"Ekonomik ve siyasal çöküşün, çürümenin yaşandığı bir ülkedeyiz"

Ekonomi Politik
-
Aa
+
a
a
a

Ekonomi Politik'te Ali Bilge, CHP'deki son siyasi gelişmeleri, "Yeni Parti" tartışmalarını, muhalefetin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini ve ekonomideki son tabloyu ele alıyor.

""
Ekonomi Politik: 27 Temmuz 2026
 

Ekonomi Politik: 27 Temmuz 2026

podcast servisi: iTunes / RSS

Ömer Madra: Günaydın Ali Bey, merhabalar!

Ali Bilge: Merhaba Ömer Bey, merhaba Özdeş!

Özdeş Özbay: Günaydın!

Ö.M.:Ekonomi Politik programımızda neler var bugün?

A.B.: CHP’nin rozet töreni gibi sahte olaylara tanık olduğumuzda ‘bindirilmiş kıtalar’ derdik. Siyasi partilerin mitinglerini, kongrelerini, dernek ve sendikaların toplantılarını kalabalık göstermek için kandırılarak ya da ufak tefek hediyeler vermek suretiyle insanlar toplantılara getirilirdi. Siyasi tarihte bunun örneklerine rastlanır ama bir cast ajansından 1000’er lira para vermek suretiyle kiralanmasına, üstelik inanılmaz organizasyon bozukluklarıyla yapılmasına ilk defa rastladık. Ele-güne karşı rezil olmak işte buna denir. Kılıçdaroğlu ve ekibinin pespaye hali bu olayda tescillenmiş oldu. Haberi yapan arkadaşı da gerçekten kutlamak istiyorum. Genç, gazeteciliğe yeni başlamış olduğu anlaşılıyor, önemli bir durumu haberleştirdi, CHP’nin feci hali de tescil edilmiş oldu.

Geçen hafta Kılıçdaroğlu ve ekibinin “partinin önündeki simitçiden bile simit almaya çıkamıyorlar” demiştim; halkla temasları ancak böyle olabiliyor, çok büyük bir tepki var. Yine geçen hafta da söyledim; butlan operasyonundan iktidar çok memnun değil çünkü istediği sonucu elde etmiş değil. Muhtemelen dün Yargıtay'ın adli tatile girilmesine karşın butlan davasını ön incelemeye alması - ki ön incelemeye adli tatil sonrasında da alabilirdi - bu nedenle olsa gerek. Adli tatil süresince ön incelemeyi tamamlayıp nihai kararı da tatil sonrasına bırakmak istemesinin nedeni, süreci gözlemlemeye ihtiyaç duyması nedeniyle olabilir. Şu anda, Kılıçdaroğlu ve ekibi, Özgür Özel ve ekibini iktidarı tatmin edecek ölçüde bölmüş değil. Anlaşılan bu işin gelişimine bakacaklar. Tüm bu işleri iktidar yargı eliyle yapıyor.

Kılıçdaroğlu ve ekibinin tanık olduğumuz rezil, pespaye görünümü bir metamorfoz geçirmelerinin sonucu siyasi hayatımızda çeşitli metamorfoz örneklerine çok tanık olduk.

Ö.Ö.: ‘Arınma’ da diyorlar.

A.B.: Canlılarda örneğim, kurbağanın suda önce başı, sonrada bacakları gövdesi oluşuyor, sudan çıkıp karada da yaşamaya başlıyor. Siyasi metamorfoz örneklerinde kişinin ya da ekibinin sahip olduğu siyasi öz köklü bir değişime uğruyor. 2015 seçimlerinden sonra bunu Devlet Bahçeli’de gördük. Devlet Bahçeli, çok ciddi bir şekilde muhalefet eden bir liderken, keskin bir dönüşle iktidarı desteklemeye başladı. Yolsuzluğun tepe noktası olan 17-25 olayları nedeniyle söylemediğini bırakmamıştı. Bu günlerin her yıl hatırlanmasını, yolsuzluk haftası ilan edilmesini isteyen bir isimdi ama iktidarı desteklemeye başladı.

