"Bölmeye çalışıyorlar, biz birleşeceğiz"

-
Aa
+
a
a
a

Açık Gazete’de Ömer Madra ve Özdeş Özbay, Mimarlar Odası Başkanı Alper Ünlü ile 21 Şubat’taki Genel Kurul’u ve 22 Şubat’ta yapılacak Mimarlar Odası seçimleri hakkında bilgi alıyorlar.

""
Açık Gazete: Mimarlar Odası seçimleri
 

Açık Gazete: Mimarlar Odası seçimleri

podcast servisi: iTunes / RSS

Ömer Madra: Evet, Apaçık Radyo’da Açık Gazete devam ediyor. Biraz önce duyurusunu da yapmaya çalıştığımız gibi, konuğumuz Mimarlar Odası Başkanı Prof. Alper Ünlü ile beraberiz. Kendisiyle bu hafta sonu gerçekleşecek Mimarlar Odası seçimlerinden bahsedeceğiz. Merhabalar, hoşgeldiniz.

Özdeş Özbay: Merhabalar Alper Bey.

Alper Ünlü: Merhabalar Ömer Bey, Merhaba Özdeş Bey.

Ö.M.: Evet, ne oluyor şimdi durum? Gündem her tarafta; basında, mimarlarda, odalarda da son derece yoğun. Çok da kısa bir zamanımız var maalesef ama biraz özetleyebilir misiniz?

A.Ü.: Genel kurulumuza gidiyoruz; genel kurul sonrası da seçime geçeceğiz. Geçen Pazar İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası’nda yapılan seçimden sonra biz de kendi seçimimizi burada, Mimarlık Odası’nda gerçekleştirdik çünkü mekânı onlara tahsis etmiştik. İnşaat Mühendisleri Odası’nın 37 bin üyesi vardı ve çok sayıda sandık kuruldu. Seçim sonrasında ortaya çıkan görüntüler ve bazı durumlar - olay demeyeyim - gereksiz yere toplumu ayrıştıran sloganlar, aşırı sevinç gösterileri ve odamızın bazı donanımlarının zarar görmesi gibi hoşumuza gitmeyen şeyler yaşandı.

Bununla birlikte bu süreç bizi bir anlamda daha da bir araya getirdi. Mimarlar Odası’nın demokratik yapısı içinde genç mimarlarımızla, deneyimli mimarlarımızla hep birlikte seçim sürecine hazırlanıyoruz. Buradan şu sonuç çıkıyor: Odalara “kale” gibi bakılıyor yani sanki fethedilecek alanlarmış gibi. Tekbir getirerek bu “kalelerin” ele geçirilmesi anlayışını biz anlamakta zorlanıyoruz. Oysa ülkede çözülmesi gereken çok ciddi sorunlar var; mimarların asgari ücreti, geçim sıkıntısı, işsizlik, mobbing ve bullying gibi pek çok problem var. Biz bunlarla mücadele etmeye çalışıyoruz. Öte yandan merkezi yönetimin getirdiği kısıtlamalar; eğitim alanında, YÖK’te ve bakanlıklarda karşımıza çıkan engeller; afetler ve felaketler… Tüm bunların içinden çıkmaya çalışan bir Mimarlar Odası var. Aynı zamanda kamu haklarının en önemli savunucusu olan Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği içinde, kamu yararına açılan davaların yaklaşık %95’ini üstlenen, kamu davalarıyla uğraşan bir Mimarlar Odası’ndan söz ediyoruz.

Ö.Ö.: Zaten tam da sözünü ettiğiniz nedenlerden dolayı, fethedilmesi gereken bir yer gibi görülüyor; toplumsal muhalefetin önemli ayaklarından biri olarak değerlendiriliyor.

A.Ü.: Makine Mühendisleri Odası’nda bu seçimde önemli bir kazanım elde edildi. Şimdi dört başat meslek grubunun yani makine, mimarlık, inşaat ve elektrik odalarının seçimleri büyük önem taşıyor. Maalesef inşaat odasında bir anlamda kayıp yaşadık ancak inşaat cephesinin bu süreçten güçlenerek çıkacağına inanıyoruz.

