Sakat Muhabbet'te Alper Tolga Akkuş, DEM Parti Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi, Çınar Belediyesi Eş Başkanı Semra Akyüz ve SAKKAD’dan Berna Yıldız gibi birçok isme 3 Mayıs’ta ilk kez düzenlenen 1. Diyarbakır Engelliler Onur Yürüyüşü’nden kulak veriyor.

""
1. Diyarbakır Engelliler Onur Yürüyüşü
 

1. Diyarbakır Engelliler Onur Yürüyüşü

podcast servisi: iTunes / RSS

Alper Tolga Akkuş: Merhaba, Apaçık Radyo'ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifine hoşgeldiniz. Ben Alper Tolga Akkuş ve bugün 13 Mayıs 2026 Çarşamba. 

Bu hafta bir konuğumuz yok, pek çok konuğumuz var. Ben 3 Mayıs Pazar günü Diyarbakır'daydım. Diyarbakır Belediyesi ve DEM Parti Engelliler Meclisi'nin organize ettiği 1. Engelliler Onur Yürüyüşü’ne yerinde katılma şansı buldum. Alandan da sesler kaydettim. Bugün o sesleri dinleyeceğiz. Toplamda dokuz kişiyle konuştum. Şimdi o sesleri dinlemeye başlıyoruz.

Engelli Annesi Periş İnan

A.T.A.: Şu anda Diyarbakır'da belediye önünde Engelliler Onur Yürüyüşü için Amed’deyim. Yanımda da bir engelli yakını, annesi var. Teyzem ismin?

Periş İnan: Periş İnan.

A.T.A.: Peki, oğlum engelli demiştin. Senin oğlun nasıl engelli oldu?

P.İ.: Oğlum kaza geçirdi.

A.T.A.: Kaç sene önce? Çok mu eski?

P.İ.: Çok eski çoook.

A.T.A.: Peki sen bugün buraya niye geldin?

P.İ.: Buraya milletvekili davet etti, ondan geldik oğlum.

A.T.A.: Bugün ne olacak burada biliyor musun?

P.İ.: Burada engellilerin hakkını konuşacaklar herhalde oğlum. Bizim hakkımızı savunacaklar inşallah çocuğum. Hakkını helal et çocuğum.

A.T.A.: Helal olsun. Sen de helal et teyzem.

P.İ.: Canım oğlumsun. Hakkını helal et.

A.T.A.: Helal olsun teyzem, helal olsun.

Sağlamcılığa Karşı Kadın Hareketi (SAKKAD) Derneği’nden Berna Yıldız

A.T.A.: Diyarbakır'da yolun üstündeyim ve yanımda Sağlamcılığa Karşı Kadın Hareketi tişörtü giymiş Berna Hanım var. Berna Hanım tanıyalım sizi.

Berna Yıldız: Ben SAKKAD Genel Sekreteri Berna. Eskişehir'den geliyorum. Aynı zamanda SES Eskişehir Eş Şube Başkanıyım.

A.T.A.: Sakatlığınız var mı sizin?

B.Y.: Yok. Benim kızım otistik.

A.T.A.: Kaç yaşında?

B.Y.: 25. 

A.T.A.: İsmi nedir?

B.Y.: Evin.

A.T.A.: Peki Eskişehir’de ne yapıyorsunuz hareket olarak?

B.Y.: Bizim hareket Ankara merkezli. Yeni kuruldu. Sağlamcılığa karşı bir sürü projelerimiz, düşüncelerimiz var. Instagram hesabımız var. Yeni dernek hesabımız oluştu.

A.T.A.: Nedir? Söyle buradan, onu da yayınlayalım.

B.Y. :SAKKAD Sağlamcılığa Karşı Kadın Hareketi.

A.T.A.: S-A-K-A-D.

B.Y.: Evet, SAKKAD.

A.T.A.: İki K'lı. 

B.Y.: Evet.

A.T.A.: Ne zaman kuruldu bu hareket?

B.Y.: Kasım 2025’te kurduk.

A.T.A.: Çok yeni aslında.

B.Y.: Yeni ama bayağı bir ses getirmeye başladık.

A.T.A.: Burada niye geldin? Burada ne olacak sence?

