Demans Pratiği

-
Aa
+
a
a
a

Sakat Muhabbet’te Alper Tolga Akkuş, “Demans Pratiği” oyununun yazarı, yönetmeni ve oyuncularından biri olan nörolog Doç. Dr. Armağan Uysal ile Türkiye Alzheimer Derneği Mersin Şubesi’nin 20. yıl etkinlikleri kapsamında Mezitli Kültür Merkezi’nde sahnelenen oyundan yola çıkarak Alzheimer farkındalığını, bakım verenlerin deneyimlerini ve demansla yaşamın görünmeyen yüklerini konuşuyor.

""
Demans Pratiği
 

Demans Pratiği

podcast servisi: iTunes / RSS

Alper Tolga Akkuş: Merhaba. Apaçık Radyo'ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifine hoşgeldiniz. Ben Alper Tolga Akkuş ve bugün 20 Mayıs 2026 Çarşamba. 

Bu hafta bir nörolog, bir tiyatro sanatçısını konuk ediyoruz. İkisi aynı anda oluyor mu olmuyor mu? Dinleyince zaten anlayacaksınız siz de. Konuğum Armağan Uysal. Armağan Bey hoşgeldiniz, nasılsınız, iyi misiniz?

Armağan Uysal: Merhaba, hoşbulduk. Sağolun, umarım sizler de iyisiniz.

A.T.A.: Ben de iyiyim, sağolun. Sizin oyununuzu, Demans Pratiği’ni 3 Nisan Cuma günü yaşadığım Mersin, Mezitli’de izlemiştim ben ama benim bir ilk sorum var önce programda, öyle başlıyorum programlara Armağan Bey: Armağan Uysal kimdir, bugüne kadar neler yapmıştır ve bir sakatlığı var mıdır? İlk sorumuz bizim bu.

A.U.: Harika bir başlangıç. Armağan Uysal, 1983 Konya doğumlu. Baba tarafından Silifkeliyim, Mersinliyim. O yüzden bütün ilk öğrenimimi; ilk, ortaokul ve lise öğrenimimi Mersin'de geçirdim. İçel Anadolu Lisesi mezunuyum. 2001 yılında mezun olup sonrasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazandım ve tıp eğitimini de bitirdikten sonra tıpta uzmanlık dalında nörolojiyi seçme kararını verdim. Bundan dolayı da hep şunu söylüyorum; yine olsa yine nörolog olurdum herhalde. Çünkü beyin biliyorsunuz, bilinmez bir muamma hala. Hep reels'lerde, sosyal medyada sürekli uzayla, galaksilerle, evrenle kıyaslanır ve gerçekten de öyle.

2014 yılında uzmanlığımı bitirdikten sonra mecburi hizmetlerim oldu; Amasya, Van gibi yerlere dolaştıktan sonra tekrar 2016 yılında İzmir'e geri döndüm ve iki yıl bir özel hastanede çalışıp sonrasında da bir üniversite hastanesine geçtim. O zamandan beri, 2018 yılından beri İzmir Ekonomi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde nörolog olarak çalışıyorum. Bir akademik titrim de oldu; geçen yıl doçentliğimi aldım.

2023 ile 2024 yıllarının sonuna kadar ABD'de bulundum. ABD'de Dünya Beyin Sağlığı Enstitüsü'nden çalışanı olarak orada Kaliforniya'da, San Francisco'da, Kaliforniya Üniversitesi bünyesinde çeşitli çalışmalar gösterdim. 

Tabii bu benim hayatımdaki iki koldan bir tanesi yalnızca. Diğer kol da sanat kolu yani sahne sanatları ve özellikle görsel sanatlar. O da 1999 yılında basit bir lise tiyatrosunda bir sahneye çıkmamla başladı. Tıp fakültesi ikinci sınıftayken de sahne sanatlarına hazırlanmak için tıbbiyeyi bıraktım ancak bildiğiniz gibi, biraz toplum ve aile baskısıyla tekrar tıbbiyeye geri döndüm ama yılmadım. 

