Sakat Muhabbet’te Alper Tolga Akkuş, 'Kafkaesk roman olur da Alperesk bir Yılbaşı Özel radyo programı olmaz mı' diyerek, Apaçık Radyo dinleyicilerinin çok yakından tanıdığı konuklarıyla, Franz Kafka’nın Bay K. karakterinden ilhamla isimlerin program sonuna kadar gizli tutulduğu sürprizli bir buluşmaya imza atıyor.
Alper Tolga Akkuş: Merhaba. Apaçık Radyo’ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifine hoşgeldiniz, ben Alper Tolga Akkuş. Bugün 31 Aralık 2025 Çarşamba.
Yılın bu son gününde Sakat Muhabbet'in içeriğinden biraz saparak yılbaşı özel yapmak istedim. Konuklarım çok değerli insanlar ama şöyle bir şey yapacağım ki eğer dinleyiciler de buna tabii müsaade ederse ya da beğenirlerse bilmiyorum nasıl olacağını ama içimden geldi, konuklarıma da sordum ve onlar da olur dediler sağolsunlar.
Şimdi Sakat Muhabbet’in tüm içeriklerinin yazılı versiyonu da yayınlanıyor Apaçık Radyo’nun internet sitesinde ve orada şöyle oluyor hep zaten; ilk önce isimleri tam yazıyoruz sonra baş harfleri ile gidiyoruz. Mesela ben de ilk önce Alper Tolga Akkuş yazıyor sonra A.T.A. diye gidiyor.
İnternet sitesindeki bu versiyonu radyoya aldım yani konuklarımın isimlerini söylemeyeceğim size başlangıçta, bu bizim sürprizimiz olacak ki seslerinden onları tanıyacaksınız diye eminim zaten.
Bu arada biraz da şifa kaptım bu salgından dolayı. Arada öksürürsem, tıksırırsam da kusuruma bakmayın.
Konuklarımın isimlerinin baş harflerini söyleyeceğim. İsimlerini sonunda söyleyeceğim ama zaten tanıyacaksınız diye düşünüyorum. Bu hafta konuklarım E. G., K. A., M. K. ve S. A. Hoşgeldiniz, nasılsınız, iyi misiniz?
E.G.: Teşekkürler Alper, geçmiş olsun.
M.K.: Selamlar herkese.
S.A. ve K. A.: Hoşbulduk, merhabalar.

2025 Nasıl Geçti Sizler İçin?
A.T.A.: Şimdi tabii şenlikli bir program ve biraz eğleneceğiz dedim yani Sakat Muhabbet'in normal içeriği olmayacak. Konuklarım da bilir; benim ilk sorum kimsiniz, ne yaptınız? O da olmayacak tabii çünkü sürpriz olduğu için. Tabii sesler duyuldu. Dinleyiciler tahmin ediyordur, etmiyordur, bilmiyorum ne olduğunu.
2025 yılı nasıl geçti sizler için? Önce bunu konuşalım ve harf sırasıyla E. G.’den başlayalım yanıtları almaya.
E.G.: 2025 yılı nasıl geçti? Yani biraz hüzünlü geçti. Çocukken de insanlar ölüyordu çevremizde fakat belki de yaş kemale erince bu ölümler daha çok etkilemeye başladı.
Hatta Emin İgüs’ün tespitiydi. Emin şöyle diyordu; ‘Biz de ölüme yaklaşıyoruz ve çevremizdeki insanların ölümü bizi daha çok etkiliyor’.
Biraz hüzünlü geçti tabii. Çevremde tanıdığım bildiğim birçok insan, hatta Açık Radyo programcılarından da çok sayıda insanı kaybettik. Dolayısıyla hüzünlü bir yıldı benim için. Özetle bunu söyleyebilirim, Alper.
A.T.A.: Teşekkür ediyorum. Ağabey diyeceğim tüm konuklarıma. Hepsinin yaşı benden büyük. Tabii bu ağabey de ipucu olabilir sizlere.
Şimdi de K.A.’dan alalım 2025’in nasıl geçtiğini.
K.A.: Evet, merhabalar. 2025 benim açımdan biraz yoğun bir çalışma dönemi olarak geçti ama ilk konuşan ve ismini şimdilik vermemek üzere anlaştığımız sevgili arkadaşımız veya sevgili abimin de söylediği gibi, aslında biraz da hüzünlü bir yoldu.
Yani zaman zaman tabii insanlar arasındaki çatışmalar, sürtüşmeler, kimi zaman bizim de duyarlı olduğumuz hayvanlara yapılan eziyetler, hayvan dostlarımıza yapılan eziyetler, tabii ki çocuk ölümleri, hastalıklar, bunlar bizi üzdü.
Ben de bu arada sevgili Alper, senin gibi hafiften bir grip geçirdim, sonlarındayım artık. Biraz sesim garip geliyorsa kusura bakmasın dinleyenlerimiz. Benden böyle şimdilik.
A.T.A.: M.K.’den alalım şimdi de, alfabetik gidiyoruz.
M.K.: Ben biraz daha dozajı artıracağım ve aslında diğer arkadaşlarım da benim düşüncemi paylaşacaklardır diye düşünüyorum.
Benim için 2025 çok zor geçti yani gerçekten çok çok zor geçti. Müzikal anlamda çok az konser yapabildik çünkü müzisyenin enerjisi seyirciden geliyor, konserlerden geliyor ve konser öncesi yapılan keyifli, coşkulu provalardan geliyor. Biz onu çok yapamadık 2025'te ve pek çok nedeni var bunun. En başta politik nedeni var. Belediyelerin yoğun bir baskı altında oluşu ve bunun bir şekilde müziğe, sanata yansıması.
Daha geniş açıdan bakarsak da hem dünyada, hem Türkiye'de olup bitenler politika açısından ki hepimizi de eninde sonunda etkiliyor. Gerçekten iç karartıcı düzeyde ve hayal edilemeyesi düzeyde zor bir yıldı 2025. 2026'nın böyle olmamasını ummaktan başka şimdilik elimizden bir şey gelmiyor.
Bunları söylerken şu anda çok mutsuz olduğumu zannetmeyin fakat bunu saptamak gerekiyordu diye düşünüyorum.
A.T.A.: Kendi duygusal durumun değil de tespit gibi söylüyorsun aslında bunları. S.A.’dan da alalım, 2025 nasıl geçti sizin için?
S.A.: Evet, ben de hemen hemen aynı şeyleri söylemekle başlayabilirim belki.
Dünyanın çıldırdığı ve çıldırma düzeninin arttığı bir yıldı 2025. Gerek içeride, gerek dışarıda yaşadığımız olaylar maalesef bunu getirdi iklim yönüyle de ki Açık Radyo’da bu çok önemlidir. Apaçık Radyo'da sevgili Ömer Madra'nın sabah Açık Gazete'de her zaman parmak bastığı konulardan birisidir yani ısınma düzeyinin arttığı, 3 derece olmadı ama 2,5 derece oldu gibi avuntularla dünya şartlarının da bozulduğu bir dönemi yaşadık.
Milyonlarca, milyarlarca ömrü olan bir dünya için bir yıl hiçbir şey değil ama biz sanki bir yıl içinde bile fazlaca fark hissetmeye başladık. Mevsimler kaydı.
Onun dışında kendi adıma söyleyebileceğim bir şey; bizim bir çok sesli koromuz var: Odeon Oda Korosu. Yani koronanın ismini verebilirim değil mi ben S.A. olarak?
A.T.A.: Tabii, tabii.
S.A.: Odeon Oda Korosu'nda güzel şeyler yaşadık yani biraz da belki umut aşılamak adına bunu söylemek isterim. Çok güzel konserler yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Dolayısıyla müzikal açıdan böyle bir mutluluğumuz oldu.
Onun dışında biz de müzikle ilgilenen insanlar olarak çok fazla konser yapamadık. Bunun üzüntüsünü, hüznünü tabii ki 2005'te de biz de yaşadık.
A.T.A.: İlk müzik arasını verelim. Tabi bu özel bölüm olunca üç ayrı şarkı isteyeceğiz. Üç ayrı müzik olacak. S.A. ve K.A.’dan ortak isteyeceğiz. Bu isimler bir ekip aynı zamanda. Tabi sürprizi bozmak için açmıyorum detayını.
S.A. ve K.A. abilerimden ne dinleyelim ilk parça olarak? Sizden alalım mı bir öneriniz var ise?
S.A.: Şimdi bizden bir parça derseniz o zaman belli olacak seslerimiz. O yüzden başka bir parça.
A.T.A.: Abi sizden olsun, o kadar da olsun. Bizim şarkımız olsun.
S.A.: Tamam. O zaman “Bir Ağaç Gibi” adlı şarkımızı dinletelim.
A.T.A.: Tamam, çok güzel. S.A. ve K.A’dan dinliyoruz. Akrabalık bağları da var diye biraz iyice abartıyorum tüyoları. Herkes tanıdı bence artık ama biz artık şamatatasını yapıyoruz biraz. Bu da yeni yıla güzel bir şarkı oldu. Yılbaşında ağaç süslenmesi falan da vardır.
A.T.A.: O zaman ikinci sorum. 2026 yılı hakkında neler düşünüyorsunuz? Bu sefer tersten başlıyorum ve önce S.A.’dan alalım 2026 yılı dilekleri, temennileri ve planlarını.

2026 Yılı Temenni ve Beklentileri
S.A.: 2026’dan umutluyum demek isterdim ama 2025'den 2026'ya geçmekle fazla bir şey değişmeyecek maalesef çünkü bunu her sene yaşıyoruz, görüyoruz.
Umarım insanlar daha duyarlı davranırlar, umarım insanlar daha özenli davranırlar. Gerek kendilerine, gerek çevresindeki insanlara ve demin sözü geçtiği gibi hayvanlara tabii ki. Onları da biz çok seviyoruz.
Bunun dışında ben daha çok sanata değer verilen bir yıl olmasını isterim. Müziğin, edebiyatın daha çok olduğu bir sene olmasını isterim.
Bizim bir de kitap kulübümüz var. Onun da ismini söyleyeyim artık: Bakırköy Kitap Kulübü. Bakırköy Kitap Kulübü'nde de yeni kitaplar okuyacağız. Her ay bir kitap okuyoruz ve o kitapların heyecanı da şu anda benim içimde duruyor.
Müzik, edebiyat hepsi bir arada, biz bunları bekliyoruz. Böyle çok büyük bir zenginlik, çok büyük bir şeyler istemiyoruz. Sanat zaten bizim kalbimizde yeterince bir zenginlik yaratıyor.
A.T.A.: Zaten abi en büyük zenginlik o; edebiyat, kitap, sanat... En büyük zenginlik bence de o.
M.K.'den de 2026 hakkında hislerini alayım o zaman.
M.K.: Evet, S.A. benim değinmeyi atladığım, daha doğrusu zaman darlığı yüzünden unuttuğum iki konuya değindi.
Bir tanesi, dünya politik ve sosyolojik olarak uçuruma doğru giderken, fiziki olarak da gidiyor. 2025 ve 2026'da bunun böyle pat diye değişmesi çok zor diye düşünüyorum.
Politik anlamda da büyük değişiklikler olur mu kuşkuluyum doğrusu. En başta tabii umutlarımız hala ayakta, umutsuz nefes alamıyoruz. Zindanlar boşalsın, haksız yere yatanlar zindanlardan çıksın diye düşünüyorum ve özellikle de düşünce suçluları.
Arkasından barış süreci dediğimiz şey bir ikili sözcük tamlaması olmaktan çıkıp hayata sert adımlarla yürümeye devam etsin. Barış, bir an önce sözcüğünün gerçek anlamıyla yavaş yavaş toplumun içine sinsin diye düşünüyorum.
Ve tabii yine kitaplar meselesi. Ben 2025'in zor geçtiğini söylerken bu zorlukları nasıl atlattık diye bir soru sorulsa, tabii ki kitaplar diyeceğim ki S.A. ve K.A. benim bu konudaki hassasiyetlerimi fazlasıyla bilirler.
2026'da yine güzel kitaplar okuma devam edeceğiz. Kuyruk çok uzun, çok güzel kitaplar var önümde, listemde. Hani şöyle demiş oluyorum, bireysel çözümler önermiş oluyorum, müzik, kitaplar ve sevdiğimiz insanlar demek durumunda kalıyorum ne yazık ki yani dünyanın öteki global meselelerine bireysel olarak çözüm bulamıyoruz ne yazık ki.
A.T.A.: Evet, K.A.’dan da alalım.
K.A.: Evet, ben de sevgili M.K.’nın söylediği gibi, yeni yılda kendi inşa ettiğimiz iç güçlerimizle diyelim ayakta kalmaya çalışıyoruz aslında. Ama öte yanda bir de global bir dünya var, o dünyayı daha güzelleştirmek için tabii dışarıda da mücadeleyi bırakmamamız gerektiğine inanıyorum. Bunun için de içimizdeki umudu hep canlı tutmak gerekiyor.
Biz sanatseverlerin şurada senin programına konuk olan ve tabii başta senin de aynı şekilde olduğunu hissediyoruz. En büyük aslında kalemiz sanat, bu şekilde ayakta duruyoruz.
Nasıl geçen yıl olduysa önümüzdeki yılda da kitaplarla, sanatla, müzikle, tiyatroyla ayakta durmaya çalışacağız ve bu şekilde ümidimizi canlı tutup dışarıdaki global dünyaya ne katabilirsek kendi kanımız ve düşüncemiz ile orayı daha güzelleştirmek için, onları yapmak için de mümkün olduğu kadar insanların içinde ve sosyal olmaya da gayret edeceğiz. Benim amacım bu.
Yani tabi güne hep kitap okuyarak, kitap dinleyerek başlıyoruz. Oradan da küçük bir tüyo verdim ağzımdan kaçırdım ama neyse. Tabii hala dinleyeceğimiz; M.K.’nın da söylediği gibi, kuyrukta çok okuyacağımız çok kitaplar var ve tabii dinleyeceğimiz belki binlerce müzik eseri var. Bunlar bizim tabii içimizi coşturuyor. O coşku da belki dışarıya dostlarımıza, paylaşımlarımıza yansıyordur diye düşünüyorum.
A.T.A.: Bilmiyorum siz nasıl yapıyorsunuz ama ben de kitap dinliyorum bu arada. Bu arada tabii durumları dolayısıyla M.K., K.A. ve S.A. da dinliyordur diye tahmin ediyorum ben. Dinlemek çok hoşuma gitti ve hızlı dinliyorum.
M.K.: Konsantre olabildin yani Alper.
A.T.A.: Abi ben dört hızda her şeyi anlıyorum şu anda.
S.A.: Süper. Gençlik başka şeyi diyelim.
M.K.: Çünkü gören insanlar çok zorlanıyorlar dinlerken.
A.T.A.: Ben şimdi herkese öneriyorum ve herkes de yapamayız diyor ama zihin şöyle bir şey; üstüne gittikçe kendi kendini geliştiriyor beyin, beden.
M.K.: Adapte oluyor tabii.
A.T.A.: Ben okuyarak anlamıyordum çoğu şeyi, sıkılıyordum ve dikkatim de dağılıyordu. Şimdi dinleyerek beynime sanki işleniyor onlar, çok hoşuma gitti bu.
M.K.: Tamam, aramıza hoşgeldin o zaman.
E.G.: Evet, E.G.’den de alalım 2026 yılı planlarını ve hedeflerini.
E.G.: Geçen yılla dair bir soru sorduğunda hüzünlü bir yıl olduğundan söz etmiştim. Tabii radyomuz da Açık Radyo’dan Apaçık Radyo’ya dönüştü. Öyle sıkıntılı günler yaşadık ama tabii çok daha güçlü bir biçimde geri döndük.
Önümüzdeki yıl içinde dünyanın gidişatına dair ben de çok umutlu değilim ne yazık ki. Umarım önümüzdeki yıl sonunda farklı şeyler konuşuruz ama radyomuzun şu anki bulunduğu duruma ve geleceğine dair umutluyum.
Her adımda dinleyici sayımız artıyor. Yeni yeni programcılar aramıza katılıyor. Belki buradan bir kez daha tekrarlamakta fayda var; Apaçık Radyo'yu artık dinlemek, ulaşmak çok daha kolay yani bugün çok daha kolay ulaşılabiliyor. Yapmamız gereken tek şey, bilgisayarımıza, cep telefonumuza, tabletimize Apaçık Radyo aplikasyonlarına indirmek.
O anlamda dediğim gibi dünyanın gidişatına dair çok umutlu olamasam da Apaçık Radyo'nun ben önümüzdeki yıl dinleyicisiyle, programcısıyla, destekçileriyle çok daha iyi bir yere doğru yol alacağını düşünüyorum ve bu da beni gerçekten umutlandırıyor.
A.T.A.: Şimdi ikinci müzik parçamızı alalım. M.K., üçüncü müzisyen konuğumuz. Üç müzisyen bir de programcı konuğumuz var. M.K. Bey'den alalım. Ne dinleyelim şimdi M.K. abi?
M.K.: Mayıs ayında Hıdırellez günü için M.K. ve Balkan Yolculuğu olarak bir şarkı kaydettik; “Bahara Şarkı”. Burada baharı istediğiniz gibi alabilirsiniz yani hem somut anlamıyla, hem de daha soyut anlamıyla. Dolayısıyla 2026 dileklerini içersin bu “Bahara Şarkı”. O yüzden bunu dinleyelim demiştim.
Ve Sürpriz Ortaya Çıksın: Konuklarımız Ercüment Gürçay, Kerim Altınok, Muammer Ketencoğlu ve Selim Altınok.
A.T.A.: Ya bu arada ben bunu planlarken şöyle düşünmüştüm. Böyle çok kahkahalar, mahkahalar, şenlikler konuşulur ama Açık Gazete, Ömer Abi sağolsun, yıllardan beri beynimizi yiye yiye - tabii yani ne olacak - dertler, hüzünler, ölümler, iklim değişikliği...
Konuklarımı da açıklıyorum ben şimdi: Ercüment Gürçay, Kerim Altınok, Muammer Ketencoğlu ve Selim Altınok. Hoşgeldiniz abilerim. Çok çok sağ olun konuk olduğunuz için.
Ercüment Gürçay: Hoşbulduk.
Kerim Altınok: Hoşbulduk.
Selim Altınok: Hoşbulduk.
Muammer Ketencoğlu: Hoşbulduk büyük bir zevkle.

A.T.A.: Son sorum da Apaçık Radyo ve 2026 olsun. Muammer abi ile başlayalım bu sefer. Evet abi, neler söylemek istersin?
M.K.: Açık Radyo Ercüment'in de söylediği gibi, her geçen gün bence daha geniş bir kitleye ulaşıyor ve her geçen gün Açık Radyo, Apaçık Radyo'ya ihtiyaç artıyor çünkü medyanın geneli çok büyük bir baskı altında, ciddi bir bilgi kirliliği var. Çok daha geniş anlamda da yapay zekayı insan hep kötü tarafına yontarak kullanıyor, güzel şeyler için kullanmıyor. Dolayısıyla doğru bilgi ve erişilebilir bilgi için ülkemizde şu anda Apaçık Radyo kaldı diye düşünüyorum. Bütün arkadaşlarıma selamlar, sevgiler yolluyorum.
A.T.A.: Kerim Altınok, Selim Altınok ikilisine bu sefer söz vereyim.
S.A.: Dinleyicisi ve sıkı bir takipçisiyiz 1995'lerden itibaren. Gayet iyi hatırlıyorum.
Apaçık Radyo olduktan sonra da aynı program kalitesini, aynı heyecanı sürdürüyor olması bizim için en büyük mutluluk. Devam ediyoruz dinlemeye ve bundan sonra da keyifle dinlemek istiyoruz her zaman çünkü çok bilgileniyoruz, çok şeyler dinliyoruz.
Mesela Muammer'in programı enfesti ki yayından sonra konuşacağım tekrar onunla. Nefis bir grup vardı, vokal.
Ben tekrar buradan bütün Apaçık Radyo'nun programcılarına ve sevgili Ömer Abiye selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Herkese de mutlu seneler diliyorum.

Muammer Ketencoğlu, ‘Apaçık Radyo: Bu Bir İnat Hikayesi’
M.K.: Bu arada küçücük girdim araya, ‘Bu bir inat hikayesi’. Tuncel Kurtiz'in de öyle bir filmi vardır İnat Hikayeleri diye.
A.T.A.: Evet, doğru.
M.K: İzlemeyenler varsa izlesinler. Ömer Abinin ve Apaçık Radyo'nun macerası da unutulmaz bir inat hikayesidir bence.
K.A.: Ben de radyoyla ilgili şunları söylemek isterim. Burada karşımızda tabi iki tane, hatta üç tane tabi yani hele birisi çok kıdemli radyocu sevgili Muammer, sevgili Ercüment ve sevgili Alper, sizler de çok iyi programcılarsınız, zevkle takip ediyoruz.
Biz de amatör radyo programcısıyız, öyle diyelim. Burada zaten herkes amatör ruhla yapıyor bu işi ama biz amatörün de amatörü olarak internet radyoculuğunda bayağı bir birazcık...
M.K.: Siz de yıllardır yapıyorsunuz.
K.A.: Yani çok büyük sevgi vardı.
E.G.: Keyifle dinliyoruz, eyvallah.
K.A.: Şunu söyleyeceğim Açık Radyo ile ilgili o zaman; Açık Radyo başladığı yıllarda özellikle o zamanlar podcast falan da olmayınca o kadar kıymetli programlar - bugün de olduğu gibi - vardı ki... O zamanlar çalışıyorduk, o görevi yapıyorduk ve bazen biraz ya izin alıyorduk ya da çaktırmadan bir-iki saat erken kaçmaya çalışıyorduk ki eve gelip bazı radyo programlarını kaydediyorduk. Onu hiç unutmam ve Apaçık Radyo’yu dinlerken o aynı heyecan hala devam ediyor açıkçası.
M.K.: Bazı programları dinlerken çişimi tutuyorum programın sonuna kadar.
A.T.A.: Abi burayı bırakacağım aynen. Belki de bir dirsek yaparlar radyoda bu kısma arkadaşlar.
S.A.: Madem böyle dedin kahkahalar başlasın diyelim o zaman.
E.G.: Ya şöyle tabii, şimdi 30 yıldan bahsediyoruz. Radyonun kurucuları var, sağolsunlar. Onun dışında 7/24 radyoya emek veren arkadaşlarımız var, çok yoğun bir tempoda çalışıyorlar. Bir de tabii dinleyicilerimiz var ve bence en önemli şey dinleyicilerimizin desteği yani biz onlar sayesinde özellikle günümüzün ekonomik koşullarında onların desteği sayesinde bu programları, radyomuzu sürdürebiliyoruz.
A.T.A.: Çok çok sağolun. Üçüncü şarkı demiştim ama üçüncü şarkıya yer kalmayacak yarım saatlik program olduğu için.

Ve Bir Öneri: Bu Buluşmayı Her Yıl Sonunda Geleneksel Hale Getirelim
M.K.: Alpercim bu arada bir önerim var.
A.T.A.: Tabii abi.
M.K.: Bu buluşmayı her yıl sonunda yapalım mı?
A.T.A.: Yapalım abi, yapalım.
M.K.: Böyle bir gelenek oluşturalım istersen.
A.T.A.: Evet, evet.
E.G.: Çok güzel olur.
A.T.A.:Sakat Muhabbet’in bir de son sloganı var ki yılbaşında daha da etkili olacak bu: ‘Dünyanın bütün sakatları eğleşin!’ Bir yıl sonra yani haftaya görüşmek üzere hoşçakalın.
M.K.: Selamlar.
E.G., K.A. ve S.A.: Hoşçakalın.