B.Y.: Bu bence çok önemli, tarihi bir an çünkü bence biz başka bir çağdayız şu an. Engelliler İçin Onur Yürüyüşü benim açımdan çok önemli bir şey.

A.T.A.: Türkiye'ye ilk galiba değil mi? Ben öyle biliyorum. Türkiye’de ilk defa oluyor böyle bir şey.

B.Y.: Evet, Türkiye’de ilk kez oluyor ve bu inanılmaz muazzam bir şey. O yüzden çok gururluyum, çok mutluyum. İyi ki geldiniz.

Sabancı Üniversitesi’nde Engellilikle İlgili Master Yapan Amine Ennur Aksoy

A.T.A.: 3 Mayıs 2026 Pazar ve Diyarbakır Belediyesi önünde ses kaydı almaya devam ediyorum. 
Az önce birkaç arkadaşım geldi; Mihriban Boyacı ve Ahmet Said. Bir de Amine Aksoy geldi. Kendisini tanımıyordum, tanıştım onunla şimdi. Yanımda kendisi. Amine hoşgeldin, nasılsın, iyi misin?

Amine Aksoy: Çok teşekkür ederim Alper. Şu anda daha iyiyim. Ortam şahane. O yüzden çok heyecanlı hissediyorum. Seni de tanımakla tamamlandı yani şu an.

A.T.A.: Beni de tanıyormuş bu arada. Apaçık Radyo dinleyenleyiciler, ben ufak çaplı bir şöhret olmuşum. Bilmiyordum, haberim yoktu. Bunlar da hoşuma gidiyor tabii.

A.A.: Hayranların var…

A.T.A.: Amine, senin engelin var mı? Radyo programı bu. Görmüyorlar bizi, senin gibi aslında, görmüyorlar. Neler söyleyeceksin? Senin engelin nedir?

A.A.: Ben tam olarak görme kısıtlılığı yaşayan bir bireyim. Hayatımın 27. yılında genç bir insan olarak devam ediyorum beyaz bastonumla beraber yürümeye. 

A.T.A.: Zaten seni konuk alacağım ayrıca Sakat Muhabbet’e. Buraya niçin geldin ve ne umuyorsun?

A.A.: Öncelikle böyle bir onur yürüyüşü konseptinin, kavramının çerçevelenmesi, engellilik için bunun denenmesi bence cesurca bir hareketti. Bunun için bence en iyi yerlerden birisi zaten Diyarbakır olabilirdi. Benim umacağım şey şu; bugünden sonra yıllar geçerken ben insanlara şunu demek istiyorum: Biz Onur Yürüyüşü’nün birincisinde vardık.

A.T.A.:O gün biz oradaydık.

A.A.: Açıkçası ben bu gururun sahibi, bu onurun sahibi olmak isterim.

A.T.A.: Dün Amedspor şampiyon oldu, bugün de biz mi olacağız engelliler olarak şampiyon?

A.A.: Onlar da 15 sene beklemiş, belki bizim de 15 yıl beklememiz gerekecek ama ne çıkar? Bence ziyanı yok, bekleyebiliriz.

A.T.A.: Bugün ne olacak sence?

A.A.: Bugün ayaklarımızla, kafamızla, elimizle, kolumuzla, kulağımızla, neremizle istiyorsak ilerlemek, yürümek isteyeceğiz. Bazen de geri gitmek isteyeceğiz. İlerlemek sadece düz olan bir şey değildir zira. 
O yüzden benim umduğum tek şey senin gibi daha kaç insana değebilirsek, birbirimize temas edebilirsek, sesini duyabilirsek bu benim umudum ve biriktirdiğim bir şey olacak benim için. 

A.T.A.: Buradan da Sakat Muhabbet dinleyen sakat insanlara ben bir şey söyleyeyim ki hep diyorum da belki o yeterince anlaşılmıyordur. Ben herkese açığım aslında. Program da açık ama tanımadığım için ulaşamıyorum. Şimdi seninle tanıştık, seni konuk alacağız. Bizi dinleyen başkaları varsa, buraya gelememiş insanlar varsa ulaşsınlar bana.

A.A.: En azından Sakat Muhabbet’e çıkın gelin.

A.T.A.: Evet, öyle yapın. Son sözlerin var mı Sakat Muhabbet dinleyicilerine buradan?

A.A.: Bir sonraki konu ve temayı merak ederek kalın diyorum çünkü ben merak ediyorum her seferinde başka bir konseptle geldiği için.

A.T.A.: Şimdi bu Çarşamba programın ses kaydını, sabah kurgusunu yaptım, buraya geldim. Amputasyon süreci konuşacağız. Ampute olmuş bir arkadaşımı konuk aldım.

A.A.: Sürpriz değil artık, ben tamamım. Çok güzel.

A.T.A.: Bu program daha sonra yayınlanacak yani sonraki hafta yayınlanacağı için herkes biliyor zaten ama sen buradan öğrenmiş oldun. 

Çok memnun oldum tanıştığıma. Son sözlerin nedir?

A.A.: Çok teşekkür ediyorum. Bence son sözüm teşekkür olsun. Teşekkür ederim.

Engelliler Federasyonu yönetim kurulu üyesi ve SSPE’li (Subakut Sklerozan Panensefalit) Sara’nın babası Ercan Akto

A.T.A.: Şimdi Diyarbakır'dayız. Şu an yürüyüş başladı. Yanımızda kim var? Abi kimsin sen?

Ercan Akto: Ercan Akto. Engelliler Federasyonu ve Engelliler Konfederasyonu Yönetim Kurulu aynı zamanda.

A.T.A.: Bu yürüyüşün içinde olan kişisin değil mi sen?

E.A.: Evet, içlerinde bir tanesi de benim.

A.T.A.: Ne zaman düşündünüz bu fikri? Kaç zamandır gelişiyor bu fikir?

E.A.: Vallahi çoktan beri vardı ama pratikleşmişti. Bunun kararını alalı ise bir aydır oldu. 

A.T.A.: Senin engelin var mı abi?

E.A.: Benim yok. Engelli babasıyım ben.

A.T.A.: Nedir. Çocuğunun nesi var?

E.A.: SSPE hastalığı.

A.T.A.: Nedir o hastalık? Ben hiç duymadım.

E.A.: Subakut Sklerozan Panensefalit derler. Beyin hastalığıdır. Kızamık virüsünden sonra ulaşılan bir hastalıktır.

A.T.A.: Bebekken mi oldu?

E.A.: Yok, aşı sonrası.

A.T.A.: Kaç yaşındaydı?

E.A.: 6 yaşında oldu. 24 yıldır bitkisel hayatta.

A.T.A.: Geçmiş olsun diyemiyorum. O da sağlamcı bir söz zaten, geçecek bir şey yok.

Şu anda fotoğrafını da gösteriyor bana, telefonda ekran görüntüsü var. Adı nedir abi çocuğunun?

E.A.: Sara.

A.T.A.: Sara’ya da buradan selam söyleyelim. 

Peki bugün için neler söyleyeceksin abi? 

E.A.: Vallahi bugün için ne söyleyeyim? Bugün engelliler için böyle bir adına atılmasının ilk günü ve şimdiye kadar teoride vardı, şimdi ise pratiğini yapıyoruz. 

Bütün partilerin bunu örnek almaları gerekiyor, temenni ediyoruz ve engelli camiasının, bütün engelli camialarının da aralarındaki hizmeti, siyasi fikri bir tarafa bertaraf etsinler.  Engellilik ve hastalık siyaset üstüdür, böyle günlerde hep beraber olabiliriz.

A.T.A.: Bu arada bana sandalye gelecekti. Geldi abi sandalye arkada. 

Şu an ben yolu yürüyemeyeceğim çünkü 1,5 km’lik yol var buradan Sümer Park'a. Ercan abi sağolsun bir sandalye ayarladı bana. 

Abi ana sloganı neydi bu yürüyüşün?

E.A.: Bu yürüyüşün ana sloganı, ‘Engelliler Onuru Arıyor’ mesela. Şimdiye kadar gerçekten sayılmadığımız, her gittiğimiz yerde onur kırıcı yaklaşımlar gördüğümüzden dolayı onurluca yürümek istedik çünkü bizim de hiç kimseden farkımız yok. 

Herkes gibi onurlu yaşamak istiyoruz. Haklarımızı vermek lütuf değildir. Şimdiye kadar gasp edilen bir haktır. Bundan dolayı haklarımızı istiyoruz. 

Bizim yürüyüşümüz sadece bireylere, iktidar partisine değil; bütün partilere, bütün bireylere, halkımızı gasp eden, engel olan, beyinden, zihinden, engellilere engel olan herkese karşıdır yürüyüşümüz.


A.T.A.: Evet, programın ortasına geldik sayılır. Bu haftanın şarkısını çok kolay oldu benim için seçmek. Çünkü 2 Mayıs'ta Diyarbakır'a gittiğimde TFF 1. Lig'in son maçları aynı anda oynanmıştı ve onun sonunda da Erzurumspor'un ardından Amedspor da Süper Lig’e yükseldi. 

O gün ben de Diyarbakır'da o şenliğe katılma şansı buldum ve o coşkunun şarkısını şimdi paylaşıyorum sizlerle. Azat Bedran'dan dinliyoruz, “Aşk Amedpor”.

Yürüyüş Anından Sesler

A.T.A.: Evet, şu anda Diyarbakır Onur Yürüyüşü’nde yürüyüşteyiz. 

‘Sola kay, sol, sol, sol, sol, sol, gene sol. Biraz daha sol. Şimdi sağ, düz, tamam, şimdi düz. ‘

Şu anda duyduğumuz sesler de ben sandalyedeyim, sandalye bulundu bana. Sandalyeyi de kör arkadaşım Mihriban itekliyor. Ben de ona direktif veriyorum. ‘Sol, sağ’, duyuyorsunuz zaten. 

Pardon, pardon, çok pardon. Ezmeyelim sizi. Arkadaş görmüyor çünkü. Taşıyan da görmüyor. 

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Engelli ve Yaşlı Hizmetleri’nde diyetisyen Emre Yağcı

A.T.A.: Şu anda devam ediyoruz yürümeye. Bana bir sandalye bulundu, sağolsun Ercan Bey aracı oldu. 
İlk başlarda Ahmet Said sürüyordu beni ama o iki tane kör arkadaşımıza, Mihriban ile Amine'ye yardım ediyor şu anda. Beni de belediyeden bir arkadaş şu an taşıyor, itiyor. Tanıyalım seni Emre.

Emre Yağcı: Ben Emre. Engelli ve Yaşlı Dairesi’nde diyetisyenim.

A.T.A.: Tam adın soyadın ne?

E.Y.: Yunus Emre Yağcı.

A.T.A.: Ne kadardır çalışıyorsun belediyede? 

E.Y.: Bir senedir çalışıyorum. 

A.T.A.: Peki bu daireye girme senin isteğinle miydi, denk mi geldi? 

E.Y.: Hepsi bir arada. 

A.T.A.: Anlatsana bize hikayesini, nasıl oldu o?

E.Y.: Ben 12 senelik diyetisyenim. Kendi şehrime geldim ve buraya hizmet etmek istedim. 

A.T.A.: Peki bir yılda neler yaşadın Diyarbakır'da sakatlarla?

E.Y.: Neler yaşadım? Yani daha yakından tanımış oldum.

A.T.A.: Peki bu işten önce neler düşünüyordun ve şimdi ne düşünüyorsun? Fark var mı?

E.Y.: Bu işten önce kendim kişisel olarak zaten bir hassaslığım vardı yani durumlarını anlıyordum. Fakat insanın yakını veya akrabası veya kendisi tabii ki herhangi bir sorun yaşamadan tamamen anlayamıyor. İçlerinde olarak hemen hemen çoğu konuda anlamış bulunuyorum. Park konusu olsun, diğer konular olsun, sokağa çıkıldığında karşılaştırılan yerler olsun. Bütünüyle daha iyi bakabildim.

Batman’dan yürüyüşe katılan doğa sporcusu Hamza Arslan

A.T.A.: Şimdi Sümer Park'tayız. Söyleşiler yapılıyor parkta, çimenlerin ortasında, kürsüde. 
Yanımıza bir arkadaşımız geldi. Böyle kıyafetinden sporcu olduğu belli. Pankartı beğendiğini söyledi. Mihribanların getirdiği pankart da iki taraflı bir pankart var. Bir yüzünde, ‘Hız Kapitalizmin, Yaşam Bizim’ yazıyor. Diğer yüzünde de, ‘Sağlamcı Olma, Solcu Ol’ yazıyor. 

Hamza geldi tanıştı bizlerle. Biz de Hamza'yı hemen aldık. 

Mihriban, Sakat Cenah için burada; ben ise Sakat Muhabbet için buradayım. İkimiz de şu an onunla konuşacağız. 

Hamza kendini tanıtsana biraz. Kimsin sen?

Hamza Arslan: Merhaba Hamza Arslan ben. Batman'da yaşıyorum. Bir mahlasım var: Enfesto. Bunu da belirtmek istiyorum.

Ben dün bir doğa yürüyüşüne katıldım burada. Orada tanıştığım insanlar bugün böyle bir yürüyüş olduğunu, onların yürüyüşü olduğunu söylediler, Bu da benim çok hoşuma gitti. Böyle bir yürüyüşe katılmak istedim ve geldim. Bu yüzden buradayım.

A.T.A.: Peki sakatlara dair bir şey yapıyor muydun daha önce ya da yaptın mı? Öyle sakat bir akraban var mı?

H.A.: Arkadaşlarım var. Daha önce işaret dili öğrendim. İşaret dilini az bir şekilde biliyorum. Onun dışında ana dilleri işaret dili olan, işaret diliyle konuşan arkadaşlarım var. Görme engelli arkadaşlarım var. Ara ara onlarla domino oynuyoruz. Yürüme engeli olan arkadaşlarım da var.

A.T.A.: Kekemelik var mı sende?

H.A.: Evet, var.

A.T.A.: Bak o da bir engel biliyor musun.

H.A.: O zaman ben de engelliyim.

A.T.A.: Ben Kekemeler Derneği’nin de başkanını konuk almıştım bir bölüme. 

Mihriban Boyacı: Ben bir şey sorabilir miyim Hamza?

H.A.: Tabii ki.

M.B.: Bugün geldin denedin bu yürüyüşü, gözlemledin. Ne düşünüyorsun?

H.A.: Yani bir kere farklı farklı yerden bir araya gelmekle ilgili bu birlik çok hoşuma gitti. Bir şeyler yapılabilir. Benim arkadaşlarım var ama bugüne dair bunların yaşamını kolaylaştırmak için ne yapabilirimi çok düşünmedim. Sadece kabul ettim. 

Acıma göstermeden yani onları halini kabul ederek onlarla arkadaş oldum. Biz birlikteyiz ama ben arkadaşlarımın hayatını kolaylaştırmak için ne yapabilirim diye düşünmemiştim. Bugün fark ettim ki bunun üzerinde düşünebilirim ve bir şeyler yapabilirim. 

Bu yürüyüş güzel ve umarım bu tarz şeyler hep olur.

A.T.A.: Çok sağolasın.

Mihriban Boyacı’nın Sakat Cenah için Alper Tolga Akkuş ile Röportajı

M.B.: Alper, hoşgeldin. Bugünkü yürüyüşte sen oturdun. İlk engelli onur oturuşunu gerçekleştirdin. Bugün burada olmak hakkındaki düşüncelerin neler? Ne düşünüyorsunuz?

A.T.A.: Ya çok tuhaf hissediyorum. Dünyadan duyardık engelli onur yürüyüşlerini. Sakat olmak onurlandırılacak bir şey mi, değil mi? Şimdiye kadar düşünmediğim şeylerdi ama dört beş sene önce düşünmeye başladım bunları. 

Önce kendi engelimle barıştım, sonra da buraya geldim. Sakat Muhabbet’te sizleri tanıdım. Erişiyorsam Varım Topluluğu’yla hayatıma dahil oldunuz. Orada görünce gençler çok sıkı geliyorlar. Çok hoşuma gitti. 
Burada belediye de işin içinde ve ben belediyeden buraya yürüyemezdim çünkü bayağı mesafesi var yani düşündüm, yürüyemem ve sonra Ercan abi sağolsun sandalye ayarladı bana. 

Sandalyeye oturmak da bana garip geliyordu eskiden ama oturabilirim, görmeyebilirim, duymayabilirim ama şu an çok iyi hissediyorum kendimi. 

Seni de önce ben Sakat Muhabbet’e konuk etmiştim, şimdi sen Sakat Cenah için röportaj yapıyorsun. Çok iyi hissettiriyor bunlar bana.

M.B.: Senin bir sloganın vardı. Neydi? Görmeye görmeye kazanacağız. Otura otura kazanacağız.

A.T.A.: Yolda gelirken beni bir slogan düşünmüştüm: ‘Otura otura kazanacağız. Görmeye görmeye kazanacağız. Duymaya duymaya kazanacağız. ‘

Şimdi hadi. Hep beraber bağıralım. Hamza sen de katılıyorsun. 1-2-3!

Otura! Otura! Kazanacağız! 

Görmeye! Görmeye! Kazanacağız! 

Duymaya! Duymaya! Kazanacağız!’ 

Bir de zılgıt çekelim birlikte.

Diyarbakır Çınar Belediyesi Eş Başkanı Semra Akyüz

A.T.A.: Evet 3 Mayıs 2026 Pazar. Şu an Sümer Park'ta Onur Yürüyüşü sohbetindeyiz ve yanımda Diyarbakır'a bağlı Çınar Belediyesi'nin eş başkanı Semra Akyüz var. 
Semra Hanım önce tanıtın kendinizi. Kimsiniz ve sakatlığınız var mı?

Semra Akyüz: Merhaba Alper Bey. Semra Akyüz. Çınar Belediyesi'nin eş başkanıyım. Herhangi bir fiziki engelimin olmadığını düşünüyorum açıkçası ancak fiziki engelli olan arkadaşlar için bir duyarlılığın yayılması - iyilik yayılır biliyorsunuz, sevgi çoğalır, iyilik çoğalır - kötülüğün azalması, iyiliğin çoğalması dileğiyle bugün arkadaşlara destek olmak için bu yürüyüşe katıldık. 

Gerçekten amacına uygun ve hedefine ulaşacak, çok güzel bir yürüyüştü. Kalabalık inanılmazdı. Katılım sağlayanların yüzdelik oranını konuşacak olursak çoğunluk engellilerden oluşuyordu. 

Bizim için onur yürüyüşüydü ve onur verici bir yürüyüştü. Umarım bu sadece yürüyüşle sınırlı kalmaz bu çalışma. Çalışmaların projelere ve ileride de hayata, sokaklara, mahallelere, evlerin içine ve engelli bireylerin hayatını kolaylaştırıcı çalışmalara da gitmesi temennisiyle bugün çok güzel bir yürüyüş gerçekleşti. Umarız hedefine ulaşır.

A.T.A.: Geçen sene de gelmiştim ben Amed’e. O zaman Kültür Merkezi’nde Barış Sürecinde Engelliler Konferansı vardı. Ona dair ne söylersiniz? 

Barış sürecine engellileri de DEM Parti olarak katıyorsunuz siz zaten ve olması gerekiyor zaten.

S.A.: DEM Parti olarak Türkiye'de Engelliler için manifesto hazırlayıp yayınlayan ilk partiyiz. Hatta yerel yönetimler üzerinden manifestoya sahip ilk partiyiz diyelim.

Geçen senekinde ben de oradaydım. Hatta atölyelere de bölünmüştük. Çok farklı yerlerden gelen arkadaşlarla tanışmıştık. Gerçekten verimli bir çalışmaydı ki zannedersen buranın temeli orada atıldı. 
Çalışmaların verimli geçtiğini şu şekilde söyleyebilirim. Kırsal alanlara kadar yayılan çalışmalarımızın halk tarafından çok olumlu karşılandığı boyutuyla. Bu çalışmaların buradaki temelleri sokaklara ve evlere yayılacak. İnsanların memnuniyeti ise zaten bizim çalışmanın başarıya ulaştığının göstergesi.

A.T.A.: Çok çok sağolun, kolay gelsin diyorum size.

S.A.: Ben teşekkür ediyorum, iyi yayınlar.

DEM Parti Engelliler Komisyonu Eş Sözcücü ortopedik engelli Hatice Betül Çelebi

A.T.A.: Evet, 3 Mayıs Engelliler Onur Yürüyüşü'nün finali oldu. Şu an Sümer Park boşaldı ama biz kaldık aktivistler. Şu anda da bunun mimarı diyebilir miyiz size? Tabii tek başına değilsinizdir ama. Hatice Betül Çelebi yanımızda. 

Hatice Hanım, nasıl geçti? Nasıl planladınız bunu? Bir başından itibaren bugüne gelin, bugünü de soracağım size.

Hatice Betül Çelebi: 3 Aralık'tan biliyorsunuz başladık planlamaya. Çok heyecanlıydık gerçekten. Çünkü uzun zamandır biliyoruz ki alanda bunu yapmak istiyoruz hep birlikte; aktivizm üreten arkadaşlar, dernekler, sivil toplum kuruluşları... 

Biz aslında üç yıl önceden bu çalışmalara başlamıştık. Özellikle Birleşmiş Milletler'den uluslararası bir etkinlik ve eylemselliğe dönüştürelim çabamız vardı. O zamandır Dış İlişkiler Komisyonu'nda vekilimizle beraber bunların altyapısını hazırladık ama son 10-16 Mayıs haftasına da özellikle artık o sağlamcı sözleri ve anlamsız ritüelleri katlanamayacağımıza kanaat getirince bunun kararını alarak 3 Aralık'tan itibaren çalışmaya başladık. 

Gerçekten devasa bir emek vardı. Bütün belediyelerimiz ve bütün sivil toplum kuruluşu arkadaşlarımız, engelliler, aileler, herkes burada olmak için çok büyük bir çaba gösterdiler. 

Bu emek hepimizin emeği, hepimizin çabası. İlk olması kaynaklı belki eksikliklerimiz vardır. Affola bu eksiklikler varsa. Yapabildiğimiz için çok mutluyuz. Burada olduğunuz için çok mutluyuz. Desteğiniz ve varlığınız için çok mutluyuz.

A.T.A.: Türkiye'den bayağı katılım oldu. Hangi iller geldi?

H.B.Ç.: İzmir, İstanbul, Ankara, Eskişehir, Konya, Samsun, Van, Şırnak, Mersin, Hatay, Bismil, Şırnak, Bitlis... O kadar çok ki.

A.T.A.: Her sene Mayıs'ın ilk Pazar günü olması niyeti de var sanırım.

H.B.Ç.: Her sene Mayıs'ın ilk Pazar’ı yapacağız. Eğer 1 Mayıs'a denk gelirse belki sadece o Mayıs'a, diğer Pazar’lara aktarabiliriz. 

Ama onun dışında Amed'de yapacağız ve bunu geleneksel hale getirmek istiyoruz. Biz de Amed'in gerçekten özgürleştiren, özgürleştirici bir şehir olduğunu düşünüyoruz ve 25 Kasım'da Barış Annemizin elindeki dövizle bütün Türkiye'ye, ‘İçimizdeki Sağlamcıyı Sustur’ dövizinden, sağlamcı kimdir sorusunu sorduran o keşisimsellik açısından bu eylemselliğin Amed’de olması bizim için anlamlıdır dedik ve böyle bir karar aldık.

A.T.A.: Bir de öyle güzel oldu ki...  Dün Amedspor şampiyon oldu, Süper Lig’e çıktı.  Bugün Sırı Süreyya Önder’in de ölüm yıldönümü.  Böyle de anlamlı günlere denk geldi.

H.B.Ç.: Evet. Aslında buradan biz ona tüm sevgilerimizi gönderiyoruz. 

A.T.A.: Bizi gördü bence de.

H.B.Ç.: Yaşasaydı bugün burada olurdu, bugünü kaçırmazdı. Buna inanıyoruz. Tabii böyle bir günün de kesişimselliği güzel oldu.

A.T.A.: Benim Sakat Muhabbet’te bir son sloganım var: ‘Dünyanın bütün sakatları eğleşin’ diyorum. 
Bugün de aslında sonunda halay çekildi. Amed'dekiler eğleşti. Dünya için de bir adım oldu böyle. 
Son sözlerinizi de alayım ben sizden.

H.B.Ç.: Son sözlerim birlikte yürümeliyiz, hep birlikte yürümeliyiz. Bugün olduğu gibi bütün engel gruplarıyla ve bütün şehirlerimizle birlikte hep birlikte yürümeliyiz. Bu yolda birlikte yürüyelim.

A.T.A.:Sakat Muhabbet’de bu hafta bir kolaj oldu. Pek çok ses kaydı aldım. “Dünyanın bütün sakatları eğleşin”. Hafta görüşmek üzere. Hep beraber diyelim mi, ‘Hoşçakalın’ı?

Hep Beraber: Hoşçakalın.

A.T.A.: Görüşmek üzere.