Ö.Ö.: Şöyle de denilebilir: Devlet Bahçeli, devletçi bir gelenekten geldiği için muhalefetteyken de devletçi bir çizgideydi; iktidara yaklaştığında da bu çizgisini sürdürdü. Özellikle Ergenekon meselesi bağlamında, "2016'dan sonra Ergenekon ile iktidar arasında bir ittifak oluştu" denildiğinde, MHP'nin bu çizgiye yönelmesi de bu çerçevede değerlendirilebilir.

Ö.M.: Adı da öyle zaten yani bizzat adı da ‘Devlet’ değil mi?

A.B.: Devlet Bahçeli’yi konuşursak saatler yetmez, sonuçta yakın dönemde müthiş bir U hareketi yapan siyasetçilerin başında Devlet Bahçeli geliyor. 2023 son genel seçimleri hatırlayalım, ana muhalefet ve yavru muhalefet lideri Kılıçdaroğlu ve Akşener, bugün iktidar tarafına geçmiş durumdalar! Seçmenin travmasına bakar mısınız? Yaşanan bu metamorfoz seçmen nezdinde ciddi bir travma yaratıyor. Kılıçdaroğlu şu anda varlığını, genel başkanlığını iktidara borçlu.

İsterseniz biraz da dünyaya da bu örneklere bakalım, eğlenceli olsun. En önemli örneklerden biri mesela Birleşik Krallık’ta var: Ramsay MacDonald. Kendisi 1931 yılında İşçi Partisi lideri iken Kral'ın çağrısıyla karşı tarafa geçmiş ve muhafazakarlarla birlikte hükümet kurmuş. Fransa’da bir komünist var; Jacques Doriot. II. Dünya Savaşı öncesinde Komünist Partisi’nin yükselen ismiymiş ama sonra faşist harekete geçmiş ve Alman işgalini desteklemiş.

Ö.Ö.: Mussolini de böyle biliyorsunuz.

A.B.: Evet. Üçüncü en önemli örnek Mussolini, sosyalist hareketeyken faşist partiyi kuran bir kişi haline gelmiş. Almanya'dan da bir örnek var; Türkiye’de de büyükelçilik yapan Von Papen, muhafazakar partinin lideri ve Şansölyelikte yapmış bir isim. Kendisi Hitler saflarına geçiyor. Yakın dönemde İsrail’de var; Benny Gantz, Netanyahu’nun rakibi iken onun tarafına geçerek Netanyahu ile koalisyon kurdu, bu nedenle de partisi bölündü. Karşı tarafa geçmeyi temel özünü yitirerek karşı tarafa geçmek olarak anlamalıyız, taban tabana zıt bir pozisyona geçmek olarak anlamalıyız. Tamamen U dönüşü yapılıyor ve özünü tamamen yitiriyor.

Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin iktidar eliyle CHP’ye iade edilmesi beklenen bir sonucu vermiş değil, iktidar açısından tatmin edici değil. Ana muhalefet seçmenini çok daha büyük oranda böleceğini hesap ediyorlardı. 40-50 milletvekilinin Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini biliyorduk, onların bir kısmının rahatsız oldukları ifade ediliyor ama esas olan, butlancılar toplumsal tabanda yüksek bir karşılık bulmuş değil. Anladığım kadarıyla iktidar ve yargısı izleyecekler ve ona göre de kaotik ortamı artıracak çabalar içine girilebilirler. CHP’ye ilişkin Yargıtay incelemesi tedbirin kaldırılması, kararın bozulması gibi durumlar kaosu arttırabilir.

Bindirilmiş kıtalar örneklerine siyasi tarihimizde çok rastlarız aslında, rahmetli Aziz Nesin’in öykülerinde de benzer durumları görürüz. Türk siyasi hareketi bu bindirilmiş kıtalarla ilgili çok neşelidir. Ancak Kılıçdaroğlu CHP’sinin parayla bile kendi organizasyonunu yapamadığı teşhir edilmiş oldu ve bu ekibe olan tepki daha da arttı. Pespaye ve rezil bu durum, bu ekiple CHP’nin mesafe almasının pek mümkün olmayacağını, partinin yürüyemeyeceğini göstermiş oldu. Kaosu artıran başka operasyonları beklemek mümkün.

Butlan kararından sonra beklenmeden CHP'de uzaklaştırılan Özgür Özel ve ekibinin yeni bir parti ile devam etmesi gerektiği üzerine konuştuk ve geçen hafta da Yeni Parti'nin gerçekleştiğine tanık olduk. Son dönemde Hindistan’da Hamam Böceği Hareketi var, bu hareket yüksek yargıdaki adamın işsiz gençleri ‘hamam böceği’ olarak nitelendirmesiyle başladı ve gelişti.

Ö.M.: Evet, bunun üzerinde de biraz durduk. Şimdi ise kısmi de olsa bir zafere ulaştılar diyebiliriz. En çok karşı çıktıkları, yolsuzluklara bulaştığı öne sürülen Eğitim Bakanı'nın istifasını istiyorlardı. Hiç kıpırdamayacak gibi görünüyordu ama sonunda istifa etmek zorunda kaldı.

A.B.: Evet, Hamam Böceği Halk Partisi doğdu biliyorsunuz. Dipke isimli bir öğrenci ABD’de Boston’da yaşıyordu ve bu hareketin öncü isimlerinden oldu. Dipke, Hindistan’a döndü, harekete daha sonra başka önemli isimler de katıldı, kitleselleşti hareket. Sadece Hindular değil, bütün etnik grupları, dini grupları kapsayan bir protestoya dönüştü. Her türlü şiddet yani hükümet, devlet şiddeti kullanılmasına karşın - gerçekten şu anda ‘Hamam Böceği öfkesi’ deniyor - hareket bir tsunamiye dönüştü. Meydanlar doldu taştı, protesto alanlarında açlık grevleri başladı. Biraz önce söylediğiniz gibi, Eğitim Bakanı ki yolsuzlukları ile tanınan bir isim, istifa etmek zorunda kaldı. Türkiye’de yaşanan, soruların çalınması, yandaşlara cevapların verilmesi gibi olaylar Hindistan’da da çok sık rastlanan bir durum. Büyük haksızlıklara sebebiyet veren, yandaşların çocuklarının gözetildiği sistemin kurucusu ya da uygulayıcısı olan Eğitim Bakanı da dün itibariyle istifa etti.

Ö.M.: Evet, pek çok da öğrenci intihar etmişti yani çok büyük bir krizdi.

A.B.: Evet.

Ö.M.: Şimdi devam edeceklerini söylüyorlar yani bayağı önemli bir harekete dönüşmüş oldu şimdilik.

A.B.: Türkiye’de ve Hindistan’da büyük bir çürüme yaşıyoruz. Çürüme satın alınan muhalefet liderleri ile apaçık ortada aslında; buna metamorfoz denmez, çürüme denir. Her iki ülkede de siyasi çürümenin nerelere ulaştığını görüyoruz.

Türkiye’de de tüm engellemelere karşın, 19 Mart Ekrem İmamoğlu’nun operasyonundan itibaren kitlelere, meydanlara dayalı bir ana muhalefet stratejisi izleyen grup partiden iktidar yargısı ile tasfiye edildi. Ayrılanlar olabildiğince hızlı bir şekilde de Yeni Parti’yi kurdular. Türkiye toplumu müthiş bir bunalmışlık yaşıyor, müthiş bir öfke var, açlık ve yoksulluk nöbetleri yaşıyor toplum, haksızlık nöbetleri yaşıyor, insanların biriktirdiği öfke had safhada. Böyle bir ortamda yeni bir parti ile yola devam etmek zorluklarına karşın aynı zamanda fırsatlarda yaratabiliyor ki yeni partinin büyük bir kitlesel desteği kucakladığını ilk günden itibaren görüyoruz. Öyle bir zaman içindeyiz ki Türkiye’de de, Hindistan’da olduğu gibi muazzam bir memnuniyetsizlik halkası çok genişlemiş durumda.Yeni Parti'ye bir memnuniyetsizler hareketi olarak bakmak gerektiğini düşünüyorum, memnuniyetsizleri toparlayacak bir hareket olarak gelişmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yeni Parti, sadece CHP içinden doğan bir hareket olarak değil ülkedeki tüm memnuniyetsizleri kapsayan bir hareket olmalı. Memnuniyetsizleri devşiremeyen, örgütleyemeyen partilerle dolu bir ülkeyiz. Hareketin içine katabilecek bu kesimleri katarak gelişmesi gerekiyor. 25 yıldır aynı kişi ve parti ülkeyi yönetiyor. Düşünün, İngiltere’de 10 yılda yedi başbakan değişti, değil mi?