Ö.Ö.: 47 yıl aradan sonra deniyor.

A.Ü.: 47 yıl aradan sonra böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Biz ise 72 yıldır süregelen bir dünya görüşüyle bu odayı taşıyoruz ve bunun da üstesinden geleceğimize inanıyorum.

Ö.Ö.: Makine Mühendisleri Odası dediniz orada, o nedir?

A.Ü.: Orada herhangi bir sorun olmadı. Zaten kazanım, birlikte çalıştığımız ve aynı dünya görüşünü paylaştığımız arkadaşlarımızın kazanımı. İKK dediğimiz İstanbul Koordinasyon Kurulu’nda da zaten birlikte çalışıyoruz ve bundan sonra da onlarla devam edeceğiz. Elbette diğer arkadaşlarla, diğer üyelerle de birlikte çalışacağız ama burada bakış açısında bir konsensusun oluşması çok önemli ve şimdi her görüşten insanla bu konsensusu yakalamaya çalışacağız çünkü meslek odaları tekbir getirilerek elde edilen yapılar olmamalı; bizler odalarımızda mesleki sorunları çözen, hakları savunan gruplar olmak zorundayız, olaylara her açıdan ve bilimsel bir yaklaşımla bakmamız gerekiyor. Her konuyu bilimsel temelde ele almak gerekiyor.

Ö.Ö.: Peki, sözünü ettiğiniz İnşaat Mühendisleri Odası’ndaki sürprize gelelim. Yanlış duymadıysam az önce 37 bin üyesi olduğunu ifade ettiniz ancak oy kullanan kişi sayısı sanırım yaklaşık 4 bin civarındaydı. Belki de bu düşük katılımın bir sonucu olarak böyle bir sürpriz yaşandı da diyebiliriz.

A.Ü.: Fark çok azdı, 24 kişiydi. 37 bin üyede yaklaşık 4 bin kişinin oy kullanması aslında bizim odalar için çok düşük bir katılım sayılmaz yani yaklaşık %11–12 civarında ve bu da iyi bir katılım olarak değerlendirilebilir yani ortada demokratik bir seçim var, bu açıdan bir sorun yok.

Asıl sorun, meselenin başka bir noktaya çekilmesi ve sürecin bir “fetih” mecrasına sürüklenmesi oldu - bu gerçekten çok kötü. Bu durum yalnızca bir odayı değil, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ni genel olarak ilgilendiren bir mesele. Bana göre bu ciddi bir suç, gerçekten ciddi bir suç.

Ö.Ö.: Bir bölünmüşlük yaratmak...

A.Ü.: Kesinlikle bir bölünmüşlük, ayrışmışlık yaratma çabası var yani bölmeye dönük bir yaklaşım söz konusu ama biz bölünmeyeceğiz.

Ö.Ö.: Aslında şunu sormak istiyorum; siz de bu kadar yüksek bir katılım bekliyor musunuz? İnşaat Mühendisleri Odası için katılımı iyi olarak değerlendirdiniz yani anladığım kadarıyla katılım sayısı önemli. Peki Mimarlar Odası’nda nasıl bir tablo öngörüyorsunuz? Ayrıca alternatif bir liste var mı?

A.Ü.: Şu anda yok. Cumartesi günü saat 16:45'e kadar ikinci bir liste bekliyoruz.

Ö.Ö.: Böyle bir beklentiniz var yani?

A.Ü.: Var.

Ö.Ö.: Böyle bir hazırlık olduğunu düşünüyorsunuz?

A.Ü.: Hazırlık olduğunu düşünüyorum, evet. Zor bir dönemden geçiyoruz. Ben bunu yalnızca Mimarlar Odası açısından değil, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği açısından da zor bir dönem olarak görüyorum. Biz aslında büyük bir şemsiyenin altındayız. Amerikalıların söylediği gibi, bir “mühendisler ordusu”, “mimarlar ordusu” kavramı vardır, buna Corps of Engineers derler ve bu çok önemli bir kavramdır. Özellikle afetlerde ve felaketlerde, mühendislerin ve mimarların birlikte hareket ederek sürecin üstesinden gelmesi fikri çok değerlidir.

Türkiye bunu 1960 Anayasası’yla birlikte kurumsallaştırmış bir ülkedir. Anayasal bir maddeyle Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği kurulmuştur. Bu, güzel bir anayasanın ürünü olan, güçlü ve özel bir kurumdur. Bu kurumun yok edilmesi - tıpkı barolarda, Tabipler Birliği’nde olduğu gibi - kabul edilemez. Bunlar çok önemli yapılardır, açıkçası ülkenin sübaplarıdır. Bunların etkisizleştirilmesi, içinin boşaltılması, bölünmesi ya da “fethedilmesi” son derece kritik ve tehlikeli girişimlerdir. Üstelik bunlar anayasal olarak da aykırıdır.

Ben bütün bunları ciddi bir suç olarak görüyorum. Bunun karşılığını toplum vermeli; daha doğrusu toplum adına bizlerin mücadele etmesi gerekiyor. Bu kurumlar için mücadele etmek zorundayız. Geriye başka bir yol kalmıyor. Bu anlamda bugüne baktığımda oldukça karamsarım ama genç mimarlarla, genç meslektaşlarımızla birlikte geleceğe dair çok umutluyum, tahmininizin ötesinde umutluyum.

Ö.M.: Evet, bu büyük bir mesele ve yalnızca Türkiye’ye özgü değil. Dünyada da demokrasinin giderek gerilemesi ve otoriter rejimlerin, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerinde de ağırlıklarını hissettirmeye başlamasıyla birlikte ortaya çıkan bir tablo olarak görülebilir.

A.Ü.: Evet, bu etkilenmeleri alıyoruz ama ben şahsen Türkiye’nin özel bir ülke olduğunu düşünüyorum. ABD'den gelen haberler iyi değil, tanıdıklarımızdan gelen haberler de öyle ancak bu bizi bağlamamalı. Biz farklı bir ülkeyiz; Avrupa’nın dibinde, kendine özgü bir yapısı olan bir ülkeyiz. Gelişmiş bir toplumsal yapımız var, kurumlarımız var. Cumhuriyet ile birlikte elde ettiğimiz bazı “sübaplar” hâlâ duruyor. Devletin içinde kalmış bir tortu gibi belki ama çalışan yapılar bunlar. Pek çok şey çalışmıyor olabilir ama bazı şeyler hâlâ işliyor: odalar çalışıyor, barolar çalışıyor, Tabipler Birliği çalışıyor. Dolayısıyla aslında bu meslek örgütleri Türkiye’yi ayakta tutuyor.

Ö.M.: Demokrasi mücadelesinin de temelini bu meslekler oluşturuyor.

A.Ü.: Kesinlikle ve sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Ö.M.: Son bir çağrınız var mı?

A.Ü.: Herkesi 22 Şubat’taki seçime davet ediyorum. Bunu bir şenlik havasına dönüştürelim. Demokratik ve toplumcu mimarlık anlayışıyla; katılımcı, çoğulcu bir yapıda, kimseyi ayırt etmeden, gruplara bölmeden, etnik kökene ya da cinsiyete bakmadan, birlikte yeni bir oda ve yeni bir dinamizm yaratmayı hedefliyoruz. Gençlerle deneyimli meslektaşları buluşturan bu yapıyla düşüncelerimizi 49. döneme taşımak istiyoruz. Tüm üyelerimizi sandık başına, seçime davet ediyorum.

Ö.M.: Çok teşekkür ederiz.

Ö.Ö.: Çok teşekkür ederiz.

Ö.M.: Mimarlar Odası Başkanı Prof. Alper Ünlü ile hafta sonu gerçekleşecek Mimarlar Odası seçimlerini konuştuk. 21 Şubat’ta Genel Kurul, 22 Şubat’ta ise seçim yapılacak. Süreci takip etmeye devam edeceğiz. Çok teşekkür ederiz.