasında kabul ediliyor.
Bilim insanlarına göre kunduzların oluşturduğu göletler kuraklık etkilerini azaltabiliyor, toprağın nemini koruyabiliyor ve orman yangınlarının yayılmasını yavaşlatabiliyor. Bu nedenle bazı uzmanlar kunduzları “ekosistem mühendisi” olarak tanımlıyor. Bugün birçok ülkede kunduzların yeniden doğaya kazandırılması, iklim krizine uyum politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Ekosistemlerin dengesi bazen bir nehrin akışında, bazen de okyanusların besin zincirinde gizli olabiliyor ve bu zincirin en kritik halkalarından biri de köpekbalıkları.

Köpekbalıkları çoğu zaman yalnızca okyanusların en korkutucu avcıları olarak görülüyor. Ancak bilim insanlarına göre onlar aynı zamanda deniz ekosistemlerinin dengesi ve iklim sistemi için de büyük önem taşıyor. Çünkü köpekbalıkları, okyanuslardaki karbon depolama süreçlerini dolaylı olarak etkiliyor.
Özellikle deniz çayırları üzerinde önemli bir role sahipler. Köpekbalıkları bazı otçul türlerin davranışlarını düzenleyerek deniz çayırlarının aşırı tüketilmesini engelliyor. Bu çayırlar ise atmosferden büyük miktarda karbondioksit çekerek karbonu deniz tabanında depoluyor. Araştırmalara göre sağlıklı deniz çayırları, karbon depolama konusunda tropikal ormanlardan bile daha etkili olabiliyor.
Ancak aşırı avlanma nedeniyle birçok köpekbalığı türünün nüfusu ciddi biçimde düştü. Bilim insanları köpekbalıklarının korunmasının yalnızca deniz yaşamı için değil, iklim dengesi açısından da önemli olduğunu vurguluyor. Çünkü okyanuslardaki yaşam zinciri bozulduğunda, karbon döngüsü de bundan doğrudan etkileniyor.
Ben Atlas Sarrafoğlu. İklim Kuşağı Konuşuyor programının sonuna geldik. İklim krizini çoğu zaman yalnızca insan faaliyetleri üzerinden konuşuyoruz ancak bugün gördüğümüz gibi, gezegenin dengesi milyarlarca canlıyla birlikte kuruluyor. Balinalardan karıncalara, kunduzlardan köpekbalıklarına kadar birçok tür; farkında olmadan yaşadığımız dünyanın iklimini şekillendiriyor. Bir türün kaybı yalnızca doğadaki çeşitliliği değil, o hassas dengeyi de zayıflatıyor. Bu yüzden ekosistemleri korumak, yaşamın birbirine bağlı bütün parçalarını korumak anlamına geliyor.
Gelecek Cuma yine Apaçık Radyo’da buluşana dek kendinize, sevdiklerinize ve tabii ki gezegenimize iyi bakın lütfen.

