İklim Kuşağı Konuşuyor'da Atlas Sarrafoğlu Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Global Sumud Filosu'nu ve İsrail güçlerinin uluslararası sulardaki müdahalesini ele alıyor. Hâlâ tecrit ve ağır şartlar altında gözaltında tutulan Saif Abukeshek ve Thiago Ávila'nın durumuna, insan hakları örgütlerinin tepkilerine ve diplomatik gelişmelere yakından bakıyoruz.
Merhaba sevgili Apaçık Radyo dinleyicileri!
İklim Kuşağı Konuşuyor programında bugün, Filistin’le dayanışma için yola çıkan aktivistlerin hikâyesini konuşacağız. Uluslararası sularda gerçekleşen müdahale, gözaltılar, insan hakları ihlali iddiaları ve dünyanın farklı yerlerinden yükselen dayanışma çağrıları; bugün yalnızca Gazze’de yaşananları değil, insan hakları, vicdan ve küresel direniş tartışmalarını da yeniden gündeme taşıyor.
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Global Sumud Filosu'na yönelik uluslararası sularda gerçekleştirilen müdahale, insan hakları ve uluslararası hukuk tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. İsrail güçleri tarafından durdurulan filoda yer alan yüzlerce aktivistin büyük bölümü serbest bırakılırken, aktivistler Saif Abukeshek ve Thiago Ávila hâlâ İsrail’de tutuluyor.
30 Nisan’da yola çıkan filonun 22 teknesi, Yunanistan’ın arama-kurtarma bölgesi içerisinde İsrail güçleri tarafından durduruldu. Aktivistler daha sonra Girit adasındaki bir limana götürüldü. İnsan hakları örgütleri ve hukukçular, müdahalenin uluslararası deniz hukukunu ihlal ettiğini savunurken, bazı aktivistlerin darp edildiği ve sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Filoda bulunan yaklaşık 175 aktivistin büyük bölümü daha sonra serbest bırakılırken, Saif Abukeshek ve Thiago Ávila İsrail’e götürülerek gözaltında tutulmaya devam edildi.
İsrail mahkemesi iki aktivistin gözaltı süresini önce üç gün ve geçtiğimiz pazartesi günü altı gün daha uzatırken, avukatları bunun “hukuka aykırı bir alıkoyma” olduğunu söylüyor. Aktivistlerin açlık grevinde olduğu ve tecrit koşullarında tutulduğu belirtiliyor. Aktivistlerin hukuki temsilcilerinden, Adalah Hukuk Merkezi'nden avukat Lubna Tuma ise tutuldukları koşulları “uluslararası hukuka göre işkence olarak tanımlanabilecek düzeyde şiddet” sözleriyle değerlendirdi. Avukatları, iki aktivistin darp edildiğini, ölümle tehdit edildiğini ve aşırı soğuk koşullarda tutulduğunu; hücrelerinden çıkarılırken gözlerinin bağlandığını ve sağlık kontrollerine dahi bu şekilde götürüldüklerini aktardı. İnsan hakları savunucuları, bu uygulamaların Filistin’le dayanışmayı kriminalize etmeye yönelik bir mesaj taşıdığını ifade ediyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları uzmanları da Saif Abukeshek ve Thiago Ávila’nın derhal ve koşulsuz biçimde serbest bırakılması çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada, Gazze’ye insani yardım ulaştırmaya çalışmanın suç olmadığı vurgulanırken, kötü muamele iddialarının soruşturulması istendi. Uzmanlar ayrıca İsrail’e Gazze ablukasını sona erdirme ve insani yardım girişine izin verme çağrısında da bulundu. Açıklamada, iki aktivistin herhangi bir resmi suçlama olmadan tutulmaya devam edilmesinin uluslararası insan hakları hukukuyla bağdaşmadığı ifade edildi.
Aktivistlerin durumuna ilişkin diplomatik girişimler de sürüyor. Geçtiğimiz salı günü İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, aktivist Saif Abukeshek’in eşi Sally Issa ile yüz yüze bir görüşme gerçekleştirdi. Şunu belirtmeliyim; Abukeshek Filistin kökenli, İspanya ve İsveç vatandaşı aynı zamanda. Görüşmenin ardından konuşan Issa, İspanya hükümetinin; eşi Saif Abukeshek ve Thiago Ávila’nın durumunu “son derece ciddi” şekilde ele aldığını söyledi. İspanya’nın Saif Abukeshek’in güvenli şekilde ülkeye döndürülmesi için gerekli tüm diplomatik girişimlerde bulunacağı da aktarıldı. Sally Issa ayrıca İsveç hükümetine yönelik eleştirilerde bulunarak, İsveç vatandaşı olan eşi Saif Abukeshek için yeterli diplomatik girişimde bulunulmadığını savundu. “İsveç neden vatandaşlarını korumaya istekli değil?” diye soran Issa, uluslararası baskının sürdürülmesi çağrısında bulundu. Issa’nın açıklamaları, Avrupa ülkelerinin Filistin konusunda izlediği farklı politikaların yeniden tartışılmasına neden oldu.
Gazze’ye doğru yola çıkmadan önce konuşan Saif Abukeshek ise Filistin’de yaşananların yalnızca Filistin halkını değil, tüm insanlığı ilgilendiren bir mesele olduğunu söylemişti. Abukeshek, Filistin için verilen mücadelenin “insanlığın savunusu” anlamına geldiğini belirterek, insanların gelecekte çocuklarına “Soykırımı durdurmak için ne yaptınız?” sorusuna cevap vermek zorunda kalacağını ifade etmişti. Hükümetlerin ve uluslararası kurumların yaşananlara ortak olduğunu düşündüğünü belirten Abukeshek, insanların sessiz kalmaması gerektiğini vurgulamıştı. Aktivist ayrıca savaşla bağlantılı şirketlere, silah üretimine ve hükümet politikalarına karşı küresel ölçekte daha güçlü bir sivil itaatsizlik çağrısında bulunmuştu. “Bugün harekete geçmezsek ve insanlığa dayatılan bu karanlık düzeni değiştirmezsek geleceğin ne olacağını bilmiyorum” sözleri, yolculuk öncesinde yaptığı son açıklamalardan biri olmuştu.
Geçtiğimiz yıl bir belgesel için konuşan Thiago Ávila ise Gazze’de yaşananların dünya genelinde büyük bir toplumsal ve psikolojik yıkıma yol açtığını söylemişti. Ávila, “Gazze’de öldürülen her çocukla birlikte insanların da içinde bir şeylerin öldüğünü” ifade ederek, yaşananların sıradanlaştırılmaya çalışıldığını savunmuştu. Filistin'deki savaşın doğa tahribatı, küresel eşitsizlik ve dünyanın farklı yerlerindeki hak ihlalleriyle bağlantılı olduğunu belirten aktivist, dayanışma ve kolektif mücadelenin önemine dikkat çekmişti. Öfkenin insanları harekete geçirebileceğini ancak umudun ve birlikte direnmenin mücadeleyi sürdüren asıl güç olduğunu söylemişti. “Birlikte yürüdüğümüzde kolektif bir güç yaratıyoruz” diyen Ávila, dünyanın farklı yerlerinde insanların aynı acıları paylaştığını ifade etmişti.
İsrail’in Ashdod kentine götürülerek zindanda tutulan Ávila’nın küçük kızına yazdığı mektup da kamuoyuyla paylaşıldı. Mektubunda kızına, “Senin dünyan daha güvenli olacak; çünkü birçok anne ve baba, daha iyi bir dünya kurabilmek adına her şeyini ortaya koymayı seçti” diye seslenen Ávila, Filistinli çocukların yaşadığı acılara dikkat çekti. Kızından uzak kalmanın kendisi için zor olduğunu söyleyen aktivist, buna rağmen insanların tarihsel bir sorumluluk hissettiğini ve bu nedenle harekete geçtiğini ifade etti. Kızının kendisini gitar çalan, ninniler söyleyen bir baba olarak hatırlamasını istediğini yazan Ávila, mektubunu “Lütfen Filistin’i unutma” sözleriyle sonlandırdı.
Geçtiğimiz çarşamba günü Thiago Ávila’nın annesi Teresa Regina’nın Brezilya’da kalp krizinden hayatını kaybettiği öğrenildi. 63 yaşındaki Teresa Regina uzun yıllardır ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu. Aktivistin annesinin ölüm haberinin Thiago’nun özgürlüğünden mahrum bırakıldığı sırada gelmesi destekçileri tarafından yaşanan trajedinin bir başka boyutu olarak değerlendirildi. Thiago’nun iki yaşında, Saif’in ise altı yaşında çocukları var. Bugün onlar çocuklarından uzakta, gözaltında tutuluyor; çünkü Gazze’deki çocukların yaşam hakkını savunmayı seçtiler. Verdikleri mücadele, yalnızca Filistin’le dayanışmanın değil, insan hakları, vicdan ve küresel direnişin de sembollerinden biri hâline geldi.
Ancak bugün Gazze’de yaşanan yıkımın ardında parçalanan binlerce aile ve tarifsiz acılar bulunuyor. İnsan hakları örgütlerine göre İsrail hapishanelerinde şu anda 9 binden fazla Filistinli tutuluyor ve bunların yüzlercesini çocuklar oluşturuyor. Gazze’de ise milyonlarca insan açlık, yoksulluk ve kuşatma koşulları altında yaşam mücadelesi veriyor.
Tüm bu yaşananların ardından geriye aynı soru kalıyor: Barış dolu bir gelecek için insanlar daha ne yapmalı? Ve dünya, çocukların öldürüldüğü, ailelerin yok olduğu, insanların açlık ve kuşatma altında yaşamaya zorlandığı bu gerçekliğe daha ne kadar sessiz kalacak?
İklim Kuşağı Konuşuyor için ayrılan sürenin sonuna geldik. Ben Atlas Sarrafoğlu. Bugün konuştuğumuz soruların cevap bulduğu, insanların özgürlüklerinden ve yaşam haklarından mahrum bırakılmadığı, barışın ve adaletin Gazze’ye yeniden ulaştığı günlere çok yakın olduğumuzu umarak programı kapatıyorum. Gelecek cuma yine Apaçık Radyo’da buluşana dek kendinize, sevdiklerinize ve tabii ki gezegenimize iyi bakın lütfen, gerçekten ihtiyacımız var.


