Kültürel Miras Ve Koruma: Kim İçin? Ne İçin? Kayıt Arşivi
Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın.
ICOMOS Türkiye Milli Komitesi’nin Yükselen Profesyoneller Çalışma Grubu tarafından Bergama’da bu yaz gerçekleştirilecek olan Uluslararası Yaz Okulu etkinliğini düzenleyicileri İlke Alatlı ve Seçil Tezer Altay ile konuşuyoruz. Bergama Yaz Okulu’nun teması da ICOMOS’un bu sene 18 Nisan Dünya Anıtlar ve Sitler günü teması içinde vurguladığı yaşayan miras kavramından yola çıkıyor ve ‘Birarada Varolmak, Bergama: Çok Katmanlı Bir Kentte Yaşayan Mirası Yeniden Düşünmek’ başlığı ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Bergama’nın çok katmanlı mirasına odaklanıyor.
Helenistik dönemden bugüne kadar kesintisiz bir şekilde insan yerleşimlerinin ve kültürlerinin birbirleriyle etkileşim içinde devam ettiği bir yer olan Bergama’nın korunması sürecinden öğrenilecek dersler nelerdir, günümüzün artan kentsel taleplerinin ve değişim unsurlarının karşısında kültür mirasının yaşayan kentsel dokudan kopmadan kent hayatına katkı sağlayacak şekilde korunmasını teşvik eden yaklaşımlar nelerdir, bu sorular somut vakalar üzerinden yaz okulu katılımcıları tarafından ele alınacak.

Birarada Varolmak, Bergama: Çok Katmanlı Bir Kentte Yaşayan Mirası Yeniden Düşünmek
Mart ayı başında, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (ANAMED) yeni bir sergi açıldı. Osmanlı dünyasında Fenerli Rumların siyasi ve kültürel etkisini mercek altına alan sergide 18. yüzyılda İstanbul’un Fener Mahallesi ile Eflak ve Boğdan Beylikleri arasında kurulan çok yönlü ilişki ağlarını; arşiv belgeleri, nadir kitaplar, haritalar, mimari çizimler ve üç boyutlu modeller aracılığıyla inceleniyor.
Konuklarımız serginin küratörleri Namık Günay Erkal, Firuzan Melike Sümertaş ve Haris Theodorelis-Rigas ile sergiyi enine boyuna ele alıyoruz. Küratörlerin ‘Fenerli mirası’ olarak tanımladıkları olgunun ne olduğunu, günümüzdeki izlerini ve bu miras nasıl okunmalıdır sorularını yöneltiyoruz.

Cümle Fener Burada: Hane, Mahalle, Saray ve Şehir
Konuğumuz Europa Nostra Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Yiğit Ozar ile Üsküdar’daki Validebağ Korusu’nda Üsküdar Belediyesi ile yerel sivil girişimlerin birlikte yürüttüğü yönetim modeli projesinin, Europa Nostra liderliğinde ve Avrupa Birliği desteğiyle kurulan Avrupa Miras Merkezi tarafından Avrupa çapında seçilen “Kültürel Miras Alanında 10 Yerel İyi Uygulama” arasına girmesini değerlendiriyoruz.

Validebağ Korusu, Avrupa Miras Merkezi'nin 'Kültürel Miras Alanında Yerel İyi Uygulamalar' Listesinde
Somut olmayan, elle tutulamayan bir miras ögesini koruma ve yaşatma mücadelesinin deprem felaketi ardından Hatay’ın Defne ilçesinde nasıl devam ettirildiğini, “barış ipeği” diye adlandırılan ipek üretiminin neden önemli olduğunu, Defne ve Antakya kimliği için anlamını konuğumuz Emel Duman ile ele alıyoruz.
Emel Duman, Defne Apollon İpekçilik’in sahibi; Defne’de ailesinden gelen, anneannelerinden kalan ve artık nesli tükenmiş olan “Hatay Sarısı” kozalarının izini sürüp, “barış ipeği” üreticiliğini yeniden canlandırmak ve bu ekolojik ve etik üretim yaklaşımının çok daha fazla sayıda üretici tarafından benimsenmesi için yıllardan beri çalışıyor. Duman, bu yılın başında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen “Yaşayan İnsan Hazinesi” unvanına İpek Böcekçiliği ve Dokuma alanında layık görüldü.

Unutulmaya Yüz Tutmuş Bir Üretim Mirasını Koruma Mücadelesi: Hatay Sarısı
Konuğumuz Mustafa Kemal Üniversitesi Mimarlık Fakültesi hocalarından Dr. Emir Çekmecelioğlu ile Antakya’nın hafızasının ve kimliğinin önemli odaklarından birisi olagelmiş geleneksel çarşı bölgesini ve Uzun Çarşı caddesini konuşuyoruz.
Geleneksel Çarşı, deprem ve ertesindeki yıkımlarla büyük tahribata uğramış bir yer. Dr. Emir Çekmecelioğlu ile Geleneksel Çarşı alanında restorasyon, rekonstrüksiyon ve yeni yapılar şeklinde yürümekte olan inşaat sürecini konuşuyor; yeniden inşaat projeleri toplumsal hafızası bu kadar derin ve kuvvetli bir mekânı nasıl ele alıyor, ortaya çıkan projeler mekânın elle tutulamayan mirasıyla ve hafızasıyla nasıl ilişkileniyor sorularını cevaplıyoruz.

Deprem Sonrası Hayata Dönüşte Mekânsal Hafızayı Canlandırmanın Önemi: Antakya’nın Geleneksel Çarşısı
Konuğumuz şehir plancısı Dr. Zehra Güngördü ile depremlerden en çok etkilenen ve özgün tarihi kent dokusu en çok tahrip olan yerlerden Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde yaşayan bir depremzede olarak deprem sonrası yaşam koşullarını nasıl deneyimlediğini, bir şehir plancısı olarak kentin yeniden ayağa kaldırılmasına yönelik yapılan çalışmaları nasıl değerlendirdiğini konuşuyoruz.

Depremlerden Üç Yıl Sonra: Barınma kent hakkının sadece bir parçasıdır
Konuğumuz mimar Deniz Emir’le Antakya’da depremden bu yana geçen üç yıl içinde şehrin kimliğinin ana unsuru tarihi sivil yapıları, mahalleleri, sokak dokularını yeniden hayata döndürmek için neler yapıldı ve şu anda bu kültür mirası varlıklarının durumu nedir, bu yapılarda yaşama dönüş başladı mı, konuşuyoruz.
Deniz Emir deprem öncesinde Antakya’da tarihi yapılarda restorasyon uygulamaları yapan, depremin ardından da belgeleme ve yardım/hibe başvurularında çalışan, deprem sonrası kültür varlıklarının tamir ve iyileştirme sürecinin içinde bulunan bir mimar.

Depremlerin ardından üç yıl sonra Antakya’nın tarihi yapıları ne durumda?
İstanbul’un hızla ilerleyen büyük ve kesintisiz beton adımları karşısında şehrin sulak ve doğal alanlarını nasıl koruyacağız sorusu her zamankinden daha da can alıcı.
Kentleşmeyi ekolojisi ve yaşantısı ile sürdürülebilir bir hatta oturtacak tasarım politikaları üzerine çalışan mimar Aslıhan Demirtaş ile bu soruyu İstanbul’un tarihi bostanları odağından konuşuyoruz.

İstanbul’un bostanları ve bostancıları şehrin geleceğini korumak için eşsiz bir kaynak
Konuğumuz Tarihi Yedikule Bostanları Girişimi’nden Suna Kafadar ile bostanların ve bostancılığın kent tarihinde ve hafızasındaki yerini, Yedikule bostanlarının bir kentsel tarım pratiği olmanın ötesinde taşıdığı anlamı ve bu anlamı bilmenin ve korumanın önemini konuşuyoruz.

İstanbullunun toprakla ve hafızası ile ilişkisini onarması için bostanlar son şansı!
Tarihi Yedikule Bostanları Girişimi Gönüllüleri'nden sosyolog Kiraz Özdoğan ile tarihi İsmail Paşa Bostan Alanı'na ilişkin bilinmezlik durumunu ve İstanbul’da yerinden edilen bostancıları ve bostanlarını ele alıyoruz.

Bir zamanlar İstanbul bostan sebzeleriyle meşhurdu: Ya şimdi?