Tıp fakültesini bitirdikten hemen sonra şehir tiyatrosunun sınavına girdim ve İzmir'de dört yıl bir şehir tiyatrosunda eğitim aldım Sonrasında da bilfiil olarak halen uzun yıllar özel tiyatroda çalışarak birçok oyuna, 500'den fazla oyuna çıktıktan sonra yönetmenliğim eklendi, çeşitli senaryolar yazdım. Bu iki kolu da 2010'lu yılların sonuna doğru birleştirmeye karar verdim. Halen de aktif olarak hem yönetip, hem oynamaya çalışıyorum. Önümüzdeki yıl da İzmir'e büyük bir merkez kurarak burada sanatı başka bir boyuta getirerek devam etmeye çalışacağız. 

Nörodejeneratif hastalıklarla uğraşıyorum yani bunlar toplumca sık bilinen Alzheimer, Parkinson gibi hastalıklar ve bu hastalıklarla sanatı yani nörolojide profesyoneli olarak uğraştığım alan ile sanatta profesyoneli olarak uğraştığım iki alanı birleştirdim. Çeşitli filmler çektim, yönetmenliğe soyundum, senaryolar yazdım. Bunlar çekildi, hepsi YouTube'da. YouTube’a Armağan Uysal yazdığında herkes oradan da görebilir. Bu hastalıklar üzerine hem sanatsal, hem de bilimsel çalışmalarımı sürdürmeye çalışacağım.

A.T.A.: 'Bir sakatlığınız bulunuyor mu?’ sorusu da vardı. Sakat olmayanlar hep bunu atlıyorlar. Ben de özellikle vurguluyorum Sakat Muhabbet’te olduğumuz için.

A.U.: Evet, bu çok güzel bir soru. Şimdi bir cümle var: Hangimiz normaliz ki? Yani normalliğin tanımı ne? Yani sakat olmamanın tanımı ne? Çünkü sakatlık iki tip de olabilir; bir fiziksel, iki fiziksel olmayan, daha düşünsel tarzda. O yüzden hepimizin ufak tefek sakatlıkları var ama bir fiziksel sakatlığım var mı? Hayır. 
Bir düşünsel sakatlığım var mı? Mutlaka, yüzde yüz.

A.T.A.:Sakat Muhabbet’in konuklu ilk bölümünde bizim konu başlığımız şuydu: ‘İnsan Sakattır’. Yani temelde onu koyarak başladık biz programa aslında bir yandan da, öyle bir durumumuz da var. 

Şimdi nöroloğum deyince spastik parapleji rahatsızlığım var benim de. Siz nörologsunuz biliyorsunuz bu rahatsızlığı da. Spastik parapleji olarak doğmuşum ben de. Benim kollarda yok, zihinde bir şey yok. Doktorlar küçükken diyormuş annemlere, "Çok şanslı bir çocuk, bir tek ayaklarda sıkıntı var" diye söylüyorlarmış.

A.U.: Cerebral palsi dediler mi size?

A.T.A.: Ya işte ben spastik paraplejiyim diye biliyordum CP'li arkadaşlarım da sen CP'sin diyorlar aslında bir yandan da. O yüzden ben de arada kaldım aslında hangisiyim diye.

A.U.: Çünkü doğuştan geliyor ise ve yalnızca alt ekstremitede yani her iki bacağınızda bir problem var ise bu doğal olarak biraz bize serebral palsiyi düşündürür.

A.T.A.: Olabilir.

A.U.: Spastik parapleji daha ziyade genetik bir aktarımla olan bir hastalıktır - çoğunlukla, her zaman değil tabii de. Çoğunlukla hasta belli bir yaşa kadar gelir, ondan sonra yavaş yavaş sıkıntı yaşamaya başlar. O yüzden onun belki bir ayırt edilmesi gerekebilir.

‘Alzheimer hastalığını ortadan kaldırabilecek bir ilaç yoktur’

A.T.A.: Olabilir, olabilir. Ya benim bir sıkıntım yok, işte bir tek kanedyen kullanıyorum. Evin içinde onu da kullanmıyorum, ben öyle yapıyorum. Ama konumuz bu değil, bunu arada özel olarak söylemiştim size. 

Biz nasıl tanıştık sizinle? Onu açayım ben dinleyicilerimize: Alzheimer Derneği'nin 20. yıldönümü Mersin'de kutlanıyor. Siz de o bağlamda 3 Nisan tarihinde Mezitli Kültür Merkezi'nde bir oyun yazmıştınız, yönetmiştiniz ve oynuyorsunuz da: Demans Pratiği. Onunla tanıştık biz. 