Ö.M.: Ben de tam bilmiyorum ama yaklaşık öyle. Dünkü haberlerden biriydi. CHP Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın, partisinden istifa etti. "İktidar yolunda, yeni bir umutla" sloganıyla düzenlenen toplantıda istifa kararını açıkladı. Ardından, aralarında geçmiş dönem ilçe başkanlarının da bulunduğu çok sayıda CHP'linin partiden ayrıldığını duyurdu. Işın, istifa kararının "öfke değil, vicdan kararı" olduğunu söyledi. Bu da Cumhuriyet'te yer alan haberlerden biriydi.

A.B.: 200’e yakın irili ufaklı belediye başkanı Yeni Parti'ye geçecek, haberler böyle. Büyükşehir belediye başkanlarının da durumu önemli, onlar da izleniyorlar, herkes ortamı kolluyor. Ayrıca 50’ye yakın milletvekili Kılıçdaroğlu ile birlikte hareket etti ama onların içinden de ayrılmalar olabilir. 2024 yerel seçimlerde birinci partiydi CHP, bugün içler acısı pozisyonda bulunuyor.

Yeni Parti'nin kapsam alanı geniş olmalı, hareketin ülkede memnuniyetsizleri kucaklaması gerekiyor. İttifaklar ve muhalefet memnuniyetsizleri nasıl toparlayabilir ve ülke otokrasi çıkmazından nasıl çıkabilir meseleleri üzerine yazdıklarım, bu programda dile getirdiklerim malumdur. Hepimiz ‘Türkiye baharı’ yaşamak istiyoruz, ‘Türkiye baharı’nın yaşanabilmesi için de özürlerimizi, teşekkürlerimizi ve eleştirilerimizi bir süre ertelememiz gerekiyor. Öncelikle iyiye, en iyiye ulaşmaktan ziyade kötünün terk edilmesi, uzaklaştırılması mücadelesi verilmeli. Yeni Parti'yi bu kapsam içerisinde ele almakta fayda var. Yeni Parti'nin memnuniyetsizler hareketine dönüşme olasılığı çok yüksek. Elbette yolu da dikenli, engelli, tam hukuksuzluk ortamında kurulan parti. Yaşanan hukuksuzlukları gözümüzün önüne getirelim; koskoca ana muhalefet iktidar yargısı ile bölündü, seçim hukukunu, yargıyı elinize geçirdiğiniz takdirde muhalif partiyi bölebiliyorsunuz.

Seçmen söylediğim gibi ciddi bir travma yaşıyor. 2023’te oy verdiği partilerinin liderleri iktidar tarafına geçmiş durumda, bundan ala travma olur mu? Bu travmayı toparlamaya aday hareket olabilir Yeni Parti.

Son olarak çerçeve yasa üzerine değinelim. Bu konuda çıkan haber ve demeçlere baktım, tatmin edici bir şey bulamadım. PKK ve DEM çevreleri ne kadar tatmin olacak bu çerçeve yasadan, ondan da emin değilim. Hindistan’daki Hamam Böceği Halk Partisi hareketine benzer bir şekilde Yeni Parti'nin memnuniyetsizler hareketine dönüşmesi, tüm etnik yapıları kucaklaması mümkün mü? İzleyeceğiz.

Ö.M.: Ben de şunu ekleyeyim izninizle. BirGün'de yer alan Mustafa Bildirici imzalı haberde, "CHP'li 200'e yakın belediye başkanının Yeni Parti'ye geçme talebini ilettiği" öne sürülüyor. Haberde ayrıca, Yeni Parti bünyesinde kurulan heyetin, muhalefet blokunda kriz yaratmayacak ve belediye meclislerindeki dengeyi bozmayacak bir geçiş formülü üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Ayrıntılarını BirGün'de okumak mümkün.

A.B.: IMF; Türkiye ekonomisinin büyüme tahminlerini düşürdü, revizyona gitti. Gittikçe daralan bir ekonomide yaşıyoruz; insanlar yoksulluk ve açlık sınırında yaşıyor. Büyüme oranını %3,4’ten %2,9’a düşürdüler, beklentileri bu şekilde. %2,9 oranları ile iktidarların baskı olmadan yaşaması, seçime girmesi mümkün değil. Kaynakları tükettiler, kaynak bulmak için türlü çarelere baş vuruyorsunuz. Düşünün, arı kovanı başına 100 lira harç getirildi, kovanı alıyorsunuz ormana koyuyorsunuz, 2-3 ay bir yerde tutuyorsunuz, sonra kovanları başka bir yere götürüyorsunuz, kovanlar 4-5 kez yer değiştirirmiş. Bu değimiler için para veriyorsunuz.

Reel faiz çok yüksek sanayici alıyor, nihayet TOBB başkanı Hisarcıklıkoğlu’da şikayet etmeye başladı. "%60’lara varan kredi faizleriyle iflaslar zincirindeyiz” diyor. %25-28’lere dayanan bir reel faiz var. Çiftçinin tarlası, hasadı, traktörü haciz kararlarıyla satışa çıkıyor. Geçen hafta süt ineği hacze düştü Trakya’da. Banka ya da tüccar hayvanlarına el koyuyor borcunu ödeyemediği için, sonra da satılıyor. Ekonomik ve siyasal çöküşün ve çürümenin yaşandığı bir ülkedeyiz. Yargı eliyle ana muhalefet dizayn edilirken yeni bir parti kuruluyor. Yeni Parti hareketinin ülkede gidişattan memnun olmayan, memnuniyetsizler hareketi olarak gelişebilme imkanının olduğunu ciddi fırsat yarattığını düşünüyorum. Aynı zamanda CHP’nin gereksiz bagajlarını da taşıma imkanından kurtulmuş oluyorlar. Yeni Parti’yi yakından izleme fırsatı bulacağız ve dinleyicilerimize, izleyicilerimize iç ve dış siyasal ve ekonomiyi gündeme getirmeye devam edeceğiz diyerek bitireyim isterseniz? Vaktimiz var mı?

Ö.M.: Maalesef kalmadı.

A.B.: Öyle mi?

Ö.M.: Pek vaktimiz de kalmadı. Bir tek şunu ekleyebilirim. Beklenmedik bir gelişme olarak, BirGün gazetesinde "Butlancıların Hakikatle İmtihanı" başlıklı yazıda gazete, kendi haberini savunuyor. Yazıda, "BirGün'ün paralı figüran haberi ülke gündemini sarsarken, butlancı CHP yönetimi gazetecileri tehdit etti" deniliyor. Ayrıca, BirGün'ün bağımsız habercilikten taviz vermeyeceği vurgulanırken, basın örgütlerinin de muhabir Çelik'e destek verdiği belirtiliyor. Bu da yeni gelişmelerden biri olarak aktarılıyor.

A.B.: Öyle bir durum ki, hani ‘ar damarı çatlamak’ denir ya öyle bir durumu yaşıyoruz. İktidar yargısı ile CHP’ye atanan bu insanların ‘ar damarı çatlamış’ vaziyette!

Ö.M.: Aynen öyle.

A.B.: Ar damarı çatlayanların da pek bir siyasi öyküsü olmaz..

Ö.Ö.: Sizin bahsettiğiniz 50 milletvekili tüm bu yaşananların ardından yine de çok. Yani insan şaşırıyor.

A.B.: Geçen haftalarda söyledim; bugün ve seçim zamanı Yeni Parti Hazine’den 5 kuruş alamıyor ama CHP almaya devam edecek. Ciddi, bayağı bir kaynak gelecek. Hazine yardımı bizim paralarımız, seçmenin parası. Bu kaynaklar Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından harcanacak. Siyaseti para için yapanlar için bu kaynaklar cazip. Bunlar fakir gelirler ama zengin ölürler, buna tanığızdır. Şimdi isim vermeyeyim ama böyle bir durumu da göz ardı etmeden, ihmal etmeden bu meseleye bakmak lazım. Cast şirketlerine hemen harcamaya da başlamışlar. Neyse, burada keseyim artık.

Ö.M.: Peki çok teşekkür ederiz.

Ö.Ö.: Çok teşekkür ederiz.

A.B.: Hoşçakalın!

Ö.Ö.: Görüşmek üzere.