Basından derlediğimiz çeşitli yazılar.

OHAL'in 3. kez uzatıldığı ve TBMM'nin Anayasa değişikliğini tartışmaya başladığı günlerde ülkemiz için hayati önemde olan bu konuda basından derlediğimiz yazılar.
Basından derlediğimiz çeşitli yazılar.

OHAL'in 3. kez uzatıldığı ve TBMM'nin Anayasa değişikliğini tartışmaya başladığı günlerde ülkemiz için hayati önemde olan bu konuda basından derlediğimiz yazılar.
Açık Gazete'nin Ekonomi Politik köşesinde Ali Bilge ile, 24 Haziran seçimlerine 1 hafta kala, AKP'nin bir iç toplantısına ait olan bir video kaydı sosyal medyada yayıldı. AKp tarafından yalanlanmayan bu videoda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "HDP'nin baraj altında bırakılması için her türlü koşulu yaratmamız lazım," şeklindeki sözleri ile birlikte Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan çatışmanın medyada ele alınış şeklini, Türkiye'nin 16 Nisan 2017 referandumundan bu yana, OHAL altında, "kuvvetler birliği" haline gelen rejimini dikkate alarak değerlendirdik: "Önümüzdeki seçim bu rejimin kalıcılaşması ya da bertaraf edilmesi arasında bir seçim olacak."
Bu ülkelerde seçim sandığından çıkan ve güçlenen despotluğaTürkiye'de halkın oylarıyla geçit verilmeyecek.
Halkın oylarıyla bunu yapabilirsek, despotluğa karşı demokrasi bayrağı Türkiye'de dalgalanırsa, biz de tarihimizde ilk kez demokrasi devrimi ile tanışmış oluruz.
Kuyruğu fena halde sıkışan iktidarın bu kadar bol keseden rüşvet ve ulufe dağıttığına, borç sildiğine, yolsuzluk usulsüzlüklerin üzerini çizdiğine, dile benden ne dilersen türünden böylesine uçuk ve yalan vaatlerde bulunduğuna bugüne kadar şahit olmamıştık.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, perşembe akşamı televizyon söyleşisinde, seçim kampanyası yorgunluğundan olacak, CHP’nin iki liderini karıştırdı; Bülent Ecevit ile ilgili olabilecek bir iddiasını, Sayın Erdal İnönü’ye bağladı: “İnönü bunların en yakın arkadaşıydı. Erdal İnönü’nün bunların okullarını ziyaret ettiğini iyi bilirim. Onların davetlerine katıldıklarını iyi bilirim. Gelsinler konuşalım”.
Erdoğan’ın gerçeklikle ilgisi olmayan açıklamalar yapmasına alışığız. Gazete arşivlerine başvurmaya gerek duymadan, Dolmabahçe Camii’nde içki içilmesinden, Kabataş’ta başörtülü bir kadına saldırıya, Kolomb öncesi devirde Küba’da cami bulunduğuna dek sayısız örnek verilebilir.
Çok basit iki sebeple. Birincisi: Cumhuriyet döneminin 2001’de başlatılan en önemli demokratik reformlarını 2003-04’te devam ettirdiği için; İkincisi: İktidardan düşmemek için bu reformları özellikle OHAL’de perişan etmek suretiyle, bu ülkede siyasal İslam’ın bir daha gelmesini ebediyen önleyecek muazzam bir antikoryarattığı için. Daha yakından bakalım.
Bakışlarımı kaçırıyorum. Bir an Ahmet Turan Alkan'la göz göze geliyoruz. "Boşver Hasan Cemal" diyor gülerek, "Biz alıştık artık..." Mümtazer Türköne bileklerini kelepçeye uzatırken bana gülümsüyor. Dün öğle vakti, Çağlayan Adliyesi.
Tutuklu yargılanan Selahattin Demirtaş'ın, 11-12-13 Nisan 2018 tarihlerinde Ankara Sincan'da görülen duruşmada yaptığı savunmanın tam metni:
Bu kafayla, bu yasakçı zihniyetle, ruhlara durmaksızın aşılanan nefretle barış içinde yaşanmaz.
Gazete’de yayımlanan kararla Özel Harekât Dairesi Başkanlığı’nın statüsü bir kez daha yükseltilerek, Özel Harekât Başkanlığı’na dönüştürüldü. Cumhurbaşkanlığı’nı korumakla görevli daire başkanlığı içinde bir Özel Harekât Şubesi kurulmasının, devlet güvenlik aygıtı içinde PÖH’ün yıllar içinde giderek artan önemiyle doğrudan bir ilişkisi var.
Şurası bir gerçektir ki, engellenmeye çalışılan faiz yükselmesinin bir numaralı nedeni sisteminin simgesi Tayyip Erdoğan’dır. Bu yüzdendir ki Tayyip Bey gitmeden ne dolar düşer ne de faizler. Çünkü özünde sorun dolar sorunu değil, Tayyip Erdoğan sorunudur.