Alzheimer Derneği'yle benim de şöyle bir bağlantım var, siz sanat deyince aklıma o geldi; Ben de sanatçılık hiç yapmadım hayatım boyunca ama Sakat Muhabbet’e başlayınca, konuklar alınca ve konuklarımla konuşurken şunu fark ettim bir yerden: Benim de bir hikayem var, beni kimse konuk almıyor, ne yapayım? Ben de bir şey yazayım, onunla oynayayım dedim ve iki yıldır kendi hayatımı anlatıyorum bir yandan ve adını da Sit Down )Bazı Bazı( Remedy Show diye bir şey koydum adını da. Stand up yok, sit down. Ben ayağa kalkamıyorum fazla diye. Comedy değil, remedy çünkü burada şifalanacağız biraz, sadece gülmeyeceğiz gibi bir şeyden dolayı. 

Demans Pratiği oyununa müzikten sonra geliriz ama Alzheimer ile alakalı, Demans ile alakalı konuşalım. Ben de bu arada 9 Nisan 2025’de, geçen sene Alzheimer Derneği Mersin'den arkadaşları konuk almıştım. Geçen seferki bölümün adı da 'Aktif Yaşa, Alzheimer Olma' idi ki onların sloganı o zaten. Ayşegül Şimşek ki sizin de bana bilginizi veren Ayşegül Hanımdı bu arada - ona da buradan selam gönderelim. Şenay Topal, Necla Bal ve Hatice Başkonuş'u konuk almıştım Gülbahar Özmen Aktif Yaş Alma Merkezi'nden. 

Siz de oyunda aslında "73 tane semptom var ve altı tanesini burada sahneliyoruz" demiştiniz. Notlarımı da aldım ben. Oyuna gelmeden Alzheimer'a dair Türkiye ne durumda, dünya ne durumda? Şu an ben haber görüyorum; bulundu, çözüldü diye haberler çok sık geliyor karşımıza ama çoğu da inandırıcı değil diyorlar. En iyi bilgiyi sizden alabiliriz Armağan Bey. Buyurun.

A.U.: Ya şimdi o 73 semptomun hikayesi... Ben uzun yıllardır tabii poliklinikte hasta görüyorum. Belki bugüne kadar 50 binden fazla hasta görmüşümdür. Bu gördüğüm hastaların her birinin bir hikayesi var, hasta yakınlarının ayrı hikayesi var ve özellikle Demans'ta ki bulgularda hasta yakınlarının yaşadığı 73 sorun. Bunların da bir istatistiğini çıkartıp en sık görülen altısını oynuyoruz şu an sahnede ama sonraki altılıyı da yazıyorum şu an, onu da oynayacağız sonra. 

Yapmaya çalıştığımız iş, özellikle tedavisi olmayan durumları sahneye taşıyarak davranışsal olarak işin içine duyguyu katıp bakım verenlere, hasta yakınlarına, kişinin oğluna, kızına neyi ne kadar öğretebilirizi ölçmek, planlamak, tamamlamak. Anlatabiliyor muyum? O yüzden de böyle bir yol seçme gereği duyduk ve bunun an itibariyle; değil ki bu nöropiskiyatrik semptomların, Alzheimer hastalığının herhangi bir tedavisi yok. O yüzden an itibariyle dünya üstünde Alzheimer hastalığını ortadan kaldırabilecek bir ilaç yoktur.

A.T.A.: Müzik arasına geldik. Ortalarda bir yerde müzik paylaşıyorum ben programda ve seçimi konuğa bırakıyorum. Sizin bir seçiminiz varsa anons ederseniz onu dinleyelim şimdi.

A.U.: "Beni Al" şarkısı Ankara Echoes’dan.

A.T.A.:Sakat Muhabbet devam ediyor. Bu hafta konuğumuz, nörolog ve sahne sanatçısı Armağan Uysal. Armağan Bey'le de aslında biraz başladık. 
Demans Pratiği isimli bir oyunu var ve oyununda da aslında bir bakım alan karakter, bakım veren profesyonel ve bir aile üyesi oğlunun yapmaları gereken ve yapmamaları gereken davranışları gösterdiği bir oyunu seyretmiştim ben 3 Nisan tarihinde, Mersin'de. Ona dair konuk aldım kendisini sağolsun. 

Şimdi oyuna geçelim. Demans Pratiği oyununu yazımı süreciniz ve hayata geçmesini anlatalım. Sonra da bu son döneme gelelim isterseniz yavaş yavaş.

Video file

Demans Pratiği Oyununun Süreci

A.U.:Demans Pratiği aslında bir ihtiyaçtan doğdu. Polikliniğin içinde biz bir sürü Demans hastasıyla bir araya geldiğimizde sadece hastalarla değil, hasta yakınlarıyla da karşılaşıyoruz ve bu polikliniğin içinde ilaçla çok çözülemeyecek bazı davranış şikayetleri mevcut. Bunlar depresyon, apati, agresyon, ajitasyon, delüzyon gibi tıbbi isimleri olan çok anlaşılması kolay olmayan; tıbbi isme mi aşına alacaksınız yoksa bu semptomun içeriğindeki bulgulara mı ve bunlara nasıl cevap vereceğinize mi şeklinde soruları bir 15-20 dakika içinde çözmeye çalıştığımız bir yer. 

Bir şeyleri anlatırken yalnızca bir aileyi doyurabildiğimi fark ettim ve ben bugüne kadar 50 binden fazla hasta gören bir doktor olarak bu hem bana, hem ailelere çok anlaşılan bir iletim şeklinin olmadığını fark ettim çünkü bir sonraki kontrolde bir önceki anlattıklarımın tamamen olmasa da %95'inin unutulduğunu görünce işe duyguları sokmaya karar verdim ve çalıştığım profesyonel alan olan diğer sahneyi de bu tıpla birleştirip, nörolojiyle birleştirip, bu semptomları sahne üstünde anlatmaya başladım. Bunları teatral bir anlamda izleyip, seyirciyle de yanlış davranış modellerini interaktif şekilde tartışıp, daha sonra doğrularını göstermeye başladım ve buna Demans Pratiği isimli oyun olarak Türkiye'nin çeşitli yerlerinde, özellikle İzmir'de, Adana'da, Mersin'de, Manisa'da da yaptık. Önümüzdeki ay Van'da yapacağız.

Bir çeşit turne yaparak da Türkiye'nin çeşitli yerlerinde insanları bilgilendiriyoruz ve bu bilgilendirmeler, kuru bir bilgi aktarımı değil; sahnede izlediklerinden öğrendikleri, duygularını kullandıkları için de unutmayacakları, böyle bir davranış modelinde kendi aile yapıma göre nasıl davranmalıyımı ceplerine koyarak gidecekleri bir eğitim modeli aslında bu. Yani seyirci geldiği zaman hem bir oyun izliyor, hem bir interaktif paylaşımda bulunuyor - kendisi konuşuyor ve sahnede benimle konuşuyor - hem de bunun yanında giderken cebine ne koyup evde ne yapması gerektiğini öğrenerek gidiyor. 

Tabi böyle 73 tane semptom çıkarttım. Biz bunların altısını, en sık görülen altısını sahnede işliyoruz şu an. Önümüzdeki yıllarda diğer semptomlar hakkında da çeşitli oyunlar yazarak bu dalgayı büyütmek istiyoruz. 

Demans Pratiği’ni ben yaklaşık 1,5 yıl kadar önce yazmaya başladım. Bir pilot projeydi aslında bu. Bu projenin taslağını ABD'de yazmıştım. Bu, Amerikan Alzheimer Birliği Derneği tarafından da desteklendi aynı zamanda ve bu destekle birlikte de tabii elimiz oldukça kuvvetlendi. Aynı zamanda dünyada da kabul gören bir pratik haline döndü. Hatta dün aldığım bir habere göre bu yıl Dünya Alzheimer Sempozyumu Londra'da gerçekleşecek ve bu toplantıya bir davet aldım. Bu dünyada daha önce denememiş bu yöntemi orada bilimle uğraşan insanlara aktarmak görevini verdiler sağolsunlar. Bu yıl Temmuz ayında da bu projeyi anlatacağım orada. 

Bunu belki daha sonra başka bir boyuta da geçirmeyi planlıyorum çünkü siz poliklinikte oynamadan belki bir kişiye ulaşıyorsunuz ama sahnede hem oynayarak, hem de aynı zamanda 200 kişiye ulaşıyorsunuz. Şimdi önümüzde teknoloji de var; yapay zeka ve bu yapay zeka ile VR gözlüklerle bunu VR gözlüğe taşıyıp burada milyonlarca kişiye aynı anda sadece VR gözlüğünün kişinin olması yeterli taktığı zaman sanki o sahnenin içindeymiş gibi yani uzaktan izleyen biriymiş gibi değil de içindeymiş gibi bir planım da var. Önümüzdeki günlerde bunları anlatacağım ve bunları hayata geçireceğiz, gerçekleştireceğiz.

Birincil Bakım Verenler ve İkincil Bakım Verenler

A.T.A.: Şimdi ben Mezitli Kültür Merkezi’nde oyuna geldim. Birincil bakım verenler ve ikincil bakım verenler gibi terimler de var. Bu Alzheimer'a aşina olmayanlar bu terimleri de bilmiyorlardır. Siz o halkaları da vurguluyorsunuz aslında. Onlara dair, Alzheimer'a dair, oyunu izlemeyenler, Alzheimer'la teması olmayanlara nasıl bunu anlatabiliriz sizce?

A.U.: Şimdi tabii burada bakım veren kavramı çok önemli çünkü herkes bakım verene dışarıdan tutulan, kiralanan ya da ailenin en küçük çocuğuymuş gibi görüyor ama hayır. Hastayla primer ilgisi olan herkes aslında bakım veren. O yüzden birincil ve ikincil olarak ikiye ayırmak gerekir. 

Birincil bakım veren daha ziyade hastanın yemeğini yediren, onu giydiren, gerektiğinde tuvalet banyosuna yardım eden, gün içindeki yardımlarını yapan kişiyken ikincil bakım veren daha ziyade planlamalar yapan, maddi destek sağlayan, doktor randevusu ayarlayan, onun gelecekteki durumuyla ilgili büyük kararlar veren bir nevi CEO gibi düşünebilirsiniz. Tabi önce bakım veren ne demek onu bilmek lazım. Bir yaşlılık, engellik ya da hastalığa bağlı günlük yaşam aktivitelerini sürdüremeyen ve bu konulara yardım eden kişiye aslında bakım verenlerdir. O yüzden bütün bunları topladığımızda aslında sokakta dışarıda yürüyen hepimiz her birey, dünya üstündeki her vatandaş birer aynı zamanda bakım verendir.

"

Türkiye Alzheimer Derneği Mersin Şubesi’nin 20. Yılı

A.T.A.: Mersin'e geldiğinizde Mersin Alzheimer'ın da 20. kuruluş yıl dönümüydü. Ona dair de görüşmeler oldu. Mersin Alzheimer'a dair sizin birikimleriniz vardır. Onlara da buradan selam göndermek isterseniz o alanı açmış olayım ben size.

A.U.: Çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Mersin Alzheimer Derneği, daha doğrusu tam adı Türkiye Alzheimer Derneği Mersin Şubesi, gerçekten 20. yılını kutluyor bu yıl ve ürettikleri, yaptıkları iş değerli hocam Prof. Dr. Aynur Özge önderliğinde 67 çalışanı ile birlikte inanılmaz bir iş. 

Avrupa'da, dünyada benzer modelleri olan ama bu kadar organize olan, bu kadar gelişmiş, bu kadar hastaların hayatını koruyan, gözeten, onların yaşamını uzatan, onların yaşadıkları süreyi maksimal faydada geçirmelerini sağlayan bir yer. 

Ben Avrupa'da, ABD'de, dünyanın çeşitli yerlerinde birçok merkez gördüm. Buralarda çalışma fırsatı buldum ama böyle eşi benzeri bulunmamış bir merkezde pek çalışmadım. Evet, çok iyi merkezler var ama Türkiye Alzheimer Derneği Mersin Şubesi'nin yarattığı Engelli Yaşlı Bakım ve Alzheimer Hastası Bakım Merkezi gerçekten bunların hepsinin önünde. Uzak ara lider, iyi organize, harika bir merkez. Türkiye'de de örnek alınması gereken belki de liderliğini koruyarak başka şehirlere bu bakış açısını bu vizyonu bulaştırması gereken bir yer. Hocamız da zaten bunun için elinden geleni yapıyor. Umarım devlet bazında, belediyeler bazında bir farkındalık yaratılır ve bu iş başka şehirlere de aynı disiplinle sıçrar.

Alzheimer’i Ötelemek/Önlemek için Yapılması Gerekenler

A.T.A.: Mersin Alzheimer'ın Mezitli'deki yerleşkesi Gülbahar Özmen Aktif Yaş Alma Evi'nde de ben atölye yapıyorum. Orada bayağı etkinlikler de oluyor. Oradaki slogan ''Aktif Yaşa, Alzheimer Olma.’' Onu soracağım size: Alzheimer'a yakalanmamış şanslı bireylere ne öneriyorsunuz? Alzheimer olmak bir kader mi yoksa aktif yaşayınca öteleniyor ya da engellenebiliyor mu?

A.U.: Tabii Alzheimer'den korunacak birçok yöntem var ve bunların en başında mutlu olduğunuz yerde bulunmak yani aktif hayatınızın içinde oldukça sevdiğiniz işle uğraşmak. Bir bulmaca çözmek, sudoku çözmek gibi rutin işlerden biraz uzaklaşarak, neyden hoşlanıyorsanız bununla ilgilenmek Alzheimer'dan korunmak için en büyük yöntem. 

Tabii ki iyi egzersiz, iyi uyku, doğru beslenme ve sosyal interaksiyon yani insanlarla konuşmak da başka bir mutluluğu ve doğruluğu getiriyor. O yüzden çok önemli. Bunların çerçevesinde yaşamak, yaşayabilmek Alzheimer hastalığından en koruyucu etmenler arasında diyebiliriz.

A.T.A.: Son sözlerinizi de alayım ben sizden.

A.U.: Alzheimer hastalığı ya da Demans hastalıklarına bugün itibariyle ilaç tedavisiyle çare bulunmamış gibi görülebilir ancak bu hastalığın dışarıdan bir hastalık olarak görünmesinin yanında toplumsal bir problem olduğunun anlaşılması gerekiyor çünkü bu sadece bir hastayı değil, hasta yakınlarını ve bütün evi etkileyen bir durum. Dünya nüfusu giderek yaşlandıkça bu tip hastalıkların görülme sıklıkları artacak ve bu artış doğrultusunda da bizim önceden bir plan yapmamız, bir plan çerçevesinde bir hareket akışı düzenlememiz, ayarlamamız gerekiyor. Bu akış doğrultusunda da ülkece, dünyadaki tüm insanlarca bir Demans planı çıkarmamız gerekiyor. Bu doğrultuda da çalışıp bu hastalara, bu hasta yakınlarına nasıl davranacakları, nasıl yaklaşacakları hususunda ciddi bir eğitim, bilgi vermek gerekiyor ve umarım bu bir gün olur. Bizim sesimiz de buradan devletlere, devlet yetkililerine ve belediye yetkililerine bir ufak da olsa bir ses olur.

A.T.A.: Armağan Bey, çok teşekkür ediyorum Sakat Muhabbet’e konuk olduğunuz için. Bu hafta konuğumuz nörolog ve aynı zamanda tiyatro sanatçılığını da lise yıllarından beri devam ettiren Armağan Uysal idi. Kendisiyle Alzheimer farkındalığına dair Demans Pratiği oyununu konuştuk ki oyuna da ben Nisan ayında Mersin'e geldiği zaman izleme şansı bulmuştum. Tabi yeni oyunların yerlerini iletti Armağan Bey sohbet sırasında. O bilgileri de Armağan Uysal'ın ismi soyadı ile sosyal medya hesabı var, oradan bakabilir dinleyenler. 

Ben tabii 1-1,5 yıldır Türkiye Alzheimer Derneği Mersin Şubesi ile birebir tanışma halindeyim. Ekim ayında başlayıp Nisan ayında sezon finali yaptığımız bir Anlatıcılık Atölyesi de düzenledim orada. Bana bu şansı verdiler, sağolsunlar. Ayşegül Şimşek, Gülbahar Özmen Aktif Yaş Alma Evi’nin yöneticisi. Kendisinin nezdinde de ben tüm ekibe teşekkür ediyorum. 20. yıllarını ben de kutluyorum. Sonunda finalde bunu söylemiş olayım. 'Dünyanın bütün sakatları eğleşin'. Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